Bu bölüm;
jbmine,
selenatorirem,
pinkmarshmellow,
KartlaiceTutku,
kremsantisever,
b_nisa21786,
CansuMalik7,
elifnur2013,
-LittleBlazckStar- ,
LouisinHavucu342,
BuıketMalik7
Ve
xxxDreamerGirlxxx 'e
İthaftır...
İyi Okumalar...
***
Hiç bir şey demedi. Diyemezdi de zaten. Beni 'ölü' olarak göstermek de ne demek? Keşke gerçekten ölseymişim.
Zayn'in telefonu çaldığında göz ucuyla ona baktım. Oflayıp telefonunu cebinden çıkarttı.
"Konuş." Tam da Zayn'e göre bir telefon açma tarzı değil mi? Kesinlikle öyle!
"Ne demek gitmiş ya? Size kontrol edin demedim mi onu?! Ne diye size bırakıyorsam! Kapa çeneni!" Sinirle telefonu kapattı. Kimden bahsediyordu ki? Bana ne! Kesin o çok önemli düşmanlarından biridir.
"Benim çıkmam lazım. Gece gelirim." Dudağıma minik bir öpücük kondurup dışarı çıktı. Gece gelicek bir de! En azından akşam gelebilirdi. Ne yapıcam ki ben şimdi tek başıma? Keşke Ashley burada olsaydı. Bana bir fikir verirdi. Ya da ne biliyim intikam meselesini falan konuşurduk.
İntikam alacak mısınız derseniz. Tabii ki alacağım! Sizin ailenizi sevdiğiniz adam öldürse intikam alır mıydınız? Yoksa onunla birlikte olmaya devam mı ederdiniz?
İntikam alırdınız değil mi?
Bende!
Ama benim alacağım intikam da bir farklılık var!
Ben onunla birlikteyken intikam alacağım!
Kapıya doğru yürüyüp Edward'a bağırdım. Tek başıma bir şey yapamayacağıma göre?
Koşarak yanıma geldi.
"Bir sorun mu var efendim?" Bana efendim dememesini söylemiştim.
"Elena de." Gülümsedi. Gülümsemesine karşılık göz devirdim. Kapının önünden çekilip geçmesi için beklemeye başladım.
"Bir şey mi oldu?" İlla bir şey olması mı lazım?
"Canım sıkıldı. Belki birlikte oynarız diye düşündüm." Çocuklar gibi dudak büzdüm. Gülümsedi. Sanki koruma olmak için fazla yakışıklı.
"Zayn Bey'in emri var. Sizinle bir sorun olmadığı sürece konuşamam." Bey mi? Ne zamandan beri Katillere bey deniliyor?
"Bu bir emir. Her türlü sorumluluğu üzerime alıyorum." Kahkaha atıp içeri girdi. O girince kapıyı kapattım.
"Ne yapmayı seversin?" Koltuğa oturup bana döndü.
"Basketbol ve futbol oynardım eskiden." Karşısına oturdum.
"Şimdi neden oynamıyorsun?" Burukça gülümseyip başını eğdi.
"Babam'ın iş yeri iflas edince çalışmak zorunda kaldım." Cümlesi bitince başını kaldırdı. Gözlerinin içi parlıyordu.
"Zayn bunu biliyor mu?" Başını olumlu anlamda salladı. Biliyor ve çalıştırıyor mu? Bu konuyu Zayn'le konuşacağım.
"O zaman basketbol maçına ne dersin?" Kahkaha attı.
"Sizi her türlü yenerim, efen--- Elena" Gülümsedim. Bana alışması lazımdı. Zayn beni yalnız bıraktığı sürece onunlaydım.
"Ha-ha. Göreceğiz. Seni yenebilirim." Onu yenerdim. Kesinlikle.
Ayağa kalkıp odama ilerledim. Üstümdekileri çıkartıp üstüme sporcu atletimi ve altıma da mini short giydim. Zayn'in kıyafetlerinden bir short ve t-shirt alıp aşağıya indim.
"Bunları giy. Onlarla maç yapamayız." O elimdekileri aldığında ben dışarı çıkıp basketbol sahasına ilerledim.
Basketbol pek oynamazdım. Ama babam öğretmişti ben küçükken. Her hafta sonu parka gelip sırayla atış yapardık.
