Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
1.Bölüm : Karanlıktan Aydınlığa
"Sende haklısın. Siyahın yanına beyaz yakışırdı. Siyahın yanına siyah değil."
Nereye gittiğimi bilmeden yürüyordum. Zaten nereye gittiğimin bir önemi yok. Her yer çıkmaz sokak bana. Etrafıma bakmadan yürürken, avuç içime tırnaklarımı geçiriyordum. Çenemde titriyordu üstelik. Bunlar hep ağlamamak için çırpınışlar. Yolun ortasından yürüyordum. Arabaları umursamıyordum bile. Yürüyen ceset vardı yolun ortasında. Kimse görmüyordu. Kimse bir yardım eli uzatmıyordu.
Bağıra bağıra susuyordum duyan yoktu. Bir ev lazımdı bana. Bir yuva, bir yol. Çıkış yolu arıyorum. Etrafım karanlık. Etrafım koca bir enkaz. Çırpındıkça üzerime yıkılıyor duvarlar. Bana aydınlık lazım. Bana duvarları boyalı ev lazım. Annemin sevgisizliğinden yeşertecek sevgi lazım. Kime tutunsam uçurumlar oldu sonum. Kime sığınsam enkaza döndüm. Çok şey beklemedim hayattan. Hayatım bile yok aslında. Babası tarafından terkedilmişim. Hep yavru kedi gibi kalmışım sokakta. Kendimi tanımlayacak olsaydım eğer; "Yağmurda ıslanan kedi benim."
Daha küçük yaşta kalmışım sokakta. Babam gitmiş. Annemde bana bakacak gücü bulamamış. Henüz 5 yaşımda yıkılmışım. Yuvasız bir çocuğun yetimhane olmuş yuvası. Daha 10 yaşındayken denemişim intiharı. Kendime yenilip kendimi kanatmışım. İleride saklamaya çalışacağım izler yapmışım. Ben bu hayata çok yenik başlamışım. Bu dünyanın dengi değilim. Neyse siktir et. Hayat hikayeme sonra devam edelim.
Hafif yağmur yağıyor. Ceketimin şapkasını kapatmış yürüyordum. Ellerim ceplerimdeydi. Batırdığım tırnaklarım yüzünden kanayan avuçlarımı saklıyordum. 1.70 boylarındayım ama rüzgar esse yalpalıyorum. Bana inat gibi hava rüzgarlı. Üstelik yağmurda yağıyor. Zaten hiç ısınmaz bedenim. Her şey inat bugün bana. Her gün olduğu gibi.
Gözlerim Tekel Bayi arıyordu. Alacağım bir kaç bira ve bir paket sigarayla kayalıklara çıkacaktım. Bir kaç parça da Müslüm baba dinleyecektim. Yalnız adamlar, yalnız içerler. Yalnız doğdum, yalnız öleceğim zaten aga.
Gecenin saat 4'ü olmasından mı bilmiyorum ama sokaklar bomboş. Bende yarasa gibi takılıyorum. Gündüz uyuyup gece dolaşıyorum. Zaten gündüz çıktığımı gören olmadı.
Cebimde kalan son parayı harcayacağım. Yiyecek ekmeğim yok. Ben gelmişim tekel bayi arıyorum amına koyum. Yıkıklığın bu kadarı işte. Açta kalsan efkarına çözüm arayacaksın.
Sonunda buldum bir yer. Cebimdeki son para da gidecek birazdan. 3 kutu bira, bir paket sigara aldım. Şu tekel bayilerin siyah poşet takıntısını anlamış değilim. Sanki bomba taşıyoruz. Hele filmlerde falan gazeteye sarıyorlardı. Bizim bu ülke bir garip.
Tam çıkıyordum kapıdan ve bir aydınlık gördüm. Ben karanlık bir insanım. Aydınlığa gelemem. Bir kadın girdi Tekel Bayi'ye. 1.55 boylarında ve kısa kumral saçlı. Arkasından bakınca anlaşılıyor. Saçlarını kendi kesmiş ya da kuaför becerememiş. Kakülleri var üstelik. Ay tenine inat siyah giyinmiş. Diğer kadınlara benzemiyordu. Kendini gösterme çabası yoktu. Makyaj bile yapmamış üstelik. Topuklu ayakkabıya inat doğmuş sanki. Kısa boyuna rağmen spor ayakkabıyla, özgüvenli yürüyordu.
O kadın içeri girmişti. Ben çıkmıştım çoktan. Ben çıkmıştım ama aklım oradaydı. Ne derdi vardı bu saatte tekel bayi de olacak kadar. Ne yaralar almıştı ki bu kadar. Neyin savaşından kaçmaya çalışıyordu. Babası sevmediği için mi yoksa sevdiği gittiği için mi kesmişti saçlarını.
Bunca kuraklıklara inat saçlarının bile uğramadığı omuzlarında, çiçek bahçelerini gördüm. Açık kahverengiye çalan gözlerinde ise denizleri gördüm. Kendinden emin yürüdüğü adımlar altında ezildim. Bu ne güzel bir yenilgiydi. Bu kısacık ana bir ömrümü sığdırabilirdim. Anne için rahat olsun oğlun karanlıkta kalmayacak.
Hayatımda çok olmamış olsan da karanlıktan korkarım bilirsin. Mezarlıklardan da korkardım, sen gömülene kadar. Senin mezarından başka bir yerde, çiçeklerin yeşerdiğini gördüm. Senin mezarından başka yeri sulayacağım artık. Senin kollarında olamadım Anne affet.
Şimdi oğlun evine dönüyor. Hep kapı dışında kaldım ama bu kez kazanacağım. Bana tutulan bu aydınlığa yürüyeceğim. Bu kez pes etmeyeceğim Anne.
Benimde bahçelerim yağmur görecek. Benimde renklerim doğacak. Belki de yaralarım kapanacak. İnan işte Umut. Bu kez kazanacaksın. Bu kez sevileceksin oğlum. Bu kez farklı diyorum sana.
Ölüme inat yaşadığım şu hayatta, intiharı unutacağım. Yara bantlarımı çıkarıp, merhemime koşacağım. Bana yuva olacak birine, umut olacağım. İçin rahat olsun Anne. Oğlun karanlıktan aydınlığa çıkacak.
Benimle beraber renklerinizin doğmasına, umutsuza umut olup, yuvanızı bulmaya var mısınız?