Hatırlatma
Yavuz abi bana Telefonumu verdi ve derin bir nefes alıp Feyzullahı aradım. Ilk çalışta açtı.
"Boncuğum neredesin ya arıyorum arıyorum açmıyorsun. (Aklıma şey geldi, nabıyon la arıyüm arıyüm açmıyün aldlfllfld)"
"Ya aşkım işim çıktı. Sen uyuyorsun diye rahatsız etmek istemedim. "
"Neredeydin? "
"Amcam doğurdu da..."
Feyzullah da dahil olmak üzere bütün tim "ne ?" Dedi. Evet yılın Oscarı bana. Amcam doğurdu... Tebrikler Su, her şeyi geçtim benim amcam yok. Yalan söyleyemiyorum telaşlıyken ne yapayım?
"Yani şey, kızsal bir iş, amcam doğurdu da şifre. Sen anlamazsın yani."
"Evet boncuğum anlamadım. Anlayacağım dilde anlat,"
"Of Feyzullah, kızsal dedim ya .. Sanane. Akşam gelirim bayy. "Deyip telefonu yüzüne kapattım.
Herkes bana uzaylı gibi bakarken Mücahit Abi "bir de bana değişik dersin yenge "deyince omuz silktim ve Nazloşa doğru yola devam ettik.
"Çaylar da geldiiii"diyerek hepimize çay servisi yaptı. Ateşse çapkınca gülüp "saol Nazlım"dedi. Ayaküstü oynaşıyorlar adamlara bak. Geldikten sonra bir duş alıp olanları anlatmıştım.
"Yavuz abi o kadın yakalandı mı?"
"Yakalandı, sorgusu yapılacak. "
Ateşin gözleri büyüdü ve "Komutanım hani ben girecektim? " dedi. Yavuz abi göz devirip "olum tamam dedik ya işte. " diye kızdı.
"Abi Feyzullah merak etmiştir ben gitsem mi artık yanına?"
Yavuz abi kafasını sallayıp "tamam" dedi. O arada Nazlı geldi. "Bebeğim yüzüne fondoten mi sürsek, malum Feyzullah Selin olayını bilmiyor."
Allahım o berbat fondoten günlerine geri mi döndük. Birlikte makyajımı yaptık, ben çıkarken Fethi de kalktı. "Ben de Eyleme geçeceğim, bırakayım seni. "
Birlikte arabaya bindik ve giderken çekinerek sordum. "Eyloyla küs müsünüz?" Derin bir nefes Alıp " evet" dedi,
Dik dik bakınca da "Evlilik teklifi ettim kabul etmedi"diye devam etti. Evlilik... Öf eylem neden kabul etmedin ya? Çok yakışıyorlar üstelik.
"E eylem triple bakıyordu."
"Kavga ettik ağır sözler söyledim. "
"Aferin Fethi, ne yapacaksın şimdi? "
"Ağır sözlerim için özür dileyeceğim, sonra da tamamen ayrılacağız. "
Ay ne demek ayrılacağız! Çok Üzgün göründüğü için bir şey demedim. Hastaneye gelince "Sıkma canını ani karar da verme. Siz seviyorsunuz birbirinizi. " dedim ve inip hastaneye girdim,
Gelince kapıyı aralayıp "canım." Dedim. Feyzullah beni görmesiyle yatakta dikleşmeye çalıştı. Hızlıca yanına gidip yardımcı oldum. "Ya niye hareket ediyorsun Feyzo, kır kıçını otur."
Bana ters ters bakıp "Neredesin kızım sen? Bir anda çıkıp gitmişsin öldüm meraktan!" Diye çıkıştı.
"Nazlı çağırdı, acil bir şey olmuş. "
"Ne olmuş? Iyi misiniz? "
"Feyzullah kızsal diyorum anlamıyor musun? Iyi bir sıkıntı yok. "
Ağzının içinde bir şey mırıldanıp bana dikkatle bakmaya başladı. Rahatsız olup ben de etrafa bakmaya başladım. "Makyaj mı yaptın sen? Fondoten mi diyorsunuz, o mu var yüzünde?"
Ben tam duvara bakarken gelen soruyla gözlerim kocaman oldu. Ya sen ne biliyorsun fondoteni? Sen de diğer erkekler gibi ruja rimel, fara allık falan desene! Allahım beni neyle sınıyorsun...
"Hafif bir şeyler yaptım. Öyle ağlarken gözaltlarım falan morarmıştı. Yakışmamış mı?"
