Uzun bir aradan sonra okullar nihayet açılmıştı. Okulun ilk günü. Daha önceden samimi olduğum 3 diğer arkadaşımla birlikte okul koridorunda yürüyoruz. Sınıf defterini almak için gittiğimiz müdür yardımcısının odasında birini görüyoruz. Bu yüzü bir yerden hatırlıyoruz . Fakat kim bir türlü çıkaramıyorduk. Sonra gün içerisinde çocuğu takip etmeye karar verdik. O ise sanki birinden saklanıyor gibiydi. Siyah ceket. Siyah pantolon. Siyah sweat giymişti. Saçları dalgalı ve uzundu. O gün onun okulun bodrum katına indiğini gördük. Okulu keşfediyor olmalı diye düşünerek takip etmedik. O hafta sınıfta ki diğer arkadaşlarımızla kaynaştık ve öğretmenlere alışmaya başlıyorduk.
Günlerden salı…
En yakın arkadaşlarımla okulun sahasına indik ve biraz turladık. Daha sonra lavaboya gitmek üzere aralarından ayrıldım. Fakat yine o çocuğu gördüm. Yine siyah ceketini giymiş. Siyah pantolonunu giymişti.saçları gözlerini kapatıyordu. Onu yine bodrum kata inerken gördüm. Bu sefer onu takip etmeye karar verdim. O adım adım ilerlerken sanki hedefinde bir yer varmışçasına hızlı adımlarla ilerliyordu. O kadar sessizdi ki kalbimin atışını ve nefes alıp verişimi duyabiliyordum. Arkamdan gelen sesle irkildim ve arkama baktım kimse yoktu. Kafamı geri çevirdiğimde yok olmuştu. Her yerde onu aramama rağmen onu bulamıyordum. Sanki yer yarılmıştı ve içine girmişti. Tam o sırada zil çalmıştı ve sınıfa gitmem gerekiyordu. Arkamda biri vardı! Onun nefes alış verişini hissedebiliyordum. Fakat, fakat çok hoş bir parfüm kokusu vardı. Arkama dönemedim çünkü kas katı kesilmiştim sanki. Yaklaşık 2 dakika sonra yavaşça arkama döndüm. Gitmişti. Hızla sınıfımın olduğu kata ilerliyordum. Arkadaşlarım beni tenefüste bulamadıkları için :
-nerdeydin? Lavaboya baktık ama orda yoktun dediler.
Eğer olanları söylersem belkide bana kızacaklardı. Tek başıma bodrum kata inmemem gerekirdi. Kızmasalar bile onlarda gelmek isteyecekerdi fakat o beni görmüştü. Şimdi arkadaşlarımıda görürse bu sefer başıma iş alabilirdim. Pek tekin birine benzemiyordu nede olsa. Bende dedim ki:
-lavabonun yerini karıştırmışım sanırım kayboldum. Demkele yetindim ve sessizce sırama geçtim.
Kendimi garip hissediyordum. Çünkü daha önce kalbim hiç bu şekilde atmıyordu. Çok korkmuştum. Yaptığım yanlıştı evet ama merakıma engel olamıyorum.
Son dersimiz fizikti. Yavaşça eşyalarımı toplamaya başladım ve sanırım heycanım ve korkum yüzüme vuruyordu ki arkadaşlarım bende bir gariplik olduğunu hissetmişti.
-iyi misin? Korkmuş gibisin. Dediler
Biraz kekeleyerek
-i.. İyiyim. Sadece biraz midem bulanıyor.
Dedim.
Okuldan sonra arkadaşlarımla eve yürürken o çocuğu aklımdan çıkaramıyordum. Hatta yolda birine çarpmıştım. Eve geldik karnımı doyurdum ve sonra günün tekrarını yaptım. Biraz soru çözüp dinlendikten sonra telefona bakmak için yatağıma uzandım. Tam o sırada en yakın arkadaşımdan gelen bir görüntülü arama vardı.telefonu açtım şöyle bir diyalog gerçekleşti :
Manolya: hey daha iyi misin? Bugün çok kötü görünüyordun.
