iki dünya | bxb

By wjeonn_

759 131 29

Uykuya hazırlanıp yastığa başımı koyduğumda o an içimde yıllar önceki hisler tekrardan ortaya çıktı. "Lütfen... More

giriş
bir
iki
üç
dört
beş
altı
yedi
sekiz
dokuz
on bir
on iki
on üç
on dört
on beş
on altı
on yedi
on sekiz
on dokuz
yirmi
yirmi bir
yirmi iki

on

22 7 0
By wjeonn_

Yavaşça önüme döndüm çünkü konser başlıyordu.

Herkes ayakta olduğu için sahneyi göremesem de ben de heyecanlıydım. Ama hayır. Heyecanım gruptan dolayı değil, yanımdaki Barış'tan dolayıydı.

"Konuşmayacak mısın?" diye bağırdı duymam için.

Elimle kalabalığı gösterdim. Daha sonra ben de bağırdım onun gibi.

"Sonra konuşalım."

Sahneye çıkan grubu herkes deliler gibi alkışladı, ıslık çaldılar. Sezgin'i göremiyordum bile. Sanırım önlerdeydi.

Grup bilinen şarkıları söylemeye başladığında herkes eşlik etmeye başladı. Elbette ben de şarkıları biliyordum ama herkesin yaptığı gibi yapmak yerine içimden eşlik ettim.

Barış ise etrafına bakınıyordu sadece. Birkaç sefer ona bakışlarım kaymıştı ve karşılaştığım manzara gülümsememi sağlarken o, o kadar masum duruyordu ki.

Birkaç şarkı daha söylendi. İnsanlar durdukları yerden dans ettiler, ezbere bildikleri sözleri bağıra bağıra söylediler.

Daha sonra grubun solisti konuşma yapmak için mikrofonu eline aldı. Yani etraftaki sessizlikten öyle anlamıştım. Neyseki çok geçmeden doğru düşündüğümü anladım.

"Burada bu kadar gençle birlikte olmak çok güzel." demişti. "Yaşıtlarımı görmek güzel hissettirdi."

Herkes güldüğünde ben de gülümsedim.

"Açıkçası söylediğim tüm şarkılar sevdiğim kız içindi."

Kalabalıktan nidalar yükseldi.

"Onunla ayrılmıştık 3 yıl önce ve ayrılığımızın 2. haftasında bir trafik kazasına kurban gitti. Açıkçası onunla barışmayı düşünüyordum. Ama işler pek de istediğim gibi gerçekleşmedi."

Bir süre sessiz kaldı. O konuşmadığı için etraftaki insanlar da susmuştu. Söylediği şeyleri dikkatle dinliyordum. Herkes ondan çıkacakları merak ediyordu adeta.

"Küs bir şekilde bu hayattan gitti ve kendime hala kırgınım bu konuda. Keşkeleri hiç sevmiyorum ama keşke o zamana geri dönebilsem ve her şeyi düzeltebilsem." Tekrardan sessiz kaldığında istemsiz bir şekilde yutkundum.

"Ama şimdi bile hala söylediğim tüm şarkıları ona armağan ediyorum. Bir yerlerden beni izlediğine eminim Elif'im. Seni çok seviyorum."

Kalabalık onu alkışladı bir süre. Hatta gördüğüm kadarıyla kimisi bu konuşmadan çok etkilenmiş yaşlı gözlerini siliyordu.

"Size demem o ki 3 günlük dünya. Bugün hayalini kurup başka bir güne ertelediğimiz her şey için geç olabilir. Barışmak için, eğlenmek için, aşk için.
O yüzden kırmayın birbirinizi. Küsmeyin. Sevdiğinize söyleyin sevginizi. Öpün, sarılın, birlikte olun."

Herkes tekrardan alkışlarken içim acımıştı. Haklıydı. Birbirimizi kırmaya gerek yoktu, üzmeye, kızmaya, küsmeye hiç gerek yoktu.

Yerdeki elimde hissettiğim baskıyla bakışlarımı kalabalıktan alıp yere yönlendirdim. Barış'ın ince uzun parmaklarını elimin üstünde görmemle derin bir nefes aldım.

Yutkunarak yavaşça Barış'ın yüzüne baktım. Bana bakıyordu o da. Kahverengi gözleri sakindi, hüzünlüydü.

"Konuşalım." dedim.
"Lütfen konuşalım Barış."

Bunu dememi bekliyormuş gibi hemen ayağa kalkarak elini uzattı kalkmam için. Elini tutarak ben de yerden kalktım. O an ikimiz de aslında oradan kalktıktan sonra bazı şeylerin eskisi gibi olmayacağını biliyorduk. Farkında olmadan o benim elimi tuttuğunda bir kapı aralamıştı bir şeylere.

Hiç beklemeden sabah yalnız kaldığım yere götürdüm onu. Burası da ışıklardan dolayı aydınlıktı ama hiç kimse yoktu bu sefer. Herkes ön taraftaydı.

