""Hey." dedim deli görmüş gibi bakan kıza. "Önüne baksana."
"Pardon" dedi ve hızlı bir biçimde yere düşen kağıtlarını toplamaya başladı.
Hızlı adımlarla kızın yanından uzaklaştım ve okulun bahçesine çıktım. Bu okuldan nefret ediyordum. Okul benim gibi onlarca pislikle doluydu ve gerçekten çok can sıkıcıydı. Her türlü kavga bu okulda dönerdi ve kavgaların çoğunda ismim geçerdi, işte bu yüzden hiçkimse benimle konuşmazdı. Zaten konuşup konuşmamaları umrumda bile değildi. Umrumda olan tek şey bu boktan hayattan nasıl kurtulabileceğimdi. Yaşadıklarımı unutmak için bazen ilaç kullanır, bazende evin yolunu unutacak kadar sarhoş olup sokaklarda sabahlardım. Hayatım berbat derecede kötüye gidiyordu. Düzgün olan tek şey derslerimdi. O da artık umrum sayılmazdı. Sadece bazı hocaları dinlemek uykumu açar, beynimi rahatlatırdı.
"Cemre? " dedi çok tanıdık olan bir ses. Arkamı döndüğümde Serkan hocayı görünce afalladım. Bu hocadan nefret ediyordum. Derste sürekli bana takılıyor, sözlü notlarına düşük veriyordu.
"Efendim hocam? " dedim sert bir sesle. Sanırım yine birşeylere kızmıştı, bilmem kaçıncı kez uyarı verip bir daha yapmamam gerektiğini söyleyecek, rahat bırakacaktı.
"Kızım dün geceki halin neydi öyle. Baygın baygın, sarhoş gibi bağırarak bir şeyler söyleyip küfür ediyordun?"
"Hocam yanlış görmüş olmalısınız. " dedim. Çünkü dün gece ben evde ilaçlara dayanıp denklem çözmüştüm. Evet canım sıkıldıkça, sinirlendikçe, moralim bozuldukça denklem çözerdim.
"Ben dün gece evdeydim hatta gece boyunca soru çözdüm. "
"Kızım sendin eminim hatta direğin birine yaslanıp 'Boraa Boraa' diye bağırıyordun. " siktir çıkmışmıydım sahiden dışarı? Eğer öyleyse hocaya durumu nasıl açıklayacaktım.
"Hocam ben çıkmış olabilirim hatırlamıyorum. " dedim, hoca her zamanki gibi kaşlarını çattı. "Yaptığın hiç doğru değil Cemre. " hıh yine başlamıştık her türden sıkıcı olan konuşmaya. Bu beni çok fazla kasıyordu. "Üzgünün hocam, yaşananların çoğunu hatırlamıyordum. Ne yaptığım konusundâ hiçbir fikrim yoktu. " dedim elimden geldiğince masum olmaya çalışarak.
"İstersen bir psikoloğa gitmene yardımcı olabilirim Cemre, artık gerçek hayata atılmanın zamanı geldide geçiyor bile. " dediğinde ağzım açık hocayı izliyordum, gerçekten bana bunu söylemiş olamazdı.
"Teklifiniz için sağolun hocam fakat psikolojik desteği kendimde bir ihtiyaç olarak görmüyorum. " dedim kaşlarımı çatarak. "Aynı zamanda bana neyin iyi geleceğini ben biliyorum, ve şu an ihtiyacım olan tek şey biraz yanlızlık, hocam. " diyerek adamın gözlerine tekrar baktım. Kaygı ve sinir içen bakışlardan kurtulmanın tek yolu oradan uzaklaşmaktı. Şimdi ben bunu yapacaktım. "İzninizle hocam, biraz yanlız kalabilir miyim? "
"İyi dersler dilerim Cemre, en kısa zamanda düzelip hayata geri dönmen dileğiyle. " diyerek yanımdan uzaklaştı. Bu adamdan nefret ediyordum 9. ve 10. sınıfta matematik dersimize giyordu. İyisi 11 ve 12. sınıfta matematik yoktu. Yoksa mevzun olmadan önce bu adamı kendi branşında rezil edebilirdim.
Bir süre daha bulunduğum yerden, sigara içerken beni kesmeye çalışan erkeklerinin yüzüne 'hemen önünde dön'bakışı atarak sınıfa girdim. Önümdeki kızlar yine dedikodu yapmakla meşguldü. Onları dinlemeye başladım.
"Esra duydun mu? Vedat'la Suna birlikre olmuşlar. "
"Ne sen ciddi misin? Suna bakireliğini bir piçin için mi kaybetmiş. "
"Aynen kızım, bide Suna bugün okula ağlayarak gelmişti. Demek Suna'da Vedat'ın tek geceliklerindenmiş, hayır kız bide bakireliğinin değerli olduğunu söylerdi. "
Bu aptal konuşmaya daha fazla dahil olmamak için dikkatimi erkeklere verdim. Bir çoğu kıro tarzdı, birazı dışardan masum gözüksede serseri tipe sahipti. Birkaçıda ben tehlikeliyim diye bağırıyordu. Bu konuda iyice sıkıcı hale gelince, çantamı sıranın üstüne koyup uyumaya karar vermiştim ki, Kübra hoca sınıfa girdi, bu hocanın dersi hoşuma gidiyordu. Sonuçta hemşirelik uygulaması yapmak hoş bir şeydi.
Yoklama alındıktan sonra ders boyunca Kübra hocanın çocuk sağlığı ile ile ilgili anlattıklarını dinledim. 0-3 yaş arası çocuklara neden damar yoluyla ilaç verilmediğini, penisilin alerjisi olan çocukta ne yapılması gerektiğini ve buna benzer daha bir çok konu üzerinde konuştu Kübra hoca. Bir çoğu dersi dinlemeyip dedikodu yaparken, ben sanki bir inek edasıyla hocayı dinledim.
Diğer dersler daha eğlenceliydi. Coğrafya dersinde hoca konu anlatmadığı için serbest bırakmış, bazıları müzik dinlerken ben bir tane sedatif alıp uyumuştum. Sedatiften ne kadar nefret etsem de kullandığım zaman rahatlıyordum.
****
Son dersin verdiği o uykulu histen dolayı mayışmak üzereydim. Ders dil anlatım olduğu için çok fazla uykum vardı. Bu hoca ders anlatmayı bilmiyordu. Hep aynı ses tonuyla ders mi anlatılırdı? Perdeler çekili, projeksiyon açıktı. Uyamamak için nefsimi zor idare ediyordum. O sırada kapı çaldı. İçeri nöbetçi girince aldırmadım. Fakat konu benimle ilgiliydi.
"Hocam Cemre Atabay'ı Müdür bey çağırıyor. "
Hocanın "Tamam çık. " demesiyle yerimden kalktım. Yüzüme çarpan soğuk esintiyle kendime geldim. Bu adam ders anlatmayı katiyyen bilmiyordu.
Amcamın odasına girerken kapıyı yavaşça kapattım. Ne oluyoz aq!
Oy ve yorumlarınızı belkiyorum. :)
YOU ARE READING
Kardeş
Teen FictionHer türlü yalana bulaşmış edepsiz bir kız. Artık yok olmak üzere olanbir aile. Geçmişte yaşanan hayal kırıklıkları ve kardeş.