Buğlem: evet. Umarım daha iyisindir.
Açelya: sende bir gariplik var ve sen bişeyler bir şey saklıyorsun!!!
Ben: hayır. Ben bir şey saklamıyorum. Sadece biraz yorgundum .
Buğlem: bize her şeyi anlatabileceğini biliyorsun değil mi?
Manolya: evet. Bizden bir şey saklama.
Ben: hayır sizden bir şey saklamıyorum gerçekten arkadaşlar. Ee siz nasılsınız?
Manolya:iyiyiz.
Açelya:aaaaaaa
Buğlem:noldu
Ben: hayırdır?
Manolya:bizi merakta bırakma.
Açelya: en sevdiğim şarkıcı türkiye ye geliyor!!!
Ben : yaa çok sevindim. Ee konser ne zaman?
Açelya: haftaya çarşamba
Buğlem:gidiyor muyuz?
Manolya: neden olmasın…
Saat 23.00 di. İyi geceler dedikten sonra telefonu kapattım ve uyumaya çalıştım. Bir türlü aklımdan çıkmıyordu. Kimdi o?
Çarşamba günü okula gittiğimde onu hiç görmedim. Hatta bodruma inmeyi düşünmüştüm ama bundan vazgeçtim. Belkide hiç bulaşmamalıydım. Bakalım beni ne bekliyor dedikten sonra tenefüse çıktık. Okulun önünde ki banklardan birine oturduk ve etrafı izliyorduk. Sanki biri beni izliyordu. Sürekli. Biri tarafından izledndiğimi düşündüğüm için sürekli etrafıma bakıyordum. Fakat kimseyi göremiyordum. 1 dakika.!! O da ne?!! Okulun 3.katında ki pencerede biri vardı ve bana bakıyordu! Onu fark ettiğimi anlayınca geri çekildi. Sınıfa gidiyorduk. Bir koku…. Bu koku çok tanıdıktı. O çocuk! Hemen etrafıma baktım ama yoktu. Peki bu koku nerden geliyordu? Yakın bir zamanda burdan geçmişti. Heycandan kalbim durmak üzereydi…..biyoloji dersine yetişmek için koşmaya başladım. Ders bittiğinde toparlandık ve okuldan çıktık. Arkadaşlarımla konuşarak ilerliyorduk ki bir anda durdum. Yine aynı koku… AmAman allahım şimdide beni takip mi ediyordu! Çok korkmuştum. Sanırım artık arkadaşlarıma söylemenin vakti gelmişti. Size söylemem gereken bir şey var!!
Tam o sırada karşıda birini gördüm. Bu oydu. Dolmuşa binmek için bekliyordu. Ah! Yanlış alarm. Manolya:bize ne söyleyeceksin?
Ben: ödev. Ödevleri. Yani ödevler ne? Bunu soracaktım.
Gittikçe garip davranmaya başlıyordum ve arkadaşlarım şüphelenmeye başlamıştı.
Buğlem: melike! Artık yeter
Ben:n ne neyden bahsediyorsun?
Buğlem:bizden daha ne kadar saklayacaksın?
Ben: neyden bahsediyorsun anlamıyorum!
Buğlem:eğer bize söylemeyeceksen ben gidiyorum. Birbirimizden bir şey saklayamayız. Biz en yakın arkadaşlarız. Bu yaptığın hoş değil.
Ben : bir dakika ne oluyor. Ben sizden bişey saklamıyorum. Neden böyle davranıyorsun?
Buğlem0:2 gündür çok garip davranıyorsun artık söylemelisin.
Ben: HASTAYIM. evet bu kadar. Hastayım ve midem bulanıyor, başım dönüyor, dikkatim çok dağınık. Dedim ve aralarından ayrıldım.