"Yenilmeye hazır ol, güzelim." Edward'ın sesiyle kendime gelip o'na döndüm.
"Asıl sen hazır ol." Elimdeki topu ona attım. Anında yakalayıp sektirmeye başladı.
"25 yapan alır." Başımı salladım. Topu sektirmeye başladığında maça başladığımızı anladım.
***
Son atışı da yaptığında maçı kazanmıştı.
"Sana demiştim, güzelim." Somurtarak sahaya uzandım.
"Bu kadar iyi olduğunu bilmiyordum." Yanıma gelip oturdu.
"Sende fena değildin." Hah! Fena değilmişim! Eğer ki 5-6 yıl basketbol oynamasaymışsın seni de yenerdim ben!
"Şansın vardı" Kahkaha attı. Haklı değildim. Kesinlikle basketbol da iyiydi.
"25- 15 bitti maç Elena. Şansım bu kadar iyi olamaz ya?" Gülümseyip yerim de doğruldum.
"En azından 15 atış yaptım." Elindeki suyu bana uzattı.
"Beş atışı kendi potana attın." Kahkaha atıp ona sarıldım.
"Tebrikler.. İyi bir maçtı." O'da sarılışıma karşılık verdi. Güneş daha yeni batıyordu. Yavaşça ayrıldım.
Arkamdan gelen alkış sesiyle o tarafa doğru döndüm. İçimden Zayn olmaması için Tanrı'ya dua ediyordum. Tam olarak döndüğümde karşımda Zayn'i gördüm. Dişlerini sıkmış ve kaşları ise çatılmıştı.
Bir kere dualarımı kabul etsen Tanrı'm? Kabul, çok dindar bir insan değilim ama bir kere olsa beni geri çevirmesen çok iyi olur.
Bize doğru yaklaşmaya başladığın da Edward ayağa kalktı. Elimi tutup beni de kaldırdığın da tebessüm ettim.
"Edward, senin arkadaşın değil Elena! O senin koruman!" Dişlerinin arasından tısladığında bir adım geri attım.
"Edward benim arkadaşım Zayn." Sesim normaline göre biraz kısık çıkmıştı. Ama Zayn'den korkuyordum. Bana her şeyi yapabilirdi.
Edward'a döndüm.
"Sen gidebilirsin. Devamını ben hallederim." İtiraz edecekken önüme döndüm. Zayn tam dibimde duruyordu. Sakindi. Ve bu beni daha çok korkutuyordu.
Fırtına Öncesi Sessizlik Gibi...
"O'nunla burada, bu kıyafetlerle, bu saatte ne yapıyordun!?" Üstüme doğru kükrediğinde geri sendeledim.
Arkamda kimse olmadığına göre Edward gitmişti.
"Basketbol oynuyorduk." Tekrardan önüme geldiğinde geri adım atacakken kolumu tutup uzaklaşmamı engelledi.
"Korumanla mı basketbol oynuyordun?"
"Eğer ki evde dursaydın seninle oynardım!" Dişlerimin arasından tısladığım da tekrardan dişlerini sıktı.
"Her evden gittiğim de aynı şeyi mi yapacaksın?" Gitme o zaman sende! Sevgilim değil misin? Yanımda dur!
"Bu gün çok sıkılmıştım o yüzden çağırdım o'nu." Sırıttı ve elini belime koyup beni kendine bastırdı.
"Sıkılıyorsun öyle mi?" Hemde çok!
"Evet.." Ellerimi göğsüne koyup o'u ittirdim. Bir adım geri gittim.
"Edward gidiyor Elena! Kiminle yakınlaşırsan hepsini kovdururum!" Ne? Hayır! Edward olmazdı! Onun çalışması lazımdı. Arkasını dönüp giderken olağan gücümle bağırdım.
"Eğer Edward'ı kovarsan bir daha beni göremezsin!" Hızla bana döndü. Ellerini yumruk haline getirmişti. Ve gözleri -taptığım gözleri- artık siyaha dönmüştü.
"O'nunla aranda ne var!"
Normalde yarın yükliyecektim ama 5,000 okuyucu olmuşuz :o Ve ben de size hediye olarak yazıyım dedim :DD
Unutmayın; ne kadar uzun yorum o kadar uzun ve erken gelen yeni bölüm...
Uzun yorum yazanları yerim abi :*