GİRİŞ

231 21 35
                                        

Bazı hikâyeler, bir tesadüfle başlar… Ve bazı tesadüfler, insanın hayatını sonsuza dek değiştirir.

Kimi insanlar kalabalıklarda bile kendini yalnız hisseder. Çünkü aradığı şey bir yüz değil, bir his, bir geçmiş ya da gelecektir. Belki bir çıkış, belki bir başlangıç... Asya’nın hikâyesi tam da böyle başladı—kaçtığını bile fark etmeden koşarken, aslında kendine döndüğünü anlayacağı bir yolculukta.

Bazen bir ev, sadece bir ev değildir. Duvarların ardında saklanan sırlar, koridorlarda yankılanan çatışmalar ve gözlerin gerisindeki suskunluklar... Herkesin sustuğu yerde bir kişi konuşur: Yıldız. Gülümsediğinde bile gözleri ihtiyatlı, kahkahaları özgürlük kadar asi. Cesur, sır tutan, sadakatle örülmüş bir duvar gibi; sahip çıktığı her şeyin üstüne titreyen ama yabancılara göz açtırmayan biri.

Ve o evde, gölgeler gibi dolaşan iki isim daha: Yiğit ve Kuzey. Yiğit dışarıdan sert, içeride geçmişin yüküyle kırılmış biriydi. Asya’nın ismini duyduğu an bir şey koptu içinde—anıların tozlu raflarından çıkan bir bağ, bir ihtimal…

Kuzey ise... Herkesin kahkahasına ortak olan, bir anda her şeyi delip geçen bakışlara sahip biri. Yiğit’le kardeş gibiydi ama Yıldız söz konusuysa, Yiğit’ten bile daha tehlikeli. Çünkü bazı bağlar kanla değil, sadakatle örülür. Ve Kuzey’in Asya’ya olan dostluğu, kan bağı gibi gerçekti.

Bazen kaçtığını sanırsın, ama aslında çağrıldığını fark edersin.

GENÇLİK RÜZGARIHistórias para pegar e não largar. Descubra agora