Multimedia- Charlie'nin ders hocası. Adam çok artist ama hikayede kaçık bir rolü var. :)
Bölüm Şarkısı- Taylor Swift Blank Space
Önerilen Kitap- Blair New York'ta
İYİ OKUMALAR 😊
__________________
Koşturarak eğitim binasının olduğu kata geldim. Burası bu kamptan oldukça lükstü. Ahşap kullanmak yerine beton kullanılmıştı. Aynı zamanda tuğla. Yani eski zamanda ki lüks işyerleri gibiydi. İçeri girdim ve kapının önünde duran kaçıncı katta neler olduğunu gösteren kalın tablo gibi şeyin yanına gittim. İkinci kat. Rahatladım neyse ki çok yüksekte değil. Koşarak enine göre daha geniş olan binanın merdivenlerine vardım. Zaten beş kat falandı tahminimce.
Kata geldiğimde yine karşıma tablo gibi bir şey çıktı. Bu katta neler olduğunu yazıyordu. Hemen beni ilgilendiren kısma baktım 'A08' bunu görünce aklıma A-101 geldi ve sırıttım. -bunlar yabancı. A-101'i nereden biliyorlar diye sormayın. Biliyorlar işte.- merdivenlerden sağıma ve soluma bakındım. Merdivenler binanın tam ortasındaydı. Sol taraftaki kapının üstünde 'A01' sağ taraftaki kapının üstünde 'B01' yazıyordu. Tabi ben anca bu sayıları görebiliyordum.
Hemen A grubunu takip ettim ve A8'i bulduğumda içimden 'Victory is mine!' dedim. -bu kelimeyi gerçek hayattaki en yakın arkadaşım çok söyler- kapıyı açtım. Tıklatarak tabi.
Bembeyaz bir odaydı ve içinde sadece... Biir.. İki.. Üçç.... Evet sadece üç kişi vardı. Benle birlikte dört. Dört kişi olacaktık sahiden? Olgun gözüken bir erkek vardı. Muhtemelen hoca da buydu. Gelenlere bakarken Dean'i gördüm. Burada olacağını tahmin etmiştim. Çünkü Damon bize dışarıda silah kullanmayı biliyor musunuz diye sorduğunda Dean kullandığı izah etmişti. Şimdi farkettim ki ikisinin de ismi D'yle başlıyor ve N'yle bitiyor. Bu bir tesadüf mü? Yoksa onlar kardeş mi? Annem yemek yapmayı nereden biliyor? Evet susuyorum. Yanyana dizilmiş olan üç sahısın yanına geçtim.
"Evet. Dersimizin başlamasına 5dk kaldı. Umarım başka arkadaşlarınız da gelir ve umarım onlar da sizin gibi geçtirler ki bir şey anlatma da zorlanmayayım umarım."
Ne çok umarım dedi? Ben yoruldum onun yerine.
Beş dakika geçtikten sonra gelen dört kişi de sıraya geçti.
"Süremiz dolmuştur. Umarım bu saatten itibaren biri gelmez. Çünkü gelse de kabul etmem. Herneyse şimdi bu eğitime özel bahçeye çıkacağız. Umarım merdivenden düşmeyiz. " Umarım hoca düşer. Bana da bulaştırdı 'umarım' hastalığını. Sanki mübarek ebola hastalığı.
Daha önce farketmediğim odanın içindeki kapıyı açtı ve merdivenlerden ilerledi. Biz de arkasından. Bahçeye vardığımızda buranın futbol sahası kadar olduğunu anladım. Gerçek anlamda ne büyük ne küçük. Aynı boyut gibi duruyorlardı. Ya da hayır. Beşinci boyut gibi. Tamam bu kadar soğuk espiri yeter.
On tane yuvarlak küçük masa ve üzerlerinde aynı tabancalardan vardı. Yaklaşık beş metre ötede ise masalarla karşılıklı hedef tahtaları. İsmini henüz öğrenemediğim hoca konuşmaya başladı.
"Evet bugün ilk eğitiminizi alacağınız gün. İlk dersimiz olduğu için bugünlük sadece karşınızda duran masalardaki silahları alın ve hedef tahtalarını vurmaya çalışın. Umarım hedef tahtası yerine başkasını vurmazsınız. Ders süresi yok. Ben ne zaman istersem o zaman ders biter. Hahahha o zaman umun ki akşama kadar sizi burada bekletmeyeyim." Umdum. Umuyorsun. Umuyor. Bu ne ya ummak kelimesini habire kullanıyor. Sinir olduğumdan değil. Bu kelimeyi söylerken acayip komik oluyor ve ben kendimi tutamadan kopuyorum. İçimden tabi ki. Neyim ben salak mı? Dışımdan gülsem herkes bana özürlü görmüş gibi bakar because I am. (Çünkü öyleyim dedim. Anlamayanlar için söyleyeyim :D)
Hocanın istediğiniz gibi vurun dediğini duyduğumda çok mutlu oldum. Çünkü bunu yapabilirdim en azından. Ayrıca sormam gereken bir soru var. Bu hocanın adı ne?
"Hocamm..." Hoca bana bakınca devam ettim.
"Siz hala isminizi söylemediniz. Umarım söylersiniz de merakım geçer." Hoca acayip mutlu oldu. Benim hocam da anca bu kadar olur zaten. Adam benden bile sorunlu. Düşünün benden bile. Ben ölü taklidi yapsam adam
çarpılarak ölü taklidi yapar. Düşünün yani olayı. Sanırım bu kadar mutlu olmasının nedeni de umarım kelimesini kullanmam. Tamam. Beynime kazıdım. Eğer habire bu kelimeyi kullanırsam hoca beni sever böylece eğitimimi hemen bitirmemi sağlar. En azından ben böyle yapacağını umuyorum.
"Umarım adımı beğenirsin fake ben. Hahhahaha adım Steven Jameson." Artist bir ismi varmış. İşte şimdi gözümü tuttu real hoca. Hani o bana 'Fake ben' demişti ya, ben de ona 'real ben' yani gerçek ben dedim. En iyisi ben isim takmayayım.
UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR 😀
YOU ARE READING
KIYAMETTEN KURTULMAK
Science FictionTanınmayan bir ülke tarafından Amerika'ya çok gelişmiş bir füze atılır. Amerika nüfusu bu füzeyle yarıya düşerken herkes kendi çaresine bakmaya başlamıştır bile. James Rennie adında zengin bir yatırımcı kıyamet diye adlandırılan bu füzeden sağ çıka...
