Adalet yerini buldu. 1 ci Bölüm

195 34 1
                                        

Yeni açılan, Çağlayan Adalet Sarayının önünde, basın ve medya kuruluşları, canlı yayın yapmak üzere, araçlarıyla birlikte ele alınmışlardı. Birazdan, devralma Arslan olarak tanıdığı genç iş adamı ve unret Barones'in duruşması başlayacaktı. Arslan (Esat) Türkiye'nin önde gelen hayırsever genç iş adamı olarak tanınıyor, fakat daima yer altı dünyasının lideri olarak da adından sıkça söz ediliyordu. Herkesin haklarında hiçbir yerde delil bulunamadı, suçlanamayan Arslan (Esat) ve Barones (Melike) kod adlı şarkıda duruşmasını bekliyordu.

Basına kapalı olan duruşmanın yapılacağı salon içerisi hınca hınç doluydu. Savunma avukatları ve zabıt kâtibi garantili, davanın Cumhuriyet Savcısı ve hâkimlerini beklemekteydiler.

Cumhuriyet savcısı gelmiş geçmişti. Duruşma Ağır Ceza Mahkemesinde görüldüğü için; Üç hâkim içeri girmiş, salonda bulunan herkes ayağa kalkmış, gelen hakimler yerlerine oturduktan sonra tekrar yerlerine oturmuştu.

Mahkemenin önünde yatan ve iddianameyi okumaya başladı. "Siz Esat Demirtaş, Melike Demirtaş, Halil Tosun 16.04.2013 Cumartesi günü Şile ... Adresinde narkotik şube müdür yardımcısı Hasan Yavuz ve iş adamı Aykut Demir'in öldürülmesiyle ilgili suçlanmaktasınız."

Sanık avukatı söz alır;

Düğünde davetli bulunanlarında misafir vermiş ifadelerden de anlaşılacağı gibi Esat Demirtaş ve Melike Demirtaş'ın düğünde gelin ve damadın nikâh şahitliği yaptıkları ve hiçbir yere ayrılmayıp, düğün merasimi bitinceye kadar orada orada bulunanlar açıklamalıdır. Sözü geçen cinayetlerle hiçbir ilgileri olmadığından, müvekkillerimin üzerlerine atılı suçları kabul etmiyor, beraatlarını talep ediyorum. "

Mahkeme başkanı Savcıya; "Sormak istediğiniz bir şey var mı?" diye sordu. Savcı iddianamelerdeki suçlamaları tekrarladı. Hâkimler kendi aralarında sessizce konuşmaya başladılar.

Başkan; "Dosya incelendi, duruşmaya oğul verildi. Gereği düşünüldü."

Salondaki sanıklar, avukatlar ve duruşmayı takip edenler ayağa kalktılar. Salon büyük bir sessizliğe bürünmüştü. Salonda bulunan herkes, mahkeme başkanın ağzından çıkacak sözleri, büyük bir dikkatle beklemeye başladı.

Başkan konuşmaya başladı; "Türk milleti adına, sanık Esat Demirtaş, Melike Demirtaş ve Halil Tosunun, sözü gecen cinayetlerle bir ilgilerinin olmadığından ve üzerlerinde atılı suç, mevcut delillerde ispat edilemediğinden, beraat oy birliğiyle karar verilmiştir. Tutuklu olarak yargılanan Halil Tosun'un ruhsatsız silah bulundurmak vetan hakkında Türk ceza kanunun ... maddesiyle tutukluluğun devamına karar verilmiştir. "

Başkan kararını açıklayınca birden büyük bir sevinç çığlıkları salonu doldurmuş. Esat ve Melike coşkuyla birbirlerine sarılmışlar, Halil de onlara katılmıştı.

Esat çok sevinçliydi. Kendini tutamamıştı, bir elini kullanarak havaya kaldırmış; "Adalet yerini buldu." diye bağırmıştı.