Eve gittiğimde kendimi çok kötü hissediyordum.bir kahve yaptım. Biraz tv izledikten sonra uyuya kalmışım. Saat 22.00 a gelirken kapı çaldı. Zil sesine uyanmıştım. Annemin yaptığı kurabiye kokusu evi sarmıştı. Kapıyı açtığımda karşımda ansızın gelen arkadaşlarımı gördüm. Onları içeri aldıktan sonra herkese kurabiye ikram ettim ve odama çıktık. Sabah yaşanan olay adına birbirimizi kırdığımız için özür diledik ve dedim ki:
-sizden bir şey saklamıyorum arkadaşlar sadece dediğim gibi kendimi kendimi pek iyi hissetmiyorum. Bu kadar. Fazlası yok.
-tamam seni zorladığım için özür dilerim.
Biraz müzik açtık, dans ettik, kitap okuduk…
Saat 24.00 e gelirken bizde kalmaları için arkadaşlarımı ikna etmeye çalışıyordum. Fakat hazırlıksız geldikleri için gitmek zorunda kaldılar.
Sonraki gün okulda ne o kokuyu, ne de o çocuğu hiç görmedim. O gün biraz daha iyi hissediyordum. Dersler hakkında yaşadığım zorluğu arkadaşlarım sayesinde yeniyordum ve onlar bana her alanda destek olduğu için onları çok seviyordum. Teneffüste kantinden tost aldık ve biraz oturduk. Havadan sudan konuştuktan sonra sınıfa çıktık. Derslerin sonunda parka gitmeye karar verdik. Ailelerimize haber verdikten sonra parka gittik. Parkta yaklaşık 1 saat kaldıktan sonra dağıldık. Eve gidince yine derslerimi çalıştım. Yemek yedim. Ve uyudum. Sonra ki gün okulda turlarken onu gördüm. Bu sefer onunla tanışmaya kararlıydım. Onu takip etmeye başladım. Bu sefer bodruma inmiyordu. En üst kata çıkıyordu. Sessiz adımlarla arkasından ilerledim. İşte yine aynısı oluyor ortadan kayboldu!!!! Koridorda ilerlemeye devam ediyordum. Bir ses geldi. Bir eşya düşmüş gibiydi. Korkmuştum. Yavaşça sesin geldiği yöne ilerliyordum. Sınıfın kapısı aralıktı. İçeri girmek için kapıyı yavaşça açmamla sırtımı sert bir şekilde duvara çarpmam bir oldu. İşte burda. Saçları gözlerini kapatıyordu. Göremiyordum.fakat nefes alış verişini duyabiliyordum. Daha önce kimseyle bu kadar yakın olmamıştım. Bir eliyle bağırmamam için ağzımı kapatırken diğer eliyle kolumu tutuyordu. Biraz çırpındım ama o kadar güçlüydü ki kıpırdayamıyordum bile. Bir kaç dakika boyunca sert bir şekilde duvarda bekledikten sonra bir anda bıraktı. Yere yığılmıştım ve kıpırdayamıyordum. Sırtım çok acıyordu. Gözümden yaş geldiğini hissetmiştim.ben yerde acı çekerken o beni izliyordu.boyu benden uzundu. Yaklaşık 30 cm falan vardır.
-ne bakıyorsun be. Diye bağırdım. Sesim yankı yapmıştı. Son katın neden boş olduğu hakkında bilgim yoktu.
-neden beni takip ediyorsun! dedi
-seni takip etmiyorum!
-hayır ediyorsun.
-sen kimsin!!!
Cevap vermedi. Kalkmam için elini uzattı. Sanırım bileğimi burkmuştu. Elimin üstüne basarak kalmak istedim. Sonuçta o brnim canımı yaktı uzattığı eli tutamazdım. Tam kalkayım derken acıyla bağırarak. Senin yüzünden dedim.
-ben bişey yapmadım sen çok çelimsiz çıktın. Dedi.
-okuldayız haberin var mı senin. Ne yaptığını sanıyorsun?!!
-tabii ki böyle tanışmamalıydık diye söylenirken bir yandan bana doğru geliyordu. Yavaşça arkama geçip beni kaldırdı.
-ah. Saol. Bir an burda bırakıp gideceksin sandım!
