❗17 NUMARA OKUNMADAN OKUNMAMASI ÖNERİLİR. 17 NUMARA ÜÇ KİTAPLIK BİR SERİDİR. ÜÇ KİTABI DA OKUMADAN BU KİTABI OKUMANIZ KESİNLİKLE ÖNERİLMEZ.❗
11 NUMARA DEFNE KARACA VE ASIR KARAHANLI'NIN HİKAYESİ DEĞİLDİR. ALÂ KARADEMİR VE 17 NUMARA'DA OKUDUĞUNUZ BAZI YAN KARAKTERLERİ ANLATMAKTADIR.
11 NUMARA 17 NUMARA!NIN SPİN-OFF HİKAYESİDİR.
LÜTFEN DİKKATE ALIN YOKSA AKLINIZ KARIŞACAKTIR.
Hikayeye başladığın tarihi yazar mısın?
11 Numara'yı nerede gördünüz ya da duydunuz da okumaya karar verdiniz?
İyi okumalar🌺
***
GİRİŞ
11 Eylül 2017
Durgun zihnimin içine dalıp beni uykumdan uyandıran çığlık sesleriyle gözlerimi kırpıştırarak araladım. Demirleri sırtıma batan ince yatakta doğrulup kaşlarımı çattım. Oda garip bir şekilde karanlıktı ama burada ışıklar pek kapatılmaz, en fazla kısılırdı.
Zayıf omuzlarım içeri doğru çöktü. Derin bir nefesi içime çektiğimde yataktan yükselen gıcırtı sesleri bir anlığına dışarıdan odanın içine dalan çığlık seslerini dağıttı.
Çığlık sesleri.
Bu, olduğum durumda ve mekânda pek şaşırılacak bir şey değildi. Burada, akıl hastanesinde insanlar sürekli çığlık atar, delirecek yer ararlardı. Aslında deliydiler, deliydik. Onlardan pek bir farkım yoktu. İnkâr etsem de inanılan buydu.
İstemsiz bir şekilde bacaklarımı yataktan aşağı sarkıttım ve mavi terliklerimi ayağıma geçirdim. Yatarken önünü açtığım mavi formamın düğmelerini ilikleyip kapattım.
Ayağa kalkmak sandığımdan fazla zaman aldı. Kemiklerim iyice zayıflamış, gücüm azalmıştı. Burada hareket etmek pek özgürce yapılabilen bir şey değildi. Sakin bir şekilde yürümek yapılabilecek en özgürce hareketti. Dans edemezdiniz. Tek başına, müzik olmadan dans etmeyi normal bulmuyorlardı. Dans ederseniz şizofren olduğunuzu iddia edebilirlerdi. En azından benim için durumlar bu şekildeydi.
Kahverengi, uzun ve dalgalı saçlarımın yüzüme düşen birkaç tutamını kulağımın arkasına sıkıştırıp gözlerimi ovuşturdum. Gözlerim ıslaktı. Bu, bir süredir farkında olmadan yaptığım bir şeydi. Sanırım zihnim uyurken o kadar da durgun değildi. Kendimdeyken, uyanıkken ağlamadığımı düşünüp kendimi güçlü ilan etmek kolaydı ama uyuduğumda, zihnime vurduğum kelepçeleri açtığımda işler değişiyordu.
Ayaklarımı sürüyerek pencereye yaklaştım. Pencereyi açıp demir parmaklıklara tutundum ve kendimi ileriye ittim. Kafamı dışarıya uzattığımda hastanenin bahçesinin birbirine girdiğini gördüm. Hasta bakıcılar, doktorlar, hemşireler, güvenlikler ve polislerin etrafını sarıp sarmaladığı hastalar dünden daha deli görünüyorlardı. Koşturanlar, ezberini unutan oyuncular gibiydi.
Bu düşünceye kendi kendime güldüm. Komik değildi ama burada gülecek pek bir şeyim olmadığından kendi düşüncelerime gülmek bana iyi geliyordu.
Hastaları ikiye ayırmışlardı ve kapının girişinden yola uzanan bir alan boştu. Oraya ise şimdi iki ambulans yaklaşmaktaydı.
Merakıma yenik düştüm ve pencerenin kenarından ayrılıp kapıya doğru ilerledim. Kapı kilitliydi. Bir anlığına nedenini anlayamadım. Uyumadan önce bir şey yapmadığıma emindim. Uykumdan uyanıp da bir şey yapmamıştım. Yani yapmamışımdır herhalde. Artık emin konuşmak çok zordu.
YOU ARE READING
11 NUMARA
Non-Fiction⌜17 NUMARA ADLI HİKAYE OKUNMADAN OKUNMAMASI ÖNERİLİR. BAĞLANTILIDIR VE 17 NUMARA ÜÇ KİTAPTAN OLUŞAN BİR SERİDİR. 11 NUMARA ÜÇ KİTABA DAHİL DEĞİLDİR.) Ben Alâ Karademir. Bir cinayet işledim ve akıl hastası olmakla suçlanıp bu içler ürperten yere tı...
