Cursed Toy -1. bölum

24 3 19
                                        

19 yaşında bir kızdın. Hayallerin vardı ama hepsi suya düştü. Ne yapabilirdin ki...?
Annengil yaz tatilinde seni çalışman için zorluyorlardı fakat sen kafe tarzı bir yerde çalışmak istemiyor aksine evde kalıp bütün gün korku romanları okumak istiyordun. Yine bir sabah alarmın sesine uyandın.
Annen;
"Yeo Joo Da giderken çöpleri atmayı unutma ve artık bir iş bul!"
Dedi ve kapıyı kapatıp çıktın. Hangi işe girebilirdin ki? Aklında hiçbir fikir yoktu. Çöpleri attın ve yürümeye devam ettin. Nereye gittiğini veya şuan ne yapacağına dair bir fikrin yoktu. Yürümeye devam ederken gözüne bir yer takıldı. Eski bir oyuncakçı dükkanı. Içeride bir adam vardı hemen içeri daldın. Oyuncaklara bayılıyordun. Adama güler bir yüzle "merhaba!" dedin. Adam seni görünce gülümsemeye başladı. Konuşmaya başladınız. Sohbet etmek o kadar iyi gelmişti ki saattin nasıl geçtiğini fark etmediniz.
Oyuncakçı;
" Peki buraya
Diye sordu. Sahiden ne için gelmiştin? Bir anda ağzından kelimeler dökülmeye başladı.
" İş arıyorum. Evet, burada çalışabilir miyim?"
Dediğine kendiniz bile şaşırdınız. Ne ara dedim onu diye içinizden geçiriyordunuz. Adam gülümsüyordu
" Neden olmasın şu sıralar yaşım yüzünden buraya bakmak biraz zor geliyor. Bir yardımcı iyi olur."
Dedi. Sen çok mutluydun. Çünkü küçüklükten beri hayalin bir oyuncakçı açmaktı. Sonunda bu gerçekleşiyordu. Adam sana içeriyi tanıtmaya başladı.
" Şey adınız ne acaba?"
Adam size dönerek
"Lee Do-hwa. Peki sizinki ne genç bayan?"
Dedi.
"Oh benimki Yeo Joo Da tanıştığıma memnun oldum"
Dediniz ve adam size gülümsedi. Içeriyi tanıtmaya devam ediyordu. Her yeri gördünüz. Oyma oyuncakların nerede yapıldığını. Bozulan oyuncakları ve raflara sırayla koyulacak oyuncakları. Ama bir oda vardı. Ilginizi çekmişti.
"Bu odada ne var?"
Diye sorduğunuzda adam kafasını odaya doğru çevirdi.
" O odada çok gerçekçi bir bebek var ama kimse almıyor diye oraya koyduk"
Dedi. Siz aşırı merak etmiştiniz. "Bakabilir mıyım acaba?"
Dediniz ve adam sizi oraya götürdü. Bebek uzun bir camın içinde oturur pozisyonda duruyordu. Ama içinizde bir şeyler hissediyordunuz. Bu bebek bir oyuncaktan fazlası gibi geliyordu size. Adam sizi oyuncağa dalmış bir şekilde görünce konuşmaya başladı.
"Yarın sabah 8'de gelip başlayabilirsin. Anahtar paspasın altında. İlk önce tezgahı düzenle sonra temizliğe başla. Ve en son bu bebeğin camını temizle."
Dedi. Siz anladığınızı belirtecek şekilde kafanızı salladınız.
" Peki şey-"
Dediniz ve adam sözünüzü kesti.
"Para mı? Hiç merak etme beni burada yanlız bırakmadığın için sana çok minnetarım sana büyük bir miktar öderim." Dedi. Siz mutlu bir şekilde başınızı salladınız. Sabahı iple çekiyordunuz. Zar zor da olsa uyudunuz ve sabah olmasını beklediniz.
Sabah saat 6'da kalktınız. Hemen üstünüzü giyinip kahvaltı bile yapmadan çıktınız. Dükkana geldiniz ve adamın dediğini hatırlayıp hemen paspasın altından anahtarı alıp dükkanı açtınız. Tezgahı düzenlediniz. Oyuncakları özenli bir şekilde yerleştirdiniz ve temizliğe başladınız. Tozları aldınız yerleri sildiniz. Sıra o bebeğe gelmişti. Kapıyı yavaşça açtınız. Odaya girerken içiniz ürperiyordu. Yavaş adımlarla içeri girdiniz. Ve bebeğin dışındaki camı silmeye başladınız.
"Acaba bebeği de temizlemem gerekir mi? Çok tozlu gözüküyor."