Kararın beklediği gibi çıkması karşısında Avukat Serhan'da çok sevinçliydi. Kucaklaşmakta olan Esat ve Melike'nin yanına gitti, birini ayrı ayrı kucakladı. Çok mutluydular.

Başkanın açıklaması açıklamasından sonra, içeriye iki jandarma girmiş ve Halil'in ellerine kelepçe takmıştı. Halil iki jandarmanın arasında cezaevine götürülmek üzere bekliyordu.

Üçünün de gözü ona takılmıştı. Halil'i unutmuşlardı. Hemen yanına gitmişler, jandarmalar anlayış göstermiş, Halil tek tek sarılarak kucaklamıştı. Halil, ağabeyi ve ablası beraat ettiği için çok mutluydu

Sıra Halil'i kurtarmaya gelmişti. Avukat Serhan, onun da ilk mahkemesinde serbest kalacağını biliyordu. Halil'e baktı; "Canını sıkma. En kısa zamanda aramıza katılacaksın."

Halil de biliyordu. Bağırarak; "Merak etmeyin en kısa zamanda yanınızdayım. Bu iftirayı atanlardan da tek tek hesap soracağım." Adeta mesaj vermek istemişti

Öyle tehdit edercesine bağırınca da jandarmalar kızmış, hemen biri koluna girmiş; "Artık gitmemiz lazım." dediğinde de iş bir hüzün sarmıştı.

Halil, jandarmaların arasında elleri kelepçeli bir halde salondan çıkmıştı. Onu o halde görünce de sevinçleri bitmiş, üzülmüşlerdi.

***

Adliye sarayının dışarısında Televizyonlar canlı yayın araçlarını, hazır hale getirmişler, Esat ve Melike'nin çıkmasını bekliyorlardı.

Esat ve Melike kapıda görüldüğünde muhabirler en iyi fotoğraf çekebilmek için peş peşe makinelerinin deklanşörüne basmaya başlamışlar, patlayan flaşlardan ortalık apaydınlık olmuştu.

Ortalık çok daha kalabalıklaşmıştı. Muhabirler adeta bir biriyle savaşa girmiş, röportaj yapabilmek için gibi birbirlerini itelemeye başlamışlardı.

Avukat Serhan canlı yayın araçlarının önüne gelmiş, kameramanların önünde durmuştu. Sakin bir şekilde ama bağırarak; "Müvekkillerimin suçsuzluğu anlaşılmıştır. Adalet yerini buldu. Serbest bırakıldılar...'

Konuşmasını bitirememiş, muhabirler adeta soru yağmuruna tutmaya başlamışlardı.

Avukat hangi muhabire, hangi soruya cevap vereceğini şaşırmıştı. Birkaç soruyu cevapladıktan sonra; "İnşallah ilk duruşmada Halil de beraat edip aramıza katılacaktır. Başka bir sözümüz yok, lütfen daha başka soru sormayınız. Müsaade edin geçelim." Dedikten sonra yürümeye başlamıştı.

Zırhlı bir otomobilin türü, Esat'ın koruması Cengiz'le şoförü Kemal, harekete hazır bir bekliyorlardı. Esat ve Melike yaklaşınca hemen otomobilden inerek arka kapılarını açmışlardı.

Esat ve Melike güçlükle yoğuntan çıkarak otomobile binmiş, Avukat Serhan binmemişti. Serhan; "Ben Halil'in işlerine bakayım, siz gidin. Bir aksilik olmazsa erken gelirim. Geldiğimde de kutlarız."

***

Otomobil hareket etmişti. Çok sevinçliydiler. Serhan başarmış, onları kurtarmıştı. Esat kendi kendine konuşur gibi; "Şükürler olsun, bugünü de atlattık. Ama bayağı da üzüldük. Neyse ki artık özgürüz." Melike'ye baktı. Melike mutlu bir şekilde bakıyordu.

Barones Sokaktan gelenlerHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora