Elimdeki kadehten bir yudum daha alıp boynumdaki kolyeyle oynamaya devam ettim. Kendimi bu ortamdan soyutlama çalışıyordum. Böyle ortamlar hiç bana göre değildi. Kulakları sağır eden bir müzik, birbirine yapışık halde çılgınlar gibi dans eden insanlar, ağır içki kokusu...
Etraftaki sigara dumanını görmezden gelip bir yudum daha aldım içeceğimden. Artık cidden sıkılmıştım.
Karşımda kahkaha atan arkadaşlarıma baktım. Ortada bir muhabbet dönüyordu ama neyden bahsettikleri hakkında bir fikrim yoktu.
"Derin, sen neden hiç konuşmuyorsun?"
Meslektaşım olan Mehmet'in bana seslendiğini duyunca kafamı kaldırıp yüzüne baktım.
"Aynen Derin, ne bu suratının hali. Altı üstü eğlenmeye geldik. Tadını çıkarsana." diyerek Mehmet'e destek çıkan Banu'ya baktım. Banu'yla da meslektaştık.
"Yo, ben gayet iyiyim. Siz devam edin." diye cevap verdim.
Masadaki çoğu kişi bana göz devirip, abartılı sohbetlerine devam ettiler.
Yapacak bir şeyim yoktu. Barlar, kulüpler bana göre değildi. Hele ki ofis arkadaşlarımla gece yarılarına kadar içmek, hiç bana göre değildi.
Hiç istemesem de bu ortamda bulunmamın nedeni Mehmet'in baba olmasını kutlamamızdı. Mehmet, eşi Burcu'nun hamile olduğunu öğrenince bürodaki herkesi toplayıp bu bara getirmişti. Yaklaşık 10 avukat, bu güzel haberi kutluyorduk.
Herkes sanki bu sabah davalara katılmamış, olayları çözmek için kafa patlatmamış gibi duruyordu, hepsi çılgınca eğleniyordu. Fakat ben bir türlü kafamı buraya veremiyordum. Aklıma sürekli müvekkillerimle olan konuşmalarım geliyordu, olayları anlamaya çalışıyordum. Avukatlık bazen gerçekten çok yorucu oluyor.
Bir süre sonra oturmaktan patlayacaktım. Masadakilere lavaboya gideceğimi söyleyip kalktım. Banu da benimle geliyordu.
Lavodan içeri girince ellerimi yıkayıp boynumu ıslattım. Cidden bunalmıştım. Banu ise hız kesmeden konuşmaya devam ediyordu.
"Burcu'yla Mehmet evleneli daha 1 ay oldu ve Burcu hamile. Bunu bu kadar kısa sürede anlayamaz. Kesin evlenmeden önce hamile kaldı. Derin. Derin? Sen beni dinlemiyor musun?"
Bıkkınlıkla Banu'ya baktım. Tam cevap verecektim ki birden heryer karanlık oldu. Endişeyle Banu'ya seslenmeye başladım.
"Banu! Banu ses ver ne oluyor? Nerdesin?"
Ne kadar seslensem de cevap yoktu. Elimi kalbime koyup derin derin nefes almaya çalıştım. Soluklarım tıkanmıştı sanki. Karanlıktan ölürcesine korkuyordum. Başım dönmeye başlamıştı. Kendimi hiç iyi hissetmiyordum.
Birden etraf aydınlandı. Gözümü kırpıştırıp ışığa alışmaya çalıştım. Banu yoktu. Hızlı adımlarla lavobadan çıkıyordum ki birden bedenime çarpan bedenle sarsıldım. Dengemi toparlayınca bana çarpan kişiye baktım. 16-17 yaşlarında genç bir erkeğe benzinyordu. Bana çarpmasına rağmen umursamadan hızlı adımlarla gözden kayboldu.
Anlam veremeden masamıza doğru ilerlemeye başlamıştım ki bir gariplik farkettim. Barda bangır bangır çalan şarkı yoktu. Onun yerine bağıran adam sesleri duyuyordum. Lavobonun olduğu koridordan hafifçe kafamı uzatıp masaların olduğu yere baktım. Her yerde polis vardı!
Anlam verememiştim, heralde rutin bir kontrol olmalıydı. Zira Mehmet, bizi yasal olmayan bir bara getirmezdi. Buraya doğru yaklaşmakta olan bir polis gördüm. Tam koridordan çıkıp kendimi göstermek üzereydim ki hızla biri kolumu tutup beni çekiştirmeye başladı.
Ne olduğunu anlamadan kendimi duvara yaslanmış halde buldum. Beni çekiştiren adam tam önümde duruyordu. Şaşkınlık içerisinde konuşmaya başladım.
YOU ARE READING
AVUKAT HANIM
ActionBen Derin Aktaş. Başarılı, herkes tarafından sevilen Avukat Derin Aktaş. Diğer günlerden farklı olmayarak işimi yapıyordum. Davalara giriyor, savunmalar hazırlıyor, müvekkillerimin hayatlarını kurtarıyordum. O gün de aynı şeyleri yapıyordum. Bu sefe...