"Yok yakışmış da, ben seni doğal daha çok beğeniyorum. "
Boğazımdaki şalı hafifçe gevşetip "bir daha yapmam."dedim.
3 HAFTA SONRA
Feyzullah bugün hastaneden çıkıyordu. Bu geçen süre içinde Fizyoterapi görmüştü. Başlarda yürüyemeyip zorlansa da hepimiz yanındaydık ve o da askerlik hevesiyle umudunu hiç kaybetmedi. Şimdi Ceylan gibi sekiyor yiğidim.
Bana gelirsek iki hafta içinde geçen yaralarıma her gün fondoten sürdüm. Yaralarım geçmişti ama o adamın bana tecavüz etmeye çalışması gözlerimin önünden gitmiyordu. Rüyalarımdaydı her gece.
Hastaneden çıkarmaya herkes gelmek istese de (özellikle Mücahit abi) sadece ben gidiyorum. Ben arabamdan inip resepsiyona ilerlemeyi düşünürken Feyzullahı hastane kapısında beklerken gördüm.
Şaşkınlıkla yanına gidip "canım? " dedim.
Beni görünce gözleri parlayan Feyzullah "boncuğum! " diyip sarıldı. Ayrılınca merakla ona bakıp "hayırdır sen neden buradasın? "Dedim.
"Sıkıldım odada, dışarda bekleyim dedim."
"İyi demişsin. "
"Eee ne yapıyoruz bugün? Malum bugün son boş günüm."
"Ben dinlenmek istersin diye düşünmüştüm. "
"Boncuğum 3 haftadır dinleniyorum zaten. Asker adamım ben. aksiyona alışkınım yatmaya değil. Çatlayacağım sıkıntıdan."
Adam haklı beyler, Dağılın. Dağda terörist öldüren adam hastanede örgü örecek neredeyse. Gıcıklık olsun diye naz yaptım.
"3 haftadır yanındayım, ama eğlendiremedik demek ki seni."
"Ya ne alakası var Su? Ben sade-" o telaşla kendini açıklamaya çalışırken ben kahkahalara boğuldum. Bana ters ters bakıp "Dalga mı geçiyon boncuğum ya?" Dedi,
Yanaklarını sıkıp aşık aşık baktım. Ya benim bu adamı içime sokasım öyle sevesim geliyor. Sevgim sığmıyor içime.
"Hadi karar ver nereye gidelim? "
Aklıma gelmiyor ki hiç derken , aha geldi. Aklıma gelen o harika fikirle gözlerim ışıldadı ve ellerimi çırptım. "Buldummm"
"Neden bana tehlikeli bir fikirmiş gibi geldi?"
"Tehlikeli değil ki , lunaparka gidelim diyecektim" dedim masum masum.
( Genjler lunapark klasiktir diyip geçmeyin. Neler yaşanır orada. Ne demişler old but gold)
"Lunapark mı?"
"Evet, lütfennnnn" diye yalvardım. Gözlerimi de kocaman açtım mı tamam. Bu bakışıma Feyzullah da dahil hiçkimse Hayır diyemedi bugüne kadar.
"Bile bile böyle bakıyorsun de mi? Hayır diyemeyeyim diye."
"Sonuç olarak işe yaradı. Hayır diyemeyeceksin de mi?"
"Ben evet desem de sen bu topuklularla ne yapacaksın?"
Ayağımdaki yüksek topuklu stilettolara baktım. Ay çok güzeldi dayanamadım giydim.
"Ben topukluyla doğmuşum, sıkıntı yok bana aşkım."
Gülüp "Allah allah" dedi ve burnumdan makas aldı. Eline vurup kızgınca "ya yapma şunu sevmiyorum. "Dedim.
Kolunu omzuma atıp diğer eliyle çok hafif burnuma vurdu ve "benim miniğim kızmış mı?" Dedi bebek sever gibi. Belini cimcikleyip "Feyzullah! !" Diye çığırınca kahkaha attı.
"Tamam tamam lunaparka gidelim hadi "dedi kulağını tutarak.
Hafifçe koluna vurup "sen varya eşeksin. "Dedim.
Ellerinden tutup onu arabaya çekiştirdim ve kapısını açıp "buyrun möysö" dedim. Kahkaha atıp beni belimden tuttu ve açık olan kapıyla arasına aldı.