- o kadar da değil
-a doğru bileğimi incittin, ayrıca sırtım acıyor. İnsan olmadığını düşünmüştüm.
- tamam.
-ne tamam. Napıyorsun sen ya!
- bak güzelim. Beni takip etmeyi bırak. Sadece bana ait olan bir şeyi arıyorum.
-ne gibi? Dedim ve bir yandan üstümde ki tozları siliyordum.
-seni ilgilendirmeyen şeyler mesela. dedi.
Eliyle saçlarını geri attı. Yok artık. Hayır. Kendine hakim ol melike. Asla. Asla ona aşık olma. Sakın. Onu tanımıyorsun bile. O çok sert biri. Hayır. Böyke bir hata yapma.
-bu olanları müdüre anlatsam? Yada aileme? Yada senin ailene?? Ne olabilir ki?!
Az önce biraz yumuşamış surat ifadesi bir anda sertleşti. Bana doğru gelmeye başladı. Yavaş yavaş ciddi ve sessizce yürüyordu. Sanırım kaçmanın vaktiydi. İçimden 3 e kadar sayıyordum. 1...2...ve 3 bir anda kaçmaya başladım. Ayakkabımın bağcığının çözüldüğü fark edemmeiştim. Düşmeden koşmalıydım. Kokruyordum. Aaah! Bacağım!! Yere kötü düşmüştüm. AAAH! sanırım oda hızlı koşuyordu ve duramamıştı. Bir anda üzerime düştü. Hızlıca kalktı.
-aklından bile geçirme…
- bu yaptığın insanlık dışı
-ne yaptım
- söylememe gerek var mı??!
- evet lütfen
Bana vakit kaybettiriyordu. Okul biteli 30 dakika olmuştu. Arkadaşlarım beni arıyordur. Ailem. Eğer geç kalırsam bana çok kızar.
-kimseye bir şey söylemeyeceğim bırak beni eve geç kaldım dedim.
Hızlıca merdivenlerden indim. Kapıda arkadaşlarımı gördüm.
-NERDESİN SEN
-SENİ ARARKEN 30 DAKİKA GEÇTİ
-NE HALT YİYORSUN HEMEN ANLATACAKSIN
anlatmak zorundaydım. Kaçamayacağım bir noktaya gelmişti. Eve hızlıca gittik. Yatağa oturduk. Ve sorgum başlamıştı…
Bığlem: şimdi anlat bakalım nerdeydin
Ben: son katta
Manolya: orda napıyordun
Ben: orda bir çocuk vardı
Buğlem: kim vardı
Ben: tanımıyorum
Açelya: ne yapıyordunuz
Ben: o bir şey arıyor.
Buğlem: ne arıyor
Ben: bilmiyorum.
Manolya: sen ne yapıyordun
Ben : onu takip etmiştim.
Manolya: ama neden
Açelya: onu tanımıyor musun
Ben : hayır. Hayır tanımıyorum
Buğlem: neden tanımadığın birini takip ediyorsun.
O sırada koluma dokunmuştu burçak ve acıyla bağırdım.
Açelya: iyi misin? Sadece dokundum.
Ben:e.. Evet iyiyim pardon
Buğlem: kolunu aç!
Ben: bakın gerçek…….
Buğlem : AÇ KOLUNU HEMEN
Kolumdaki morluğu fark ettikleri zaman daha da kızdılar. Bu nasıl oldu diye sordular. Tüm olanları baştan sona anlattım. Duydukları karşısında hepsi çok şaşırdı. Önce onlardan sakladığım için kızdılar ama gerekçelerimi açıklayınca biraz daha yumuşadılar. Koluma krem sürdükten sonra bir plan yaptık. Birbirimizden bir şey saklamamış olacağız fakat bu olayı açığa kavuşturacağız. Plan şu:
Evet sanırım burda yem ben oluyorum ama ben o çocuğu takip edeceğim ve arkadaşlarım da beni takip edecekti. Böylelikle neler olduğunu görebileceklerdi. Sonra ki gün….
