1- Londra

38 3 3
                                        


Elimdeki valizleri çekerek hava alanını sinirle turluyordum. Kuzenlerimin yarım saat önce burada olması gerekiyordu ama ne telefonu açıyorlardı ne de onları bulabiliyordum.

'Sesli mesajınızı bırakın' sesini tekrar duyduğumda telefon kulağımdayken bir sabır çektim.

"Sakın gelmeyin sizi görürsem uçağın arkasında uçuracağım."

"Lan ne kendi kendine söyleniyorsun deli?"

Valizimi bırakıp arkama döndüm, Kübra ve Şebnem gülümseyerek bana bakıyordu.

"Allah'ın cezaları uçağın kalkmasına yarım saat var yarım saat!"

"Trafik vardı kızım ne yapalım bizim hava alanının yanında evimiz yok senin gibi."

Sinirle üfleyerek ikisine de sarıldım ve valizlerimizi çekerek uçak giriş kapısına gittik.

Pasaportlarımız kontrol edilirken ikisinin üstünü süzdüm. Yazın ortasında hava 500 dereceyken kazak giyinmişlerdi bense bıraksanız çıplak gezecektim.

"Siz niye kazak giyindiniz?"

Şebnem yandan gülümseyerek bana baktı. "Londra soğuk çünkü canım kuzenim benim, sen o şortunla donarken biz kazak sefası süreceğiz."

Kafamı bacaklarıma indirdim, aylardır şort giyinmeyen ben aylar sonra şort giyindim ve o gün bugüne denk geldi... Canı gönülden alkışlıyorum kendimi.

"İnsan söyler ya." Pasaportlarımızın kontrolü bittiğinde uçağa binmek için uzun yolu yürümeye başladık. "Bir de kuzen olacaksınız."

"Aklın çalışır diye düşündük be Çalam."

Kübra saçının mor tutamını kulağının arkasına atarken bana bakıyordu. Bana öyle bakma anlayacaklar gülüm.

Şebnem yürüyen merdivene çıktığında bize baktı. "Romantik bakışmanız bittiyse merdivene çıkın kızlar."

Merdiveni çıkıp koltuklarımıza yerleştiğimizde yandaki camı yeni fark ettim.

"Alin beni buradan! Yükseklik korkum var benim."

Kızlar sıçrayıp bana dönmüşlerdi bir kaç yolcu bağırmamla bana bakmıştı. Ne bakıyorsunuz abicim ayı mı oynuyor?

"Bağırmasana rahatsız ediyorsun milleti tamam değiştirelim."

Kübra koltuktan kalmaya yeltendiğinde bir hostes koltukları gezerek yanımıza yaklaştı.

"Efendim kemerlerinizi bağlayın lütfen uçak kalkışa hazırlanıyor."

Yerime oturup kemerimi bağladım ve ağlayan bakışlarımla yanımdaki ikiliye baktım.

"Sadece 8 saat Çağla dayan."

Şebnem destek vermek adına omuzuma vurdu. Ne destek ama yükseklik korkusu olan adamı cam kenarına oturtuyorsunuz Allahsızlar.

Yolculuk başlayalı 3-4 saate yakın olmuştu ve yanımdaki ikili şekerleme dedikleri 7 saatlik uykuya dalmışlardı. Uçak kalkalı 1 saat olmadan uyumuşlardı.

Ben ise kulaklık yakıp karşımdaki televizyondan animemi izliyordum. Allahtan Inusyasha 96846 bölüm yoksa ne yapardım ben.

Ah Kagame sen ve ben daha iyisini hak ediyoruz biliyorum tatlım...

67. Bölüm bitince kulaklığı çıkarttım ve uçağın göz bandını gözlüğümü çıkartıp taktım.

Aklıma ilk Londra'ya gideceğimizi öğrendiğim zaman gelmişti, gerçekten çok mutluydum üç kuzen ilk defa bu kadar uzun bir yolculuğa çıkıyorduk.

Babamın doğum günümde verdiği üç bilet ve dayımların ayarladığı küçük ev. Evin fotoğraflarını il gördüğümüzde çoktan cadılar bayramında nasıl süsleyeceğimizin planlarını kurmaya başlamıştık.

Ailemizin bize verdiği destek inanılmazdı, ev ve araba ayarlamışlardı. Tabii işi kendimiz halletmemiz gerekiyordu. Kübra üniversiteden kalma Londra'da yaşayan bir arkadaşı ile konuşup kendine kitapçıdan bir iş ayarlamıştı bile.

Şebnem ve benim ne yapacağımız daha belli bile değildi. Ailemizin göndereceği para bizi bir süre idare ederdi ancak, çünkü kendileri gerisinin bizim sorunumuz olduğunu söylemişti.

Kafam bulanmaya başladığında rüyamda Tomoe ile evlenmeyi görmek için dua ederek uykuya daldım.

Uçak sarsıldığında sıçrayarak uyandım ve kolum birine çarptı. Yandan bir inleme geldiğinde kafamı o tarafa çevirdim ama bir şey göremiyordum.

"Kör oldum, KIZLAR KÖR OLDUM!"

Bağırarak yanımdaki kişiye sarıldım. Allahım gözüm 8 numara diye o kadar şikayet ettiğim için beni kör mü ettin ALLAHIM!

Elini burnumdan çek ve kafandaki bandı çıkar aptal amip! Bağırıp durma artık millet uyuyor."

Göz bandı mı? Bi saniye.

Ellerimi gözlerime getirdiğimde bir kumaşa değmişti. Doğru lan biz uçaktaydık.

Göz bandını çıkartıp gözlüğümü taktım ve yanımdaki burnunu tutan Şebnem'e baktım.

Kübra inişte olduğumuzun farkında bile olmadan uyumaya devam ediyordu.

"Pardon Şebnem valla bir anda uyanınca kötü oldum."

"Benden değil burnumdan özür dile, hem kırdın hem içlerine parmağını soktun."

Elimi iğrenerek koltuğa sürdüğümde gözlerini devirip Kübra'yı uyandırmak için salladı.

"Kub kalk."

Mırıltı sesi geldi ama tık yok biliyorum ben onu uyandırma yöntemini.

"Kub kalk Harry geldi seni görmek istiyormuş."

Kafasını hızla koltuğun köşesinden kaldırdığında ikimiz de kahkaha atmaya başlamıştık.

"Abi bu taktik hep işe yarar. Bir kere sektiğini görmedim."

'Sayın yolcularımız kemerlerinizi bağlayın uçağımız Londra Hava Alanına iniş yapıyor.'

"Ne geldik mi ne çabuk?"

Kub uykulu gözlerini kaşıyarak ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

"Kardeşim yemek yemek için bile uyanmadın, 7 saattir uyuyorsun ben 1 sezon anime bitirdim."

"Ya kes. Aç şu perdeyi görelim dışarıyı."

Elimle perdeyi çekip açtım ve yere pek bakmamaya çalışarak etrafı süzdüm. Uzun binalar buradan bile görünüyordu, ah Londra ben geldim.

Uçaktan indiğimizde valizlerimizi almak için beklemeye başladık ve dışarıda yağmur başlamış gibi görünüyordu. Hay şansımı ben ya.

Kızlar kazak giydikleri için pek rahatlardı ama benim resmen götüm donuyordu.

Valizlerimizi yarım saat içinde aldığımızda taksi bulmak için dışarı çıktık. Kübra eline evin adresinin yazılı olduğu kağıdı almıştı.

Kafamı yukarı kaldırdım ve benim için mükemmel bir 4 yıl olacağını içimden geçirdim.

last first kissStories to obsess over. Discover now