1.Bölum

24 4 29
                                        

Sevgili minnoş sevgideger okuyucularım başlama tarihinizi ve şartını yazarsanız sevinirin❤️

Yağmur ve gökgürültüsü ün çığlıkları eşliğinde düşen her bir damla ile birlikte kaldırıma esir olan damlalar sanki bir şeyler anlatmak ister gibi her saniye daha da hızlanıyordu.

Gecenin derinliklerine doğru akan her bir kum tanesi zamanın daha da yavaş ilerlediğini anlatirken yağmurun hızının zıtlığını ortaya koyuyordu.

Ben Felisya on sekiz yaşındayım liseye gidiyorum aslında kendim için fazla anlatılacak bir şey yok .

Bu hayattaki babama göre en kötü insan benim çünkü hayatının kadınını elinden aldım.

Nasıl mı;
Annem ve babam evliliklerini benim sayemde yapmışlar babamla annemin erken birlikteliği, annemin erkenden hamile olmasına yol açmış bu yüzden aslında iki sene daha zamanı varken evlenmelerine benim sayende erken evlenme kararı vermişler zaten Annem yetim olduğu için babamın ailesi kendi zengin varlıklı ailelerine hiçbir zaman uygun görmemişler ve ben olduğumu öğrenince de babamı evlatlıktan reddetmişler.

Annem için hayat suyu yeni bir çiçek olmuşum,beni daha doğmadan çok severmiş hep Felisya dermiş hikayeler anlatırmış daha karnında olmama rağmen. O yüzden adım Felisya bu hayatta susuz yaşamayan bir çiçek miş.

Bir gün, daha doğuma bir ay varken annem sancılanmış ve erkenden doğuma almışlar ben doğduğumda annem çok kan kaybından kalbi durmuş doktorlar ne yaparlarsa yapsınlar tüm çabalara rağmen yaşatamamışlar .

Babama çıkıp bu haberi verdiklerinde yıkılmış. Doktorlar bir kızı olduğunu ve görmek isteyip istemediğini sorduklarında ise."Benim bir kızım yok o masada ikisi de öldü" demiş. Bir insan nasıl küçücük bir bebeği suçlar ve görmek istemez ki?

İşte benim babam öyle yaptı beni görmek istemedi daha hiçbir şeyin bilincinde ve daha hiçbir şey görmezken beni suçlayan bir babanın hayatıma neler katicağını bilemiyordum.

Babam beni hastanede bırakıp annemin cenaze işleriyle ilgilenince

Halam beni hastaneden alıp eve götürmüş ama babam gelip bir kez olsun beni görmemiş,görmek istememiş halam beni her yanına götürdüğünde ise bağırıp çağırıyormuş ve odadan çıkarmasını söylüyormuş . Babam annemin cenazesinden bir hafta sonra evden ayrılmış ve uzun bir süre eve gelmemiş geldiğinde ben iki yaşındaymışım.

Halam babam eve her geldiğinde beni odama çıkarıyor ve orda ne yapıyorsam yapmamı söylüyordu çünkü beni her gördüğü yerde bağırıp çağırıyordu yüzüme bile bakmazken ve ben daha küçücük bir çocukken bir annem yokken bir babaya ihtiyaç duyarken hiçbir şekilde yanımda olmamıştı.

Bugün günlerden 16 Mart benim doğum annemin ölüm günü beni hayat suyu olan bir çiçek gibi seven annem hayat suyu elinden alınmış ben.

Tam dört sene önce yine doğum günüm aslında artık ölüm günüm desem daha doğru olur sanırım çünkü ben 15 yaşında ergen bir kız çocuğuyken daha kendimi bulamamış ve bir boşlukta süzülürken babam odama geldi ilk defa benim odama gelmesine çok şaşırmıştım önce korktum bağırıp çağırmasından ama sonra bana şöyle dedi " kızım kalk hadi bugün doğum günün ikimiz için yeni başlangıç olsun pasta almaya gidelim "dedi.

Ben ilk kez babamın ağzından bana kızım diye hitap edişini sindirmeye çalışırken babam benden cevap bekliyordu kızmasından ve vazgeçmesi den korkarak cevap verdim "T-tamam babacım geliyorum " dedim.
O kadar güzel demişti ki bana kızım mest olmuştum bu hayatta annem yoktu ama babam vardı o da hiçbir zaman kızım dememisti okulda arkadaşlarım aileleri gelip babacim,annecim diye sarılırken tuvalette kitler ağlardım.

Anneme kızardım ilk sonra anneme kızdığım için üzülür yine ağlardım. Babam bana ilk kızım diyişiydi o gün kızı olmanın kızım diye seslenmesinin mutluluğuyla ayaklarım yere basmıyordu sanki bir bulut parçasının üzerindeydim. Hemen tamam demiştim babama çünkü benim babama ihtiyacım vardı bir baba sevgisine muhtaçtım.

