1. Bölüm

1.1K 49 10
                                        

Herkese tekrardan merhaba. Kendime ve sizlere küçük bir sürpriz yaparak yeni bir hikayeye başlıyorum. Ansızın gelen istekle ve heyecanla yazmaya başladım. Umarım beğenirsiniz. Şimdiden çıkacağımız sihirli yolculuk için çok heyecanlıyım. Keyifli okumalar. Ve tekrardan hoşgeldiniz❤️

Yine günlerden bir gün kendimi yatağa âdetâ fırlatıvermiştim

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.


Yine günlerden bir gün kendimi yatağa âdetâ fırlatıvermiştim. Neden mi? O zaman başlıyorum.

Annem ve babamın "Çalışmana gerek yok," ikazlarına rağmen ben ne yapıyordum? Elbette çalışıyordum. Tercümanlık okumama rağmen aynı zamanda Elif'in pastanesinde annemle birlikte çalışıyorum.

Ben Sena Sayer. Seda ve Ateş Sayer'in biricik kızı. Ve Ege Can'ın küçük kardeşi. Tanışmaya hazır mısınız? Şahsen ben çok hazırım.

İsterseniz kısaca -ne kadar kısa olursa tabii- kendimden bahsedeyim. Tercüman olmaya karar verdiğimde ortaokula gidiyordum daha. Ta o zamandan beri dillere çok fena takıntım vardı. Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir şehir keşfetmek bende feci bağımlılık yapıyordu. Fransa. Özellikle Fransa ve Fransızca. İlerdeki hedefim de buydu kesinlikle. Fransa'ya yerleşmek ya da en azından orayı kendi gözlerimle görmek.

İngilizce, Fransızca, Arapça ve Rusça öğreniyorum. Tabii ki hiç kolay değil. Ama bunun bir önemi var mı? Evet, yok. Şu anlık hedefim bu. Fransa'ya taşınmak. Ama şimdiki güne dönersek daha değişik bir hedefim var. BİR MUCİZE!

Evet, doğru duydunuz. Bir mucize. Veyahut bir aksiyon. Hiç farketmez. Hayatımın kendi akışında gitmesi artık kabak tadı vermeye başlamıştı çünkü. Yani filmlerdeki gibi kaçırılma peşinde değilim tabii ki. O kadar aklımızı kaçırmadık çok şükür. Ama kaçırmama ramak kaldı. Mesela saçımın rengini değişmek? Ya da yeni birileriyle tanışmak? Olmadı yeni bir aşk? Belki de arkadaşlarla felekten bir gece çalmak? Tek kelimeyle günümü anlatacak olursam, sıradan. Sadece sıradan. Ne istediğimi ben de bilmiyorum. Henüz. Ama uzanarak tavanı izlemek de bir çözüm değil, biliyorum. Garip olansa şu, hayatımda bir şeylerin değişeceğini hissediyorum. Güzel şeylerin. Ve bunun tüm hayatımı etkisi altına alacağına dair kuvvetli şüphelerim var nedense.

Bunun verdiği heyecanla yatağımda doğruldum. Ayaklarımı karnıma çekerek, "Allah'ım lütfen," diyerek umutlandım. Elif de -en yakın arkadaşım- evlendiği için artık eskisi gibi çok vakit geçirmiyorduk. Daha evleneli birkaç hafta olduğu için sürekli birlikte vakit geçiriyorlar. Bundan asla şikayetçi değilim elbette. Evlilik. Adı geçince bile yüzümü buruşturmadan edemedim. Elif ile Buğra'yı çok yakıştırıyorum tabii ki, ve onların adına çok mutluyum. Ama evlilik... Bu benim hayat felsefeme hiç ama hiç uygun değildi. Birine hayatının sonuna kadar bağlı kalmak bile tüylerimi diken diken ediyordu. Ben özgürlüğüne düşkün olanlardanım nihayetinde. Belki evli olmak o kadar da kötü bir şey değildir ama Sena Sayer olarak evlilik düşüncesini katiyen reddediyorum.

Kış çiçeğiStories to obsess over. Discover now