"Benim senin kapını açmam gerekmiyor mu? "
Kıkırdayıp kısa boyum sayesinde kolunun altında çıktım ve sıkıştırdığı yerden kurtuldum. "Sen yaralısın. "Dedikten sonra arsızca onu süzüp "ayrıca Feyzullah Bey, evlenmeden sokak ortalarında araba köşelerinde sıkıştırma olmaz."
Saçlarımı havalı bir şekilde savurduktan sonra arabaya binerken arkamdan bir iç çekiş duydum.
"Eee lunapark diye tutturdun da Nerede gideceğiz? "
"Ya benim Deniz diye bir arkadaşım var, o bir yerde çalışıyordu. Oraya gideriz. Bedava bilet de hazır heheh"
"Bedava derken?" (Son bölümlerde Feyzullahın gelinlik bile almaması o kadar saçmaydı ki lunaparka götürememesi doğal )
"Ya bu lınaparklar çalışanlarına belli bir bilet veriyor her ay, garibimin de yükseklik korkusu var. Öyle bizim arkadaşlardan kim geliyorsa veriyor. "
"Ha, ilginç. Neyse uzak mı?"
"Yok ya 15 dakika bir şey yok. " dedikten sonra eğlenceli bir yolculuk oldu bizim için. Kısa bir süre sonra da geldik zaten.
Elele tutuşup büfeye gittik. Ilginc olan şey buralar resmen boştu. Deniz de sıkılmış olacak ki elinde telefon vardı. Beni görünce sevinçle kalkıp büfeye çıktı ve bana sarıldı.
"Ayy sukuşum hoşgeldin. Çatlayacaktım sıkıntıdan . Da, hayırdır? Bu beyfendi kim?"
Ben daha onu tanıtamadan Feyzullah atladı. "Feyzullah ben, suyun erkek arkadaşı."
"Ha Feyzullah sensin. Bahsetmişti su. Tanıştığıma memnun oldum. Deniz ben de ."
"Ben de memnun oldum."
"Sevgiliyle kaçamağa mı geldiniz Su Hanım?"
"Öyle de denebilir. Ee naptın Canla , nasılsınız?"
"Valla parçalı Bulutlu hayatım. Canın annesi beni istemiyor. Büyük olaylar var. Ama sen şimdi boşver. Sonranın gündemi bu. "
"Konuşuruz o zaman . Biz bilet alacaktık da."
"Kız benimkiler duruyor daha onları kullanın. Bekleyin getireyim. " dedi ve büfeden iki avuç dolusu biletle döndü.
"Deniz biz bu kadarı ne yapacağız ya? Çok bu bize birkaç tane yeter. "
"Aman alın işte uğraştırmayın beni. "
"Bu arada bura neden bu kadar boş? "
"Hava bol yağışlı ve gök gürültülü bebeğim. Ondan olabilir mi acaba? " dedi
Kısa bir sohbetten sonra denizin yanından ayrıldık. Feyzullah etrafa bir göz atıp bana döndü. "Eeee su hanım, ilk olarak neye binmek istersiniz? "
"Bilmiyorum ki ya, emin olamadım. "Dedim ve gözüme kestirdiğim çarpışan arabalara yöneldim. Feyzullah arabaları görünce "iyi bari atlı karınca demedin boncuğum. "Dedi. Gözlerimi devirip görevliye biletleri verdim ve Feyzullah ile farklı arabalara yöneldik.
Alanda çok fazla kişi olmasa da boş da değildi. Feyzullaha heyecanla "parçalayacağım olum seni. Bittin sen." Dedim . Feyzullah elini sallayıp "yav He He " dedi ve sürmeye başladı. Onunla birlikte ben de başladım.
Durmadan bana sertçe vuruyordu ve ben resmen savruluyordum. "Dana!!!"diye çığlık atıp arabamı sertçe üzerine sürdüm. O kahkahalarla gülerek kaçıyordu.
Ben tam ona vuracakken arkadan gelen darbeyle savruldum. Ayol hoşt, kim vurdu be! Ben bağıramadan Feyzullah sertçe "yavaş ol lan." Diye bağırdı.
Onun bu ürkütücü haliyle yerimden sıçrayıp "tamam aşkım, şey yapma. Oyun işte ."dedim.
"Ben tükürürüm onun oyununa . Az yavaş oynasın it. Acıdı mı?"
"Yok be böğrüm çıktı o kadar." Bakışını görünce arabayı kenara çektim ve indim.
"Şaka yaptım iyiyim. Sıkıldım ben başka bir şeye binelim. "
Arabalardan çıkmıştık ama Feyzullah hala sinirlendim arkasını dönüp bakıyordu. Elimle yüzünü kendime çevirdim." Ona bakma bana bak."
Çapkınca gülüp " senden gözümü alamıyorum ki zaten." Dedi. Senin ben ağzını yerim salak. Kocaman gülüp dönme dolabın önünde durdum. "Sıradaki durağımız burası" dedim
Yüzünü buruşturup "boncuğum sana yumuşak davransam da çelik gibi askerim ben. Ne dönme dolabı?" Dedi.
Sırtına iki kere vurup "bu çelik gibi asker birazdan pelüş ayı taşıyacak haberin yok. "Dedim. Mırın kırın etse de şu an dönme dolaptaydık.
Beni kolunun altına aldı ve etrafı izledik. Tam tepedeyken telefonunu çıkarıp resmimizi çekti.
"Görevde bakarım."
Bu söz resmen içime oturdu ve gözlerim dolarken boynuna sarıldım. Şaşırıp belime sarıldı. "Boncuğum ne oldu ?"
"Ne biliyim duygulandım. "
Yanağımı okşayınca mırıldandım. "Tam tepede öpüşsek ne güzel olur. Ethem yazmıyor bari Selma yazsın."
"Selma kim ya?"
"Ay onu boşver . Diyorum ki tam tepede de mi öpüşmeyeceğiz?"
"Boncuğum sen eskiden böyle değildin korkutma beni. Sürekli öpmek istemeler falan. "
Kırgınca ona baktım. "Seni çok seviyorum çünkü. Ama senin öyle bir derdin yok galiba. "
"Yav boncuğum ne alakası var! Seni düşündüğümden öpmüyorum. "
"Tebrikler. "
Kolunu omzuma atıp "küstün mü bana?" Dedi.
Elini tutup ittim ve "Hayır değilim ama bir daha bana dokunursan o elini Kırarım" dedim.
O arada ilk kez etrafa göz gezdirdim. Makine durmuştu ve herkes indiği için görevli bizi bekliyordu. Bağırdığımı farkedip sesimi alçalttım. "Neyse ne inip başka bir şeye binelim hadi. "
"Tamam prenses ama sen önce bir gül." Deyip yüzümü kendine çevirmeye çalıştı. Başta dirensem de gücüm yetmedi ve ona bakınca gülmemi tutamadım.
"Dana"
"Tamam ben danayım ama inelim hadi."
İndik ve Feyzullah "affetmen için ne yapayım?" Dedi. Ne istesem ki?
"Pamuk şekeri" dedim Nazlı bir şekilde.
"Baş üstüne komutanım" diyen Feyzullah koşarak pamuk şeker almaya gitti. Döndüğünde elinde kocaman bir pamuk şeker vardı. Ağzım kocaman açıldı ve elinden alıp heyecanla paketi açtım.
"Barıştık mı boncuğum?"
" He He , sus şunu yiyeceğim. "
Keyifle pamuk şekeri yedikten sonra üzerimdeki bakışlarla Feyzullaha döndüm. "Ne?"
"Dudağının kenarında kalmış."
Ben nerede diye soracakken bir anda eğilip kenardaki pamuk şekeri emdi. "Tamam geçti, yalnız yemekte haklısın çünkü bayağı lezzetli. " dedikten sonra göz kırpıp önden ilerledi.
Arkadan taklidini yaptım ve "taklidimi yapma yürü" diye seslendi. Tövbe Bismillah. Nereden gördü o ya? Kedi gibi yanına gittim.
"Arkada gözün mü var, süper kahraman falan mısın?"
"Hayır güzelim, TÜRK ASKERİYİM"
Cool askerim benim. Nasıl da havalı yürüyor boya posa bak maşallah. Allahım nazarlardan sakla. Yalnız bütün tim havalı ha. Yavuz abi, Fethi, Ateş, Aşık abi hatta o deli mücahit bile cool. Ama tabi benim Feyzom bir tane.
Kafamı çarptığım şeye bakınca Feyzullahın sırtı olduğunu farkettim. Neden durduğunu anlamak için karşıya bakınca gözlerimi kocaman açıp "Hayır olmaz! !" Dedim.
Feyzullah ise keyifle gülüp "evet olur" dedi.
"Ya Feyzullah korku tüneli bana göre değil. Sevmiyorum, tarzım değil."
"Ha korkmuyorsun yani?"
"Nalakası var şimdi? "
"Ben senin istediğin şeye bindim. Dönme dolaba bile. Sen de benimkine bineceksin. "
Oflasam da haklı olduğunu bildiğim için "tamam bileti verip geleyim. " dedim ve görevliye yöneldim. Sandalyede oturmuş telefonuyla oynuyordu.
"Şey pardon, ben korku tüneli için bilet alacaktım da " Kafasını kaldırıp baktı, sonra indirdi ve tekrar hızla kaldırdı. "Siz mi izleyeceksiniz hanımefendi? "
"Evet." Ayağa kalkıp dibime girdi. Hayırdır kardiiişşş?
"Sizin gibi güzel bir hanımefendi orada yalnız başına Korkmaz mı?"
Ay Istanbulun Backhingham kasabasından bu salak galiba, hanımefendi falan...
"Amaç korkmak değil mi? " yüzü düşse de bozuntuya vermedi.
"Öyle tabi ama yalnız binmeseniz daha iyi olur. Neyse ki bugün boşum. "
Siktir lan göt.
"Anlamadım? "
Elini saçıma atıp "diyorum ki korkmaman için ben sana sarılırım. " dedi. Sarılırım? Üstelik o el hala saçımda... Bu ne cesaret koç? Geri çekilince eli saçımdan çekildi.
"Bakın beyefendi, saçmalamayın lütfen. Sizi şu an anlamıyorum, anlamak da istemiyorum."
"Ben anlıyorum boncuğum. "
Duyduğum sesle gözümü kapatıp olacakları hayal etmek çalıştım. Görevli bir anda elimi tutup "hayırdır birader neyi anladın?" Deyince gözlerimi fal taşı gibi açıp elimize baktım. Aha kan çıkacak.
Feyzullah psikopatça gülüp " o eli çekmenin için sana 3 saniye veriyorum ." Dedi.
Yanımdaki manyak da kahkaha attı. "Çekmiyorum lan var mı?"
Feyzullah dudak büzüp "seni uyarmıştım. " dedi ve adam ne olduğunu anlamadan adama kafa attı ve düşmesine izin vermeden omuzlarından tutup karnına yumruk attı.
Ben çığlık atıp kolundan çekmeye çalışıyordum ama nafile. Bu sefer etraftaki insanlar da Feyzullahı tutmaya çalıştı ve 8 kişi anca tuttu. Kalıbına sağlık yiğidim.
Yanına hızla gidip telaşla suratına baktım.
"İyi misin? Acıyor mu bir yerin?"
"Su o adam nasıl senin elini tutuyor ya!"
"Ya Feyzullah ben de anlamadım. Şaşırdım zaten sen de gördün."
"Yok alamadım hırsımı gidip öldüreceğim. "
"Boşver sen o dangalağı. "
O sırada yanımıza birisi gelip " Kusura bakmayın, arkadaşlar onunla ilgileniyor." Temalı bir konuşma yaptı ve Özür diledi.
Biraz tartıştıktan sonra makineye bindik. Zaten karanlıktan korkuyorum sinirim bozuldu .
Biz ilerlerken Feyzullahın koluna yapışıp etrafa bakıyordum. Bir anda önüme çıkan iskeletle çığlık atıp koluna yapıştım. Feyzullah halime kahkaha atınca göğsü gümbürdedi.
Tünelin bitmesini beklerken üstümüze bir şey atıldı. Koluna Koala gibi sarılıp "o neğğğğ? " dedim. Kulağıma eğilip "yılann" deyince de derin bir oh çektim. Feyzullah rahatladığımı gördü.
"Yılan diyorum güzelim yılan."
"Duyuyorum Allaha Şükür"
"Korkmadın mı?"
"Yılandan korkmam, yalandan korktuğum kadar. " Dedim havalı bir şekilde.
"Vayyy güzel söz . Özgüvene bak."
"Ne sandın yiğidi- ağyyyyyyyyy" bir anda üstümüze maskeli bir şey gelince havalı sözümü yarıda bırakıp koluna yapıştım. Tünelin geri kalan kısmında da gözüm kapalı gittim.
Makina durunca Feyzullah saçımı okşayıp "geldik bayan korkak. "dedi. Bacaklarım titreyerek makinadan inip "sensin korkak in hadi"dedim.
Feyzullah rahatça makineden inip ellerini cebine koydu ve yanıma geldi. "Sen bir fena oldun sanki Boncuğum gitsek mi?"
"Gondola bilmeden asla gitmem ama gondoldan sonra gidebiliriz, yoruldum."
"Tamam prenses " dedi ve belimden tutarak oraya yönlendirdi. Gondol sırasından önümüzde iki şırfıntı Feyzullah bakarak kıkırdıyordu. Sinir katsayım yükselirken aklıma gelen fikirle Feyzullah a döndüm.
"Aşkım binmeden bir su alır mısın?"
"Tamam güzelim." dedi ve su alıp geldi. Biraz bekledikten sonra sıra bize geldi. Feyzullahın elini tutup kızlara dil çıkardım ve gondolda en arkaya bindik. Kızlar da önümüzdeydi.
Gondolda sallanmaya başlayınca benim de planım başladı. Tam tepede su şişesini açıp öne doğru sıktım. Sallantıdan dolayı bütün su kızların kafasına döküldü. Kızlar çığlık attı ve Feyzullah bana şokla baktı. Ben onların aksine kahkaha atıyordum.
Kız dönüp "ne yapıyorsun sen gerizekalı! " diye bağırdı. Ben de gözlerimi kısıp " elalemin sevgilisine bakarsan Allah çarpar öyle. Taş yağdırmadığına dua et." Dedim.
Feyzullah elimi sıkıp "kızlar kusura bakmayın, Özür dileriz. "Dedi.
Sinirle elimi çektim. "Ne özrü be! Bu şırfıntı Özür dilesin. Dön kız önüne!!"
Kız da "manyak" diyip önüne döndü. Ben sana manyağı gösterir, üstüne atlayıp seni lime lime etmeyi bilirdim ama dua et Gondol sallanıyor, düşerim. Bu salak için kendimi tehlikeye atamam.
"Boncuğum ne diye su atıyorsun kızlara? Kıskandın mı yoksa ."
"Valla ben en azından su atıyorum, senin gibi kafa değil. Henüz senin gibi olamıyorum, seviyene erişemedim Feyzullah Bey! Ayrıca tabi kıskanıcam sevgilimsin. "
"Su aynı şey mi benim attığım kafayla senin attığın su? (Bir cümleye iki su fazla lsöfövövöb) "
"Ne Farkı var? Bir de gidip Özür diledin ya kafayı yiyeceğim. Ama ben gidip Özür dilesem bugün dövdüğün adamdan , kan çıkardı."
"Çıkardı tabi. Benim sevgilimsin kızım sen. O dallamayı öldürmediğime dua et."
"Kıro. "
"Ha sevdiğimiz kızı kıskanınca Kıro olduk. Sen de bu kıroya aşık olduğuna göre ne oluyorsun?"
"Salak oluyorum Feyzullah. IQ seviyem şu öndekiler yüzünden yeterince düştü zaten."
Birkaç kere daha sallandık ve yavaşça durduk. Boyum kısa olduğu için gondoldan inemedim ve Feyzullah kahkaha tufanı eşliğinde ben kucağına alıp indirdi.
Yan yana yürürken sordum. " Nereye gidiyoz? "
"Otogara, arabayı alacağız."
Biz didişe didişe giderken arkadan duyduğum sesle Feyzullahı durdurdum. "Beyefendi! Hanımefendi! Bir dakika durur musunuz?"
"Feyzo bize sesleniyorlar galiba."
Feyzullah omzunun üstünden baktı ve koşarak gelen güvenlik görevlisini gördük.
"Hayırdır kardeş bize mi seslendin? "
"Evet beyefendi."
Feyzullah ne oldu dercesine bakınca adam konuştu.
"Hakkınızda şikayette bulunulmuş. "
Gözlerim kocaman olurken utançla sordum.
"Ne şikayeti?"
"Gondolda bir olay olmuş, hanım efendiler şikayetçi oldu. Sizi şuradaki kabine alırsak müdürümüz görüşmek istiyor. "
"Kabine derken, ne gerek var?"
"Beyefendi lütfen. "
"Hayır her şeye tamam da kabinde neden beklediğimizi anlayamıyorum. Dışarıda konuşulmuyor mu?"
"Zorluk çıkartmazsanız sevinirim yanlız."
Feyzullah tam itiraz edecekken elini sıkıp konuştum.
"Tamam geliyoruz." Feyzullaha bakıp "ne oluyor sana ya? Ne diye huysuzluk yapıyorsun?"
"Benim gözüm tutmadı bu herifi. Kabine çağırmalar falan, altı üstü lunaparktayız ne şikayeti ?"
"Saçmalama be. Adam seni kabinde sıkıştırır diye korktuysan ben seni korurum aşkımm. "
"İçim rahatladı Allah razı olsun senden. Bu adamda bir numara var ama hadi hayırlısı. "
Adam telefonunu düşürünce biz beklemeden devam ettik. Kabini kapısı kitli değildi. Önden Feyzullah arkadan ben girdim ve bizim girmemizle kapı sesi bir oldu.
Ben ne olduğunu anlamasam da Feyzullahın ifadesi beni korkutmuştu. Sesli küfür edip kapıya gitti ve açmaya çalıştı. Kapı kitliydi. Ay şimdi anladım. Pislik bizi buraya kilitlemiş.
Feyzullah pencerelere yöneldi ama orada tahtalar vardı. O onlar sökmeye çabalarken ben de ona yardım ettim.
"Dedim sana o adamda bir şey var diye"
"Neden bizi buraya kitledi? Ne çıkarı var ki?"
Feyzullah bilmiyorum dese de bildiğine adım kadar emindim fakat zorlamadım. Biz daha tahtaların yarısındayken burnuma gelen kokuyla duraksadım.
"Feyzullah burası ne kokuyor?"
"Rutubettir, şu odaya baksana."
"Ya öyle değil, böyle is gibi."
Feyzullah etrafı kokladı Sinirle kenardaki bibloya vurdu."yangın." O zamana kadar korkmayan ben bir anda telaşlandım ve gözlerimden yaşlar akmaya başladı.
"Ne diyorsun sen Feyzullah ne yangını?"
Feyzullah Tahtaları bırakıp yanıma geldi ve gözyaşlarımı sildi. "Çıkacağız güzelim buradan lütfen sakin ol."
"Ya ne sakinliği! Panik Atağım var benim bilmiyor musun?"
"Su biliyorum ama sakin olmak zorundayız yoksa buradan çıkamayız. "
"Komplo kurdu biri bize ben biliyorum. Çıkamayacağız buradan ölüp gideceğiz de mi?"
"Boncuğum sana söz veriyorum buradan sağ salim çıkacağız. Ama beni telaşa sokmaman lazım. Hadi gel bir an önce şu Tahtaları söküp çıkalım."
Kafamı sallayıp tahtalara yöneldim ve sökmeye devam ettim fakat delirmeme ramak vardı. Nefes alamıyordum ve is kokusu kendini gittikçe daha fazla belli ediyordu.
Son tahtada artık dayanamadım ve yere çöküp kafamı ellerimin arasına aldım. Hızlıca nefes alsam da o nefesi veremiyordum. Feyzullah da yanıma çöküp kafamı kollarımdan çekti.
Titrerken "Çıkamayacağız buradan biliyorum. Çıkamayacağız. .." diye sayıkladım. Feyzullah sertçe "Su sana söz verdim çıkacağız diye ama böyle yaparsan çıkamayız. Bak yangın iyice arttı çıkmazsak çok kötü olacak. Şuradan bir çıkalım ağlarsın, olur mu Boncuğum lütfen. "Dedi fakat sesi sonlara doğru yumuşamıştı ve alnını alnıma dayamıştı.
Birlikte kalkıp son tahtayı da söktük. Yangın her tarafı sarmıştı ve hemen çıkmazsak bir daha çıkamayacak gibiydik. Bir anda havalandığımı hissettim ve kendimi dışarıda buldum. Arkamdan da Feyzullah atladı. Temiz havayla göyaşlarım yanaklarımı üşüterek akmaya devam etti.
Yere çöküp isten dolayı öksürmeye başladım. Feyzullah çantamdan kızlara dökmek için aldırdığım suyu çıkardı ve kalanını saçlarımı okşayarak içirdi. Arada da " geçti boncuğum" diye sayıklıyordu.
Öksürmelerim azalınca beni kaldırıp "Su bize bunu yapan buradan gitmemiş olabilir. Hemen Yavuz Abilere gitmemiz gerek. Tehlikede olabiliriz." Dedi.
Silahını çıkarıp beni arkasına aldı ve temkinli adımlarla ilerledik. Bu anda gelen silah sesiyle çığlık attım ve Feyzullah da önüme iyice siper oldu.
O da ateş etmeye başladı. Ilk defa sevdiğim adamın bu halini görüyordum, çok korkunçtu. Zaten asker kızı da değildim Nazlı gibi, alışık değildim yani.
