giriş

4.2K 144 35
                                        

Onu görünce elim istemsizce boynumdaki kolyeye gitti ve bakışlarımı yere indirdim. Onun verdiği kolye. Çıkarıp çıkarmamak konusunda kararsızdım. Bir yanım ondan kalan tek güzel şeyi kaybetmek istemiyordu, diğer yanım ise ondan geç olmadan kurtulmam gerektiğini savunuyordu. Aslında çoktan geç olmuş olabilirdi. Sıkıntıyla nefesimi dışarı verirken gözlerimi kocaman ortak alanda gezdirdim. Kendimi yalnız hissediyordum. Oysaki arkadaşlarımın arasındaydım, sadece sohbete katılmıyordum. Mabel'ın beni dürtmesiyle düşüncelerimden sıyrıldım.

"Arwen, Draco sana bakıyor."

Gözlerimi çekingen bir tavırla az ileride arkadaşlarıyla dikilen Draco'ya tekrar çevirdim. Evet, bana bakıyordu ama aslında baktığı şey boynumdaki kolyeydi. Elim tekrar kolyeye gitti. Kafamın içinde kolyeyi çıkartmam gerektiğini söyleyen sesler artmıştı. Ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Hoş, ne yapmak istediğimi de bilmiyordum ya. Draco'nun gözleri üzerimdeyken saniyeler asırlar gibi geliyordu. Sırf tepkisini görmek için ani bir kararla kolyeyi çıkarttım. Draco'nun gözleri gözlerimi buldu. Soğuk grilerinden duygularını asla okuyamıyordum, zaten bu zamana kadar da hiç okuyamamıştım.

Beni baştan aşağı süzdükten sonra bana doğru birkaç adım attı. Daha sonra vazgeçerek hızlıca arkasını döndü ve koridorda gözden kayboldu. Bir anda yerimden kalktım. Ani hareketim arkadaşlarımın dikkatini çekmemişti bile. İçimdeki peşinden gitme arzusunu bastıramıyordum ve bastırmaya çok da çalışmadım. Arkadaşlarıma lavaboya gitmem gerektiği yalanını uydurarak onu yakalayabilmek için hızla koridora yöneldim fakat girdiği koridor bomboştu. Bir süre sessizce dikildim. Aslında ona yetişemediğim için rahatlamıştım. Anlık bir dürtüyle peşinden gelmiştim fakat ona ne diyeceğimi bile bilmiyordum.

"Beni mi arıyordun?"

Omzumun üzerinden gelen sesle ona döndüm.  Yüzünde alaylı bir ifadeyle bana bakıyordu, yüzünde çoğu zaman bu alaylı ifade vardı. Bana böyle bakması canımı sıkıyordu.

"Cevap vermeyecek misin Arwen, ne istiyorsun?"

Anlamak istiyorum, Draco. Neden bir anda bu kadar değiştiğini, neden benden vazgeçtiğini anlamak istiyorum.

"Bir şey istediğim yok." diyebildim sessizce. Bana doğru bir adım atarak aramızdaki mesafeyi azalttı ve parmağını buklelerimden birine doladı.

"Demek öyle."  diye mırıldandı. Parmağına başka bir bukle doladıktan sonra konuşmaya devam etti. 

"Kolyeni neden çıkarttın, Arwen?"

"Takmamın hiçbir anlamı kalmadı çünkü."

Cevabım karşısında afallamıştı fakat kendini toparlaması uzun sürmedi. Bu cevabı beklemediği kesindi, ben de kendimden bu cevabı beklemiyordum. Sadece gardımı düşürmemek istemiştim.

"İstersen sana geri verebilirim." diyerek cübbemin cebinden çıkardığım kolyeyi Draco'ya uzattım.

"Kolyeyle ne yaparsan yap, Arwen. Umurumda olacağını mı düşünüyorsun?"

Alayla güldü ve arkasını dönüp uzaklaşmaya başladı. Kendimi basit biri gibi hissediyordum. Konu Draco olunca hislerime engel olamıyor, karşısında duramıyordum. O ise beni asla umursamıyor, kalbimi kırmaktan çekinmiyordu. Yorulmuştum. Aylardır neler olduğunu anlamaya çalışmaktan çok yorulmuştum. 


selamlar, yıllar sonra buraya döndüm ve bir şeyler denemeye karar verdim. yazdığım bu hikayeyi yayımlamak konusunda çok kararsızdım fakat anlık bir cesaretle yayımlamaya karar verdim. umarım hoşunuza gider, iyi okumalar!

désastreStories to obsess over. Discover now