BİRİNCİ BÖLÜM: İLK YEMİN

32 5 3
                                        

Herkese selam! Kitabımın ufak güncellemelere gitmesi gerekti. Ufak ufak değişiklikler yaptım. Eğer önceden okumaya başlamışsanız önemli bir güncelleme yok. Kaldığınız yerden devam edebilirsiniz yeni gelenlere ise iyi okumalar dilerim. Umarım keyif alırsınız!

Küveti doldurabileceğim kadar doldurup içine girdim. Annem görünürlerde yoktu gerçi. Tek başıma yıkanabilecek kadar büyük değildim.

Sudan çıkan dumanlar beni çok etkilemiyor, heyecanla bakıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sanki su yanıyordu, öyle olmalıydı değil mi? Alev alan şeylerin duman çıkartabileceğini, annemin beni ısıtmak için yaktığı odunlarda görmüştüm.

Düşününce, yoksa o duman benden mi geliyordu? Korkup küvetten çıktım ama duman birden kesilince tekrar içine girmeye karar verdim.

"Anne?" Annemin artık beni yıkaması gerekiyordu. "Anne beni yıkamayacak mısın?" Ama ne ses vardı, ne de başka bir şey.

Sonra, birden küvetin içinin kırmızıya boyandığını fark ettim. Cılız bedenimi bu sefer az öncekinden daha çok korkarak çektim.

"ANNE!" Defalarca bağırsam da, nafileydi.

Kırmızı su, küvetten taşmaya başlayınca annemin yüzünün küvetin içinde belirdiğini fark ettim.

Çığlık atmaya başladım. Onu tutamıyordum.

"Merhaba? İyi misiniz?"

Ne olmuştu? Annem nereye gitmişti? Bu karanlık da neyin nesiydi?
Derken, hafifleşen göz kapaklarımı araladım.

"Bir süredir baygınmışsınız, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?"

Bana bunları kim söylüyordu? Tanımadığım bir kız.

"Şey, ben iyiyim." Deyince, bakışlarını diğer tarafa çekti. Sonra, birden gözlerini tekrar bana dikti.

"Aa, şey..."

Oturur pozisyona geçip ne olduğunu anlamaya çalıştım.

İşaret parmağıyla ellerimi işaret etti.

"Ellerinizden ter akıyor."

Ellerime bakıp ter olup olmadığını anlamaya çalışıyordum ama hayır, bu ter değildi. Kafama o an dank etmişti. Bir süre önce annemi gördüm sanıp kadının birini omzundan tutup sarılmıştım.

Meydan dayağı yemiş olsam da, onlara hiç bir şey yapmamıştım.

"Hey, evim çok uzakta değil, isterseniz sizi götürebilirim."

Başka çarem olmadığı için kabul etmek durumundaydım. Diğer tarafımdaki çocuğu ayağa kalkmam için uzattığı eli görünce fark ettim.

Yardımını kabul ettim ama bir saniye sonra buna pişman olmuştum. Çünkü elleri çok suyun altında kaldığında nasıl buruşursa öyle olmuştu.

Bir kaç saniye birbirlerine bakışsalar da kız bana dönüp;

"Adım Penn, memnun oldum." Deyip göz kırptı.

Sol elimi sağ dirseğime koyup;

"B-ben de Akashi."

Yüzüme belli belirsiz bir gülümseme yerleştirdim. Yürümeye başladığımızda avucumun içinden su damlacıkları akmaya devam etti.

Gizlemek için ellerimi cekedimin cebime soktum.

O sıra, cekedimin alt kısmının kan lekesi olduğunu gördüm.

Umursamadım.

"Buraya neden geldin?"

Etrafıma biraz bakınca yürüdüğüm yolun Lamar şehrine ait olduğunu hatırladım. Buraya, annemin burada olma ihtimali sürüklemişti beni.

"Aa şey, tanıdığım birisi vardı da."

5 BÜYÜK YEMİN Stories to obsess over. Discover now