DAVETSİZ MİSAFİR

By FatmaGlkaya390

7.3K 3.4K 667

Elif küçükken annesini bir trafik kazasında kaybeden genç bir kızdır. Takma ismi 'İyilik Meleği' dir. Elif, b... More

Giriş Bölümü
Başrol karakter tanıtımları ve alıntılar
1.Bölüm: No.1
2.Bölüm: Gözlerini Kapat.
4.Bölüm: Son Veda.
5.Bölüm: Aşk dediğin.
6.Bölüm:Hayaller ve Gerçekler.
7.Bölüm:Su.
8.Bölüm: Yaktım Gemileri.
9.Bölüm: Kıskanmalar.
10.Bölüm:Dönsün dünya tersine.
11.Bölüm: Kaza.
12. Bölüm: Güneşin Doğuşu.
13.Bölüm: Yağmur.
14.Bölüm: Yabancı Gibi.
15.Bölüm: 20 Nisan.
16.Bölüm: Dans Edelim Mi?
17.Bölüm: Kar Küresi.
18.Bölüm: Seni Seviyorum.
19.Bölüm: Dünyanın En Güzel Kızı.
20.Bölüm: Sana Aşığım.
21.Bölüm: Ateş İle Barut.
22.Bölüm: Kırmızı Bileklik.
23.Bölüm: Gece Ve Gündüz.
24.Bölüm:Elif'in Satırları.
25.Bölüm:Dört Duvar Arasında.
26.Bölüm:Arda Ve Elif'in Devri.
27.Bölüm:Işık.
28.Bölüm:Aşk Kazası.
29.Bölüm: Masal. (Final)
SONSÖZ
Duyuru

3.Bölüm: Küçük Umutlar.

329 158 28
By FatmaGlkaya390

Merhaba canımın içleriii, nasılsınız?

Bugün bomba gibi bomba bir bölümle karşınızdayım zaten başlıktan da anlaşacağı üzerine. O zaman hepinize iyi okumalar^^^

3.Bölüm: Küçük Umutlar.
"Benim umut edecek bir tarafım kalmadı artık..."

Arda'yla tanışmamın, bu binaya ve mahalleye taşınmamın üzerinden üç gün geçti. İnsanlar bana ne kadar alışamazsalar bile ben onlara ısındım. Bazıları için, "Baba parası." Bazıları içinde, "Para manyağı." Hiçbir şekilde takmadım. Ama inanıyordum ki onlar beni, ben onlara bayılacağım.

"Neyi hayal edeyim?" dedim hâlâ gözlerim kapalı şekilde Arda'nın ne yaptığını anlamaya çalışıyorum.

"Hayal et..." Sadece bu kelimeyi söylüyordu başka ağzından hiçbir kelime çıkmıyordu.

"İşte bende onu soruyorum Arda. Neyi hayal edeyim? Bir şey söyle ona göre hayal edeyim."

"Aklına ne geliyorsa..." Daha fazla dayanamadım ve gözlerimi açtım.

"Ay, Arda ne demek istediğini hiç anlamadım." Arda tekrardan aynı şekilde yerine oturdu.

"Asıl sana 'ay' Elif, sana burada diyorum ki hayal et sende bana ne hayal edeyim diyorsun!"

"Ama ne hayal edeyim söylemiyorsun!" Asuman Abla elinde çaylar ve tatlılarla içeriye girdi.

"Evet tazelenmiş çaylarınız ve tatlılarınız geldi!" Asuman Abla bana tatlıyla çayımı uzattı.

"Ellerine sağlık Asuman Ablacığım."

"Afiyet olsun Elif'çiğim." Çay içtik, tatlımızı yedik, gülüp eğlendik. Asuman Abla çok samimi bir kadın olduğu için onunla konuşmaktan çok keyif almıştım.

"Her şey için çok teşekkür ederim." Diyerek ayağa kalktım.

"Otursaydın ya kızım sohbetimiz güzeldi." dedi Asuman Abla ayağa kalkarak.

"Bir dahaki gelişimizde artık. Çok teşekkür ederim her şey için, iyi geceler." Üçümüzde kapıya doğru yöneldik.

"İyi geceler kızım. Böyle gel olur mu? Benim de evde canı çok sıkılıyordu. Vakit buldukça birbirimize gider geliriz."

"Tabii ki de. Zaten benim burada tanıdığım tek kişi sizsiniz." Asuman Abla yüzüme gülümsedi.

"İyi geceler kızım."

"İyi geceler." dedim ve kendi evime çıktım. Direk banyoma gittim ve saçlarımı, makyajlarımı çıkardım. Saçlarımı düzelttiğim de kafam acıyordu. Normal de olsa banyo ederdim ama o kadar yorgundum ki banyoya girmeye bile üşenmiştim. Sadece makyajımı çıkardığım da yüzümü yıkadım başka da bir şey yapmadım. Odama geldim ev hamam gibiydi şort ve askılı crop giyip yattım.

Sabah kalktığım da kendimi çok halsiz ve yorgun hissediyordum.

Günaydın Elif, bugün yorgunsun herhalde?

Evet İç Ses.

Sizi bununla daha önceden tanıştırmam gerekirdi ama tanıştıramadım. Kendisi benim iç sesim.

Fazla şeylere karışmam bu da en sevdiğim tarafıdır.

İsteyerek olmasa da yataktan kalktım. Bugün dükkânıma Sinem de geleceği için işim biraz da olsa hafifleyecekti. Üstüme bir siyah crop, altıma da siyah, parlak tayt giydim. Saçlarımı da iki yandan balıksırtı yaptım. Hiçbir şey yiyesim yoktu. Eğer yeseydim net kusardım. Evden çıkmış, arabaya doğru giderken Sinem aradı. Arabama doğru giderken bir yandan da Sinem'in telefonunu açtım.

"Alo, günaydın kuzum. Ne yapıyorsun?" dedim gülümseyerek.

"Günaydın kuzum, bugün senin dükkânına geleceğim için hazırlanıyordum. Sen ne yapıyorsun?"

"Bende şimdi evden erken çıktım. Eşyalar gelecek bugün saat on bir gibi o yüzden onlar gelmeden temizlemek istedim."

"İki saate bitirebilir misin ki?"

"Dükkân küçük olduğu için biter. Bitiririm ben onu."

"Sen öyle diyorsan öyledir kuzum." dedi, "O zaman ben kapatıyorum. Dükkân da görüşürüz."

"Görüşürüz." Arabama bindim ve dükkâna sürmeye başladım. Temizlik yüzünden yorulacağım kesindi ve ben bu tehlikeyi göze alarak gidiyordum.

Dükkânım da bir sevmediğim şey var o da yayınevimin kahvehanenin çaprazında olmasıydı. Pis pis sigara kokuları, saçma sapan adamların bağırış sesleri geliyordu. Yayınevine geldiğim de hemen arabamı kapının önüne koydum. Bagajından temizlik malzemelerini indirdim. Anahtarımla yayınevinin kepenklerini açtım sonra da kapısını açtım. Herkes dükkânını yeni yeni açıyor yeni yeni düzene sokuyordu.

Temizlik malzemelerini aldım ve derin bir nefes aldım. Açıkçası korkmuyor değildim. Nereden başlasam diye ortalığa bakınıyordum. İlk yerlerden başlama kararı aldım. Mopu aldım ve yerleri baştan sona silmeye başladım. Duvarları sildim. Yırtılan, dökülen şeyleri alıp çöp poşetine attım.

İki saat içinde dükkân tertemiz oldu. Son olarak bir de içine kokulu parfümden sıktım. Dışarıya çıktım ve nakliyeciyi beklemeye başladım. Çaprazım da kıyafet dükkânın da çalışan ablayı gördüm.

"Kolay gelsin abla!"

"Sağ ol kızım. Sana da kolay gelsin." İlk defa birisi benim söylediğim bir şeye karşılık vermişti. Şaşırmıştım.

Nakliyeci bir saat sonra geldi. Çalışanlar aldığım eşyaları içeriye koydular sonra da gittiler. Tam yerleştireceğim sırada Sinem beni aradı.

"Efendim canım?"

"Bir tanem benim geldiğim yerde bir kahvehane var. Oradan nereye gideceğim."

"Ben çıkıyorum bekle." dedim ve çıktım. Sinem'in arabasını gördüğüm de o tarafa el salladım. Sinem telefonu kapattı ve arabayı benim arabamın arkasına park etmeye çalıştı. Park ettiğin de koşarak yanıma geldi ve bana sarıldı.

"Sinem çok özledim seni!"

"Bende seni çok özledim!" Sarılmaktan ayrıldı ve beraber içeriye geçtik. Sinem yayınevimi inceledi. Sonra da yerleştirmeye başladık. Yeni yeni güzel kitaplar sipariş ettim. Camın önüne rafın üzerine koydum. Bir buçuk saat sonra işimiz bitti ve yeni sipariş ettiğim koltuklara oturduk.

"Sinem acaba şuradaki kahvehaneden kahve istesem getirirler mi?"

"Bilmem ki..."

"Yine de bir şansımızı deneyelim." dedim ve kalkıp onların oraya gittim. Tam da aslında kahvehane sayılmaz çay ve kahve içilir bir yer. Oraya gittim.

"Kolay gelsin ben hemen şuradaki dükkâna iki tane sade Türk kahvesi alabilir miyim?"

"Tabii, getiririm ben size."

"Tamam, çok teşekkür ederim, kolay gelsin."

"Sağ olun." Tekrardan yayınevimin balkon gibi bir yerine gittim. Sinem bana gülerek bakıyordu.

"Ee? N'aptın anlaşabildin mi elin kahvehanecisiyle?" Sinem göz göre göre benimle dalga geçiyordu.

"Anlaştım Sinem'ciğim."

"İyi bari." Dediğinde hâlâ gülmeye devam ediyordu. Kısa bir süre sonra kahvehane de bağırma sesleri duyduk. Telaşla Sinem ile oturduğumuz yerden kalktık.

"Vay Ceyhun kardeşim!" Bağırış seslerinin geldiği yöne baktığımız da bağırın Arda'ydı.

"Arda kardeşim! Ne yapıyorsun?"

"İyi kardeş." Sertçe sandalyeyi çekip oturmuştu Arda. "Bana da bir orta şekerli Türk kahvesi."

Arda'nın görünüşü bu kadar kaba birisi değildi. Tamam, görünüş önemli değil de bana davranınca da öyle gözükmüyordu. Gerçek maskesi ortaya çıktı.

"Arda." dedim şaşkınlıkla.

"Arda kim?" diye sordu Sinem merakla.

"Kiracımız." dedim ve koltuğa oturdum. Kahvehanedeki Ceyhun elinde iki tane Türk kahvesiyle geldi.

"Buyurun, afiyet olsun."

"Teşekkür ederim. Ne kadardı?" Sağıma döndüm ve çantamdan cüzdanımı çıkardım.

"Bunlar da bizden olsun."

"Çok teşekkür ederim."

"Afiyet olsun." dedi. Ceyhun'un gözleri Sinem'e kaydı. Birkaç dakika baktı ve kafasını hızla sağ ve sol olmak üzere salladı.

"Afiyet olsun." dedi tekrardan ve gitti.

"Sinem, Ceyhun'un sana nasıl baktığını gördün mü?"

"Ne alakası var canım?"

"İyi, hadi bakalım..." Gülüşerek bir yandan sohbet ediyor bir yandan da etrafa bakınıyorduk.

"Sinem buradan bize gidelim mi?" diye sordum.

"Olur, gideriz..." Biz balkonda otururken gelen geçen insanlar kitaplara bakıyorlardı. Kendisini bilmediğim bir kız çocuğu geldi ve heyecanla bana sarıldı.

"Elif Abla!" Ben de kızın sarılmasına karşılık verdim. "Seni buralar da hiç bilmiyordum. Nasılsın?"

"İyiyim Abla'cığım sen nasılsın?"

"Güneşin Doğuşu kitabının ikinci perdesini almaya geldim." Ayağa kalktım.

"Öyle mi?"

"Evet. Instagram hikâyende gördüm yeni taşınmışsın ben de hemen annemle geldim buraya."

"Hoş geldin. Gel bak 'Güneşin Doğuşu'nun ikinci perdesi seni bekliyor. Adını söyler misin bana?"

"Selinay."

"Çok güzelmiş ismin." Selinay ile birlikte içeriye geçtik ve benim rafımdan kitabımı aldım.

"Al bakalım."

"Ne kadar?"

"Parasını istemiyorum. Ben sana bunu hediye olarak verdim."

"Ama olmaz ki..."

"Olur ki..."

"Teşekkür ederim." Deyip sarıldık.

"Rica ederim." Sarılmasına karşılık verdim.

"Görüşürüz." dedi.

"Görüşürüz." dedim.Tekrardan oturduğum koltuğa yöneldim.

"Çok sevenin varmış..." dedi Sinem hayranlıkla.

"Onlar sayesinde zaten ben yazarım, onlar olmasaydı ben hayatta yazar olamazdım." Sinem yüzüme gururla gülümsedi.

Akşam olmuştu. Sinem ile arabalarımıza bindik. Ben önden, Sinem arkamdan gelerek benim evime geldik. İkimizde arabalarımızı uygun yerlere park ettik. Arabadan indiğimiz de Sinem kafasını apartmana doğru çekildi.

"Vay, villa evden apartman evi, muhteşem!"

"Çok güzel biliyor musun?"

"Biliyorum biliyorum bilmez miyim?" Sinem gülerek dalga geçer suratla bakıyordu. Beraber apartmanın içine girdik. Eve geldiğim de derin bir rahatlama nefesi verdim.

"Evim, evim güzel evim." dedim. Sinem evi gezmeye başladı.

"Güzelmiş." Bir şey söylemedim sadece gülümsedim.

"Hadi, gel, salona geçelim." Beraber salona geçtik.

"Valla Elif'çiğim evini çok beğendim tatlım, güle güle otur."

"Teşekkür ederim canım." dedim ve gülümsedim. "Bak şimdi çok güzel bir film var Mona Achache'nin bir filmi var 'La Herisson (Yaşamaya Değer.)' çok güzel diye yazıyor yorumlarında, onu izleyelim mi?"

"Konusu ne ki?"

"Umut..." Kalkıp televizyonun yanına gittim CD'yi takmaya çalışıyordum.

"Sende de keşke biraz umut olsa."

"Kusura bakma ama bende umut yok. Ulaşılamıyor..."

"Bak arkadaşım var seni çok beğenmiş, bir görüşseniz, konuşsanız, nasıl olurdu?" Geçmişimi altüst edenlerden birisi de buydu.

"Biliyorsun önceden ne yaşadığımı..."

"Doğru, kusura bakma." dedi Sinem mahcup ve üzgünlükle.

"Sevgili günlük,

Artık benim umut edecek bir tarafım kalmadı, umutlarımı çaldılar... Umut etmek istiyorum bir gün diyorum her şey eski haline dönecek ama yok geri tekrardan umudum kaçıyor... İnsanlara güvenmek istiyorum ama güvenemiyorum. Belki de tek sorun benim insanlara güvenmeyişimdir, bilemiyorum... Sana yemin ederim artık hiçbir şey bilmiyorum. Buradan geçmiş hayatıma ve şimdiki hayatıma sesleniyorum! Sizden çok özür dilerim hayatlarım, kendimi yaktığım gibi sizi de yaktım... Çok özür dilerim..."

Bugünlük benden bu kadardı aşklarım, şimdi yeni bölümü yazmaya gidiyorum. Güzel yorumlarınızı ve beğenilerinizi bekliyorum. Sınavlardan sonra tekrardan sizinle olacağım.İki kitap yürütmeyi planlıyorum onu da tam yazdığım da sizlere yayımlamış olacağım. 30 Mayıs'dan sonra görüşürüz.  Sizi seviyorum<3

Continue Reading

You'll Also Like

420 78 26
"Bazen birinin ölmesi, onun gittiği anlamına gelmez." Çünkü bazı insanlar bedenleriyle değil, bıraktıklarıyla kalır. Ve bazı ölümler, bir başlangıçtı...
12.4K 1K 8
Gördüğü kişi ile gözleri yerinden çıkıcak gibi hissetti. Kadını dikkatlice izleyerek gerçekten o olup olmadığını sorguladı. Bu gerçekten oydu. Komuta...
2M 87.6K 35
14 yaşında yazdığım bir hikaye. Birçok eksik var farkındayım. Ancak lütfen, 14. En azından burada dursun, 14 yaşında iyi iş çıkardığımı düşünüyordu...
1.2K 256 12
"...Savcı, sadece torbaya konulan minik cesede bakıyordu. Olay yeri inceleme ekipleri acilen bu minik cesedi hastaneye sevk etmek için hızlı davranıy...
Wattpad App - Unlock exclusive features