Barış'la karşı karşıya durduğumuzda yere baktım. Onun hala bana baktığını hissedebiliyordum.

"Yüzüme bak Oğuz."

İtaatkar ses tonuna karşı ona doğru baktım. Dudağını ısırıp konuşmaya başladı.

"Niye böyle davranıyorsun?"

Bu sefer yüzümde sebebini bilmediğim kırgın bir gülümseme oluştu. Bakışlarımı yüzünde gezdirirken o sadece gözlerimin içine bakıyordu.

"Nasıl davranıyorum?" dedim yavaşça.

Elini saçlarından geçirdi. Derin bir nefes aldı açıklamak için. Açıkçası çok sakin durmuyordu. Aramızdaki bu gereksiz tartışma saatlerdir beni strese soktuğu gibi onu da kötü anlamda etkilemişti anlaşılan.

" 'Neden ben de geliyorum' diye sana sorduğumda sen bana insanlarla tanışmam gerektiğini söylemiştin. Ben de tamam dedim. En başından beri dışarıda çok gözükmemem gerektiğini düşünüyordun haklı olarak. Korkuyorduk çünkü. Ve sen birden fikrini değiştirip korkunu yendiğinde ben de yendim senin sayende. Bu yüzden kabul ettim. Bilmediğim bir okulda bilmediğim insanlar içinde sana yardım etmek için nefret ettiğim limonatayı sattım. Sırf içimdeki sana karşı anlayamadığım çekimden dolayı." Saçlarını hızlıca saçlarının arasından geçirirdi. Sonrasında kısaca güldü.

"Ama ufak bir satış sırasında Sena ile konuştuğum zaman verdiğin tepkiye bak. Sürekli böyle mi yapacaksın? Madem küseceksin getirmeseydin beni buraya."

Gözlerimi kapatıp onunki kadar derince bir nefes aldım. Diyeceklerimi toplamaya çalıştım. O an gereksiz bir tepki vermiştim belki de. Şu an bunları fark ediyordum ve nasıl toparlayacağım hakkında fikrim yoktu.

"Sana insanlarla tanış dedim. Flörtleş demedim Barış. Neden sevgili yapmaya çalışıyorsun ki? Ne gerek var?"

Güldü. Sinirinden güldü.

"Sen beni kıskanıyorsun." dedi.

Kollarımı göğsümde birleştirdim ve dinlemeye devam ettim.

"O yüzden Sena ile konuşmama böyle bir tepki verdin. Çünkü Sena'nın yaklaşımı başkaydı. Benim de ona karşılık vermemden tedirgin oldun."

Kabul mü etmeliydim söylediklerini?

"Bir şey söyle Oğuz!"

"Tamam evet! Kıskandım. Çünkü Sena ile flörtleşmeni istemiyorum. Kimseyle flörtleşmeni istemiyorum. Seni bir başkasıyla paylaşmak istemiyorum. Burada kaldığın süre boyunca sadece benimle olmanı istiyorum."

Bir solukta söylediğim şeylerden sonra nefes nefese kalmış bir şekilde Barış'a baktım. Yavaş yavaş söylediğim şeyleri idrak etmeye başladığımda kısık bir küfür eşliğinde gözlerimi sıkıca yumdum. Ta ki Barış konuşmaya başlayana kadar.

"Oğuz sana o gün de söylemiştim. Sen varken bir başkasının arkadaşlığına ya da herhangi bir şeyine ihtiyacım yok."

"O zaman neden bugün Sena öyle şeyler söylediğinde bir şey demedin?" Sesim kısık çıkmıştı. Üzülmüştüm bugün. Şimdi sadece onun yalan da olsa içimi rahatlatacak birkaç cümlesine ihtiyacım vardı.

"Ne diyeceğimi bilemedim çünkü. Gözlemlediğim kadarıyla da gururlu bir kız ve kırılabilirdi. Kırmadan nasıl konuşacağımı bilemedim. Sen de çekip gittin."

Yanağımın içini ısırıp ona baktım.

"Özür dilerim Oğuz. Seninle küs kalmak istemiyorum."

Gözleri sakince bakıyordu artık. İkimizin de nefes alışları normale dönmüştü.

O yüzden kırmayın birbirinizi. Küsmeyin. Sevdiğinize söyleyin sevginizi. Öpün, sarılın, birlikte olun.

Aklımda dolandı bu cümleler. Yarın ne olacağını bilmiyordum. Bilmiyorduk. Barış ne zaman gidecekti, bir daha onu görebilecek miydim? Hiçbir şeyi bilmiyordum.

İçimde gün geçtikçe ona karşı büyüyen bir çekim, tutku vardı. O her güldüğünde hafifçe kısılan gözleri, saçları her önüne geldiğinde geriye atması, gözlüklerini sürekli düzeltme ihtiyacı ve ona dair en küçük şey bile heyecanlanmama sebep oluyordu.