Etrafımızda adamlar belirmeye başladı ve Feyzullah bir yandan ateş ederken bir yandan da elimden tutup otogar doğru koştu. O an benim için dünya durmuş gibiydi . Sadece koşuyordum ve silah sesleri dışında hiçbir şey duymuyordum.
Yakınımdan geçen kurşunla "Feyzullah!" Diye çığlık attım. Beni hızla göğsüne bastırıp "bir şey yok, su tamam, gel otogara geldik hadi!" Diye telkin etti.
Kapının kilidini açınca anahtarı Feyzullaha verdim. O almadan beni şoför koltuğuna itti ve yanıma bindi.
"Sür."
"Anlamadım."
"Aşkım neyi anlamadın sür."
"Feyzullah benim ellerim titriyor kaza yaparız sen kullan."
"Olmaz su ben kenardan adamları engelleyeceğim hadi."
"Ama Fey-"
"Su HADİ!"
Titreyerek arabayı kullanmaya başladım ama onlar çok geçmeden arkamızdalardı. Bir anda arabanın canına gelen kurşunla korktum ve direksiyon hakimiyetini kaybettim. Feyzullah hemen direksiyonu kırdı ve kazayı engelledi.
"Feyzullah Özür dilerim, Özür dilerim."
"Ben Özür dilerim boncuğum sana bunları yaşattığım için. Hadi devam et bak birazdan bitecek."
Dedi ve cama çıkıp çatışmaya devam etti. Fakat aynen dediği gibi oldu, çok geçmeden çatışma durdu. Çünkü ana yola çıkmıştık ve her yer kalabalıktı.
15 dakika kadar sonra Baharın evine geldik. Bacaklarım titreyerek indim, baygınlık geçirmek üzereydim. Feyzullah bana Sıkıca sarıldı ve ağlamaklı tonda özür diledi.
"Ben çok özür dilerim, çok özür dilerim, su çok özür dilerim. Hepsi benim hatam."
"Senin bir suçun yok, ben seni suçlamıyorum sadece korktum panik atak olduğum için o kadar. Geçer birazdan."
"Su ben seni çok seviyorum. "
"Ben de seni Feyzullah."
Onun desteğiyle geldik ve kapıyı Bahar açtı. Beni görünce gözleri kocaman oldu.
"Su ne oldu sana?"
"Yenge Komutanım içeride mi?"
"Evet ama ne olu-"
Feyzullah gerisini dinlemeden içeri daldı. Bahar da bana yardımcı oldu ve birlikte girdik. Feyzullah Yavuz Abiye her şey anlattı, böylece Bahar da duymuş oldu.
Yavuz abi gergince " şerefsizlere bak. Feyzullah hemen Erdem abiye anlatmamız gerekiyor. Üstüme değiştireyim çıkalım ."dedi.
Giderken Feyzullah uzunca alnımı öptü. "Boncuğum ben hemen geleceğim, sen lütfen sakin ol. Yenge Su sana emanet"
"Merak etme sen . Su bende"
Onlar gidince sakinleşmek için yemek yaptık ve sohbet ettik. Akşama doğru Feyzullah aradı.
"Su.
"Hayatım, naptınız?
"Sana bir şey soracağım. "
"Tabiki sor."
"Neden kaçırıldığını bana söylemedin?"
Helloooo! On yıl sonra nihayet dediğinizi dur gibiyim ama bomba gibi 3400 kelimeyle geldim. Merak etmeyin sövmek serbest.
Sınav haftam yeni bitti . Hatta bugün bitti ve ben biter bitmez yayınladım. Aslında bölümü daha önce yazdım ama wattpad sildi, ben de hem zamansızlıktan hem de sinirden yazmadım.
Hatırlıyorum daha önce bu bölümde aksiyon olmayacak demiştim ama yazmadan duramıyorum slflflggllg. En çok da sizleri özledim birtanelerim. Burnumda tüttünüz bee.
Son söz bölümü harika değil miydi yaaa, Feyzo nasıl telşalandı. Ve Fethinin o vuruşlarına aşık oldum. Suyun da ben gibi klostrofobisi varmış öğrenmiş olduk.
Neyse daha fazla uzatmayayım. Son bir soru diğer bölümde aksiyon olsun mu olmasın mı?
Yorumlarınızı deli gibi merak edip bekliyorum lütfen hayalet okuyucu olmayın.
Sizi çoook seviyorum♥♥♥