Hapları alıp komidine koydum. Masaya gidip elime geçen ilk defteri aldım. İşte bu, bu son. Son dakikalarım.Kalemi de alıp son cümlelerimi kağıda dökmeye başladım.
" Sevgili Michael,
Biliyorum kişiliğime göre ciddi başladım.Salak Michael diye de başlayablirdim.Ama ciddiyet falan umrumda değil şu durumda. Hiçbir şey anlamadığına adım gibi eminim. Merak etme her şeyi teker teker anlayacaksın. Öncelikle sana teşekkür ederim. Bana sonuna kadar tahammül ettiğin için. Bana, inatçı cadıya. Büyük bir başarı. Cennette kendine yer ayırtmış kadar oldun. En çok da beni sevdiğin için teşekkür ederim. Çoğu kişinin yapmadığı şeyi yaptın. Ama senin sevgin bile artık bana yetmiyor. Bu cümleyi yazmak hiç istemezdim. Özür dilerim. Gerçekten. Seni tek başına bırakmak hiç istemedim. Seni seviyorum ve bunu sana milyonlarca kez söyliyebilirim. Ama yanında olamam artık. Dayanamıyorum. İstenmeme duygusu her geçen gün vücudumu ele geçiriyor. Deliriyorum. Hiçbir şey olmamış gibi davranmak beni her geçen gün daha da yıpratıyor. Krizler geçiriyorum.Şu ana kadar yazdığım şeylerin anlamsız olduğunu düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Gerçekten üzgünüm. Birbirimize her şeyi anlatmak hakkında söz vermemize rağmen söyliyemedim. Ama beni bırakacağını biliyordum. Kime söylesem bırakırdı. Bana istediğin her şeyi söyliyebilirsin. Ama sana söyliyemezdim. Kim erkek arkadaşına kendisinin deli olduğunu söyler ki ? Eğer onu gerçekten seviyorsa onu üzmek istemez , değil mi ? Seni asla üzmek istemedim, istemem. Beni ayakta tutan tek kişiyi de üzemezdim. Ama her şeyin bir sonu var değil mi ? Buraya kadarmış. Beni gerçekten çok seviyorsun. Sevdiğin için de aptalca şeyler yapıyorsun. Benden sonra başkasını seveceğine eminim. Her ne kadar beni özleyecek olsan ve "Senden başkasını asla sevmeyeceğim..." diyecek olsanda seveceksin. Karşı çıkmanı istemiyorum. Benim gidişime kafanı takarak hayatını harcamanı istemiyorum. Kendini sakın üzme. Her zaman benim mutlu olmamı istersin değil mi ? Bu yüzden beni bırakmalısın. İleride seveceğin kişinin de seni karşılıksız bırakmayacağına eminim. Sadece bana inan yeter. İlk başlarda sorun yaşayacaksın. Bunu anlıyorum. Odana kapanacaksın, içkilerle sabahlayacaksın. Ama sakın unutma, seni önemseyen milyonlarca kişi var ve ben de onlardan biriyim ve eninde sonunda bunları bırakacaksın. Arkadaşların seni eğlendirmeye çalışacaklar. Sen onlara küfürler edip seni yalnız bırakmalarını söyleyeceksin. Bunları yapman normal. Sadece bir süre için. Bunları hayatın boyunca yapamazsın. Ve yapmayacaksın da. Bana bir söz vermeni istiyorum. Ben gittikten sonra hayattan nefret etmeyeceksin. Başka birisine aşık olacaksın. Mutlu bir şekilde yaşayacaksın ve çocuklarınla birlikte eğleneceksin. Güzel bir karın ve düğünün olacak. Sadece beni unutma yeter. Ben her zaman seni izleyecek ve yanında olacağım. Hiçbir zaman yanlız değilsin. Seni özleyeceğim. Lanet olsun, kavgalarımızı bile özleyeceğim. Bana bağırmanı daha sonra ağladığımı görünce bana sarılmanı, o renkli saçlarını, iğrençliklerini bile özleyeceğim. Seninde beni özleyeceğini biliyorum. Ama devam edeceksin. Son iki saattir sana anlattığım şeyleri sakın göz ardı etme. Ve emin ol, hepsi geçecek. Sen önemsenen, ailesi olan, arkadaşları olan ve istenen birisin. Bunun için asla üzülmezsin. Çok şanslısın. Bu iyi bir şey. Ama ne yazık ki bunlardan hiçbiri benim hayatımda yoktu. 19 senelik yaşamımda başıma gelen en iyi şey sensin. Ve elbette ki çocuklar. Onları da en az seni özleyeceğim kadar özleyeceğim. Bana hiç sahip olamadığım bir şey verdiler. Bana bir aile oldular. 3'üde hiç sahip olmadığım erkek kardeşlerim gibiler. Ashton, her ne kadar çocuk gibi olsada bana her ihtiyacım olduğunda ciddileşen ve öğüt veren kardeşim. Ona teşekkür ettiğimi söyle. Her kavga ettiğimizde yanıma gelir ve eğer bir daha beni üzersen seni döveceğini söylerdi. Calum, en iyi sarılan ve bana en yakın olan kardeşim. Alınma ama senden daha iyi sarıldığı doğru. Sen turdayken beni ya arar yada mesaj atıp senin berbat durumda olduğunu çünkü beni özlediğini söylerdi. Her ayrı kaldığımızda bizi birleştirmeye çalışırdı. Sana tahammül etmemde büyük bir etkisi var. Ve son olarak Luke, sahip olduğum en iyi küçük kardeş. Sıkıldığında, üzüldüğünde, öfkelendiğinde hep bana gelirdi. Fikrimi isterdi. Kalp kırıklıklarında hep bana sarılır neden bunu yaşadığını sorardı. Gittikten sonra bana en az senin kadar kızacağını biliyorum. Ama mutsuzluğum sizi de etkiliyordu zaman zaman. 4 mutlu, eğlenceli, hayat dolu çocuğu kendi mutsuzluğum ve neşesizliğim ile yıpratamazdım. Bunu yapmak bencillik ama hepinizi çok seviyorum ve çok özleyeceğim. Beni unutmayın. Her zaman yanınızda olacağım.
Sizi çok seven ve özleyecek olan salak arkadaşınız,
Lisa"
Yazmayı bitirdikten sonra kağıdın üstüne bir kaç damla düştü. Kendimden bunları yaptığım için nefret ediyorum. Kendi rahatlığım ve mutluluğum için hayatımın en önemli insanından vazgeçiyorum. Kağıdı katlayıp Mike'ın bulabilceği bir yere koydum. Ve işte en zor kısma geldik. Hapları ve suyu yanıma koyup yatağa oturdum. Kutuyu açıp içinde ne kadar varsa ağzıma attım. Suyu yudumlayarak hepsini yuttum. Kulaklıklarımı takıp telefonumdan müzik açtım ve uyumaya çalıştım.
Mike'ın Ağzından
Bu kız telefonuna hiç mi bakmıyor ? 5. Arayışım ve cevap vermiyor. Mesaj atmayıda denememe rağmen hiç bir sonuç alamadım. Luke'un yanına gidip Lisa'yı aramasını söyledim.
"Açmıyor. Bir şey mi oldu ?"
"Hayır. Yani bilmiyorum. Aramalarımın ve mesajlarımın hiçbirine cevap vermedi."
" Belki de duştadır."
"Emin değilim. Eve gidip bakacağım. Çocuklara haber ver."
Başını sallayıp içeri girdi.
Arabaya binip yola koyuldum. Ona bir şey olduğu düşüncesi beni öldürüyor. Gaza basıp hızlanmaya başladım. Eve geldiğim gibi hemen arabadan inip eve girdim.
"LISA! BURADA MISIN ?!"
Herhangi bir su sesi duymaya çalıştım ama başarısız oldum. Odamıza çıktım ve kulaklıklarıyla uyuya kaldığını gördüm. Rahatladığımı hissettim. Yanına gidip onu sarstım. Tepki vermedi. Sarsmaya devam ettim.
"Lisa hadi uyan aşkım."
Uyanmayınca korku hissi tüm bedenimi yeniden ele geçirdi. Sonra komidindeki hap kutusunu gördüm. Hayır. Hayır Lisa böyle biri değil. Böyle bir şey yapmaz. Sorunu olsa bu yöne başvurmaz bana anlatırdı. Kutuyu alıp ne kadar içtiğine baktım. Lanet olsun ki hepsi boştu. Hemen onu kucağıma alarak arabaya bindim. Hastaneye sürmeye başladım. Geldiğimiz gibi onu arabadan çıkarıp acile girdim. Hemen yanıma koşup onu sedyeye yatırdılar. Götürmeye başladılar. Nereye gittiklerini bilmiyordum.
Telefonumu çıkarıp Luke'u aradım ve hastaneye gelmesini istedim. Bana ne olduğunu sordu ama cevap veremedim. Sadece buraya ne kadar hızlı gelebilirse o kadar iyi olacağını söyledim. Ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum. Neden böyle bir aptallık yaptı ve neden bana hiçbir şey söylemedi. İçimden ona bir şey olmaması için dualar ettim. En sonunda yanıma birinin geldiğini hissetim. Bir el omzuma dokundu.
" Ne oldu ? Neden hastaneye kaldırıldı ?"
Luke telaşla bana sorular sıralamaya başladı ama ben hiç birine cevap veremedim. Sonra doktor geldi ve hayatımda asla duymak istemediğim o cümleyi söyledi,
"Üzgünüm ama elimizden geleni yaptık. Kurtarmaya çalıştık ama çok geçti. Size baş sağlığı dileriz."
Elini omzuma koyup yanımdan geçti. Tüm bunlar olurken ben hala olanları anlamaya çalışıyordum. Soluma baktığımda Luke'unda donmuş olduğunu ve gözlerinden yaşlar akmaya başladığını gördüm. Ne yani, gerçekten gitmiş miydi ? Bana o kadar söz verdikten sonra beni bırakıp gitmiş miydi ?
Luke bana doğru yönelip bana sarıldı. Bense hiçbir tepki vermedim. Sadece çekilip arabama gittim. Bindikten sonra eve gittim. Bir şeyler bırakmış olmalı değil mi ? Bana her şeyin bir nedeni olduğunu söyleyen kendisiydi. Eve geldiğimde hemen odamıza daha doğrusu eski odamıza çıktım. Ve yatakta bir kağıt buldum. Üstünde kurumuş göz yaşları vardı. Bunu o kadar önceden yazmış olamaz. Şokun etikisinde olduğum için sakin görünüyordum. Kağıdı alıp okumaya başladım. Okumayı bitirdikten gözümden akan yaşlara engel olamamıştım. Taşlar yerine oturmuştu. Kaldıramamıştı. Ona yardım edebilirdim. Ama fark edemedim. Tabiiki de bunlar benim suçum. Gözümün önündekinin farkına varamamıştım. Lanet olsun, körlüğüm yüzünden hayatımın anlamını kaybetmiştim. Ve bunu engellemek için yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Çünkü çok geçti ve o sonsuza kadar gitmişti...