Basit bir etkilenme diye düşünsem de sanırım bundan fazlasıydı. Ve ben bu fazla olan duyguyu ertelemek istemedim.

O yüzden sadece anı yaşamak istedim. Yavaşça ilerleyerek aramızdaki mesafeyi kapattım. Tam karşısında durduğumda gözlerine uzun uzun baktım.

Daha sonra yavaşça gözlerimi gözlerinden çektim ve dudaklarına doğru çevirdim.

İçimdeki bu his çocukluk kahramanıma duyduğum hayranlıktan çok farklı bir şeydi. Ona duyduğum bu çekim sadece ilgi gibi basit bir sözcükle anlatılacak bir şey değildi.

Ondan hoşlanıyordum. Hem de deliler gibi.

Daha fazla dayanamayarak aramızdaki mesafeyi kapattım dudaklarım ile. Dudaklarımı bastırdığım dudakları sıcacıktı.

İlk birkaç saniye sadece öyle durdum çünkü ne tepki vereceğini bilmiyordum. Beni itebilirdi değil mi?

Ama düşündüğüm gibi olmadı. Barış belimden tutarak kendisine daha da yaklaştırdı ve dudaklarını hareket ettirmeye başladı.

İstediğim tepkiyi almamdan ötürü dudaklarım iki yana kıvrıldı ve ben de ona karşılık verdim.

Mutluydum. Hem de çok. Karnımda kelebekler uçuşuyor muydu yoksa çiftleşiyor muydu bilmiyorum ama bir şeyler olduğu kesindi.

Dudakları yumuşacıktı. Cennetimi bulmuştum yıllar sonra. Hiçbir şey böyle hissettirmemişti.

Belimdeki eli orayı okşarken ben de onun ensesine götürdüm ellerimi. Saçlarıyla oynadım bir süre. Zaten yumuşak duran tutamları ellerimle kesinlikle yumuşak olduğunu kanıtlamıştım.

Ve nefessiz kalana kadar öpüştük. Yavaşça birbirimizden ayrıldığımızda ikimizin de yüzünde aptalca bir gülümseme vardı.

Elimi enseme götürüp ona baktım. O da gözlerini bir an olsun benden ayırmadı.

"3 günlük dünya." dedim sessizliği bozarak.

"3 günlük dünya." dedi o da hemen ardımdan.

Daha sonra sağ eliyle ellerimden birisini tuttu ve gözlerime baktı.

"Tanımadığım bir yerdeyim ve eve nasıl gideceğim bilmiyorum. Ama yanımda sen varken gerçekten korkmuyorum. Tamam ilk başlarda korkuyordum ama artık seninleyken iyi hissediyorum. O yüzden gerçekten başka birisine ihtiyacım yok. Lütfen benden uzaklaşma."

Kurmuş olduğu cümleler zihnime kazınırken tek yapabildiğim içten bir gülümseme sunmak oldu.

"Seni kırdıysam özür dilerim." dedim ben de.

Kollarıyla bedenimi sardığında gözlerimi kapatıp kokusunu içime çektim.

Kalbim manyak gibi atıyordu onunlayken.

Bana karşı nasıl hissettiğini az çok anlamıştım bugün. Sanırım bundan sonra aramızdaki ilişki arkadaşça kalmayacaktı.

Buradan ne zaman gidecekti bilmiyordum ama gidene kadar onunla birlikte olmak istiyordum. Hayatımın en güzel zamanlarını onunla birlikte geçirmek istiyordum.

"Söz veriyorum yalnız kalmayacaksın." diye fısıldadım kulağına.

"Asla yalnız kalmayacaksın."

-•-

Kısa bir bölüm oldu. Çok fazla uzatmak istemediğim için yazdım artık. Çabuk mu oldu bilemiyorum ama uzatmaya da gerek yoktu ya. Hem çocuklarımı artık bu şekilde anlatmak istiyorum 🥺💚

Continue Reading

You'll Also Like

335K 27.8K 92
Bir sabah uyandığımda işe gitmek için hazırlanıyordum. Daha sonra heyecanla takip ettiğim internet romanının yeni bölümünün geldiğini gördüm. Yeni bö...
21.9K 236 1
İşin yorgunluğuyla yatağa uzanan Sofia, gözlerini kapattığı anda kendini bambaşka bir evrende bulur. Bu dünya; kasvetli gölgelerin ve nostaljik bir h...
14.4K 762 38
"Bir krallığın görkemi, son bir Omeganın çalınan nefesi üzerine kurulu." Sarayın karanlık mahzenlerin de sessizce feda edilen o genç, kendisine biçil...
36.6K 2.7K 28
Geçirdiği kaza sonucunda gözlerini başka bir evrende açacağını nerden bilebilirdi ki? ___________________________________________ Gözlerimin üzerind...
Wattpad App - Unlock exclusive features