Dışarı çıktığımızda arabaya binmedik babama dönüp "Neden arabayla gitmiyoruz" dediğimde yüzüme bakmadan soğuk bir sesle yürümek istiyorum demişti. Bende neden bana evden çıkınca böyle soğuk davrandığını düşünürken önümüzde siyah bir araba durdu. Babam içindeki bir kaç adamla konuştuktan sonra bana bakıp"arabaya bin" dedi.

"Neden hani yürümek istiyordun?"diye sorduğumda babam bağırarak "Yoruldum şimdi bin arabaya" dedi. Ses çıkarmadan arka kapıyı açtım içeride benden yaşça büyük bir amca vardı çekinerek yanına oturdum ve babamı bekledim babamda bindiğinde pastaneye doğru gitigimizi düşünerek ses çıkarmadım babam sonra sürücü koltuğunda oturan kişiye durmasını söylediğinde geldiğimizi sandım ve üzerimi düzeltmeye başladım.

Babam " ne yapıyorsun" dediğinde .

"Pastaneye gelmedik mi iniceğimiz için üzerimi düzeltiyorum" dedim

Babam " gelmedik ben sigara icicem sen pastane git bu abiler bırakıcak seni " dedi bende bir şey demedim ve durmuş olan arabadan indi kapıyı kapatınca şoför kapıları kilitledi. Bir kaç dk sonra pastane in yolunu geçtiğimizde şoföre dönüp " pardon geçtik pastaneye yanlız " dedim yolcu koltuğunda oturan adam sırıtarak bana baktı ve seni pastaneye götürdüğümüzü kim söyledi ki sana küçük kız " dedi.

Korkmaya başlamıştım hemde fazlasıyla bağırmaya başladığımda" BENİ HEMEN BIRAKIN YOKSA SİZİ BABAM ÇOK KÖTÜ YAPAR " diye yanımda oturan adam eliyle ağzımı kapattı bende gücüm yettiği kadar vurmaya başladım ama nafile küçücük kırılgan vücudum bu iri yarı adama işleniyor şu.

Önde yolcu koltuğunda oturan adam " kusura bakma küçük kız ama baban seni yaptığı borçlar uğruna sattı sen artık benimsin" dedi. Beyninde yankılanan BABAN SENİ SATTI kelimesi binlerce kez tekrarladı bir insan kızını nasıl satabilir bunu nasıl yapardı.

Ben yanımdaki adama direndiğim için adam bana sert bir şekilde vurdu beynimdeki zonklama ve gözümde oluşan karartıyla bir anda kendimi karanlığın içinde buldum.

Üzerimde gezinen
ellerle gözlerimi açmaya çalıştığımda Karşımda benden 15 -18 yaş büyük olan yaşlı bir adam vardı onu görünce korkarak ayaklanmaya çalıştım ama beni tutup yatağa yatırdı tekrar ben itmeye çalıştıkça o üzerime eğiliyordu bir anda kaldığına vurduğumda üzerimde kalktığında yataktan kalkıp kaçmak için kapıya gittim ama yaşlı adam ucun saçlarımdan tutup beni komidinin o tarafa fırlattı hızla çekmecelerde bakıp işe yarar bir şey ararken yaşlı adam gelip üzerime takrar çıkmaya çalıştı ve saçlarımdan çekti çekmecede elime gelen şeyin makas olduğunu anladığımda can havliyle elime alıp adamın karnına sapladım.

Adam yere yığılıp kalırken bende hızla pencereden atlayıp ormana doğru koşmaya başladım Nerde olduğumu ve nere gittiğini bilmeden koştum sonra bir adam buldu beni yardım edicegimi söyledi inanmadım korktum ama yapicaj bir şeyim yoktu hem parasız hemde nerede olduğumu bilmiyordum belkide cidden bana yardım edicekti.

Adını sorduğumda adının Cengiz Kartal olduğunu ve tekrar bana yardım edicegimi benim gibi bir çok kişiye yardım ettiğini söyledi.

Bende iyi biri olabiliceğini düşünüp onunla gittim.

İşte o günün ne gündüzü ne gecesi bitmedi yani bitmedi benim için.

Tam dört senedir Cengiz abinin yanında Delfi şehrinde yaşıyorum bana bu yaşıma kadar çok yardım etti her eğitimi görmemi sağladı ona o kadar şey borçluyum ki nasıl ödeyeceğimi bilemiyorum.

Bana dövüş silah kullanma ve daha bunlar gibi bir çok eğitim aldırdı hem kendimi korumam hemde burda Cengiz abinin benim gibi topladığı çocukları korumam için.

Benden çocukluğumu alan babama ben gençliğimi feda etmedim uzaklaştım yeni bir başlangıç kurdum.

Ben hayat suyumu ilk başta kaybettim ama burakilere kendim hayat suyu oldum.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Sep 29, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

FelisyaWhere stories live. Discover now