Ben Doğa. 14 yaşındayım. İstanbulun güzel semtlerinden birinde, ailemle beraber yaşıyorum. Ailem çok zengin değil ama fakir de değiliz. Ailemin tek çocuğuyum. Uzun bir yaz tatili bitti. Ama bu yıl okulum bir problem dolayısıyla kapandı. Ve annem beni yeni bir okula aldırdı. Okulları genellikle sevmeyen bir çocuktum. Hala da pek seviyor sayılmam. Ama arkadaş edinmeyi severim. Eski okulum kapanınca ve arkadaşlarımı kaybedince bu beni büyük bir depresyona sürükledi. Hatta birkaç kez psikoloğa bile gittim. Genelde hep asosyal bir çocuktum. İnsanlarla konuşamadığımdan değil, konuşmayı sevmediğimden. Bu okulda kolay arkadaş edineceğimi de sanmıyorum. Annem sabah beni öptü ve okula uğurladı. Otobüse bindim ve okula geldim. Evet, yaşım küçük de olsa otobüse kendimi bildim bileli biniyorum. İstanbulda yaşıyor olsak da annem ve babam bunu pek önemsemiyor. Çünkü artık alıştığımı düşünüyorlar. Otobüsten inip yeni okuluma baktım. Kocamandı. Kaybolabileceğim kadar büyüktü. Derin bir nefes aldım ve binaya ilk adımımı attım. Hayatta çok basit şeyler bile beni bazen çok heyecanlandırıyordu. İşte bu benim hikayem...