Diye düşünürken ani bir kararla camı açtınız. Ellerini ve kollarını sildiniz. Sıra yüzüne gelmişti. Yavaşça yüzüne baktınız gözleri aşağıya bakıyordu. Bezi yanağına hafifçe değdirdiniz. Bir oyuncak değil de gerçek gibiydi sanki. Tam diğer yanağını silecekken gözleri size bakıyordu. Korkuyla çığlık attınız ve geri geri gittiniz. Ve gözlerinizi ovuşturarak tekrar bebeğe baktınız. Gözleri tekrardan aşağı bakıyordu. Bunu kendi kafanızda kurduğunuzu düşündünüz. Kapıları kitleyip eve gittiniz. Anneniz size her zamankinden daha fazla gururla bakıyordu. Eve geldiğiniz gibi odanıza çıktınız. Üstünüzü değiştirdiniz ve yatağınıza uzandınız. Telefona bakarken aklınıza hep o oyuncak geliyordu. Gerçekten size baktı mı yoksa siz mi yanlış gördünüz? Tam o sıra dükkanın sahibi aradı. Hemen açtınız.
"Yarın dükkana gelemeyeceğim dükkan sana emanet Yeo Joo da!"
Dedi. Çok heyecanlanmıştınız. Kendize güvenir bir şekilde.
"Tamam"
Dediniz. Ama aklınız hala o oyuncak berkteydi. Cidden o size bakmış mıydı yoksa siz yanlış mı görmüştünüz?Bu soru içinizi kemirirken uyuya kaldınız. Sabah uyandınız ve anında saate baktınız. Saat 10 olmuştu! Dün gece bir anda uyuya kalınca alarmı kurmayı unutmuştunuz. Aceleyle üstünüzü giyinip çıktınız. Koşarak dükkana gidiyordunuz. Dükkana geldiniz ama nefes nefese kalmıştınız. İçeri girmeden önce soluklandınız ve yavaşça kafanızı kaldırdınız. Ama içeride biri geziyordu. Ve bu yaşlı dükkan sahibine hiç benzemiyordu. Uzun boylu, geniş omuzlu biriydi. Hemen paspasın altından anahtarı aldınız ve kapıyı açtınız. İçerideki kişi hızla koşmaya başladı. "DUR!" Deseniz bile nafile onu bulamadınız. Maalesef yüzünü de göremediniz. Her şeyi kontrol ettiniz. Hiçbir şeye ellememişti. O zaman bu kimdi. Hemen kafanızı toparlayıp tezgahı düzelttiniz. Toz alıp, yerleri sildiniz. Sıra o bebeğe gelmişti. Korkuyla içeri girdiniz. Ve bebek camın içinde değildi. Karşısındaki sandalyede oturuyordu. Siz yavaş yavaş camın dışını silerken birinin size doğru geldiğini hissettiniz. Arkanızı dönmek ile dönmemek arası kalmıştınız. Bir anda arkanızı döndünüz. O da neydi? Bebek size daha da çok yaklaşmıştı. Korkudan ödünüz patlayacaktı ama burası size emanet olduğu için camı silmeye devam ettiniz. Hızlıca siliyordunuz. Cam silme bittiği gibi koşarak odadan çıktınız ve kapıyı kapattınız. İçinizde anlam veremediğiniz bir duygu vardı. Her neyse diyip işinize devam ettiniz ve gelen müşteriler ile ilgilendiniz. Akşam dükkandan çıkarken içeri son kez baktınız. Ve kapıyı kitleyip çıktınız. Eve gelirken müzik dinliyordunuz ve aklınız hala o bebekteydi. Düşüne düşüne geldiniz. Eve geldiğiniz zaman yemek yediniz, anneniz size bakıyordu. Çok mutluydu. Onu mutlu görmek sizi de mutlu ediyordu ama aklınızda ki düşünceler beyninizi kemiriyordu. Annenize " eline sağlık" diyerek odanıza gittiniz. Ve hala bebeği düşünüyordunuz. Neden onu düşünüyordunuz? "Neyse" diyip yattınız. Sabah olduğunda alarmın sesini duyup kalktınız. Üstünüzü giyinip çıktınız. Gergin bir şekilde dükkana yürüyordunuz. Içinizde ki o değişik duygu... Anahtarı aldınız ve kapıyı açtınız. O da ne? Içerisi darma dağın olmuştu. Şaşkın gözler ole etrafa bakınıyordunuz. Diğer odadan dükkanın sahibi çıktı." Lee Do-hwa bey ne oldu burada?" Adam mutsuz bir yüzle size baktı.
"Hırsız girmiş. En pahalı şeyi alıp gitmiş." Dedi iç çekerek. En pahalı şey? O hangi eşya? Yoksa...

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Nov 01, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Cursed ToyBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin