Merhaba :) Bu benim ilk hikayem sayılır. Uzun süredir yazmayı düşünüyordum aslında. İçimde kalacağına burada kalsın dedim. Umarım iyi etmişimdir fgdgfkfgs. Beğenmeniz dileğiyle :*
_
İnsanlarla iletişim kurmak her insanı zorladığı kadar beni de zorluyordu. Eğer mesleğiniz insanlarla içli dışlı olmanızı zorunlu kılıyorsa bu ekstra bir zorluk demek oluyordu ki bir hemşire olarak oldukça zordu. Ama işimi ne olursa olsun seviyordum. İnsanlara yardımcı olabilmek,özellikle sağlıkları konusunda elinizden bir şeyler gelmesi size inanılmaz bir mutluluk veriyor.
Klasik ve yorucu bir iş gününden sonra arabamı sitenin garajına park edip apartmana girdim . Sabah evden çıkarken karşı daireme birileri taşınıyordu.Maalesef ki onları görebilecek kadar bir zamanım yoktu çünkü işe geç kalmakla meşguldüm . Normalde çok dakik bir insan olmama rağmen nasıl böyle bir hata yaptığımı gerçekten bilmiyordum.
Ya da biliyordum.
Dün gece kız arkadaşlarımın yoğun ısrarları sonucu bir bara gidip deliler gibi eğlenmiştik. Tek hesaba katmadığımız nokta pazar gecesi olmasıydı. Eve geldiğimde saat neredeyse ikiye geliyordu ve çokta ayık bir kafada olduğum söylenemezdi. Düşündüğümde sabah kalkabildiğime bile şükrediyordum şuan.
Asansörden indikten sonra sağ tarafta kalan daireme yönelecekken telsiz sesi duydum. Karşı daireme baktığımda bir taraftan ayakkabılarını giymeye çalışıp diğer tarafta ceketinin içe geçmiş kısmını düzeltmeye çalışan yeni komşumu gördüm. Görüntüsü oldukça komik ve yardıma muhtaç duruyordu. Daha fazla izlemeye dayanamayıp yanına gittim. Arkasında durup ceketinin kıvrılan kolunu düzelttiğimde o da ayakkabılarını giymişti ve uçar adımlarla asansöre koştu.
Beni fark etmemişti bile.
Kaşlarım yukarı kalkarken gözlerim dairesinin açık kalan kapısıyla asansörün kapısı arasında mekik dokuyordu. Sanırım bir yardımda daha bulunabilirdim. Kapının kolunu tutup kapandığından emin olunca kendi daireme geçtim.
Neydim ben? İyilik meleği falan mı?
Bu düşündüğüme kendi kendime gülüp içeriye girdim. Acıkmıştım ve fazla hamarat bir insan olduğum söylenemezdi. Üniversitede de 5 yıl boyunca evde kalmıştım ama ev arkadaşlarım sağ olsunlar beni beslemişlerdi. Ben de bu sebepten yine yemek yapmayı öğrenememiştim. Bunun için tamamen onları suçluyordum. Sonuçta bana yemek yapmamı söyleyebilirlerdi.
İlk işim duşa girmek oldu. Hastane kokusu muhakkak üstünüze siniyordu ve ne kadar geçerse geçsin bundan hoşlanacağımı sanmıyordum. Güzel bir duş aldıktan sonra üstüme rahat bir şeyler geçirip mutfağa geçtim. Derin bir iç çekip dolapta ne var ne yok diye bakındım. Şuan yapabileceğim en pratik şey kremalı tavuklu makarnaydı. Dolaptan gerekenleri çıkarıp işe koyuldum. Yaklaşık bir saat sonra yemeğimi yemiş koltukta uzanıyordum. Hiçbir şey yapacak gücüm yoktu. Elime telefonumu alıp kız wp grubumuza girdim. Üç kişilik küçük bir grubumuz vardı. İzmir'e geldiğimde gittiğim yüzme kursunda tanışmış ve zamanla arkadaşlığımız pekişmişti. Neler yazdıklarına şöyle bir bakıp geri çıktım. Her zamanki şeylerden konuşuyorlardı ve benim fazlasıyla uykum vardı. Olduğum yere iyice sinip birkaç dakika içinde uykuya daldım.
-.-
Gelen ambulans sesiyle hepimiz acil kapısına koştuk. Silahla yaralanan bir polis ve suçlu vardı. Ambulanstan indirilen polis memuruna yöneldim. Ciddi bir durum yoktu. Kurşun koluna isabet etmişti ama suçlu için aynı şeyi söyleyemeyecektim.Sanırım durumu ağırdı. Sedyeyle içeri girdiğimizde bizimle birlikte iki polis memuru daha geliyordu. Onları dışarıda bırakıp gerekli müdahaleleri yaptık. Bilgilendirme için acilin önünde bekleyen polis memurlarına doğru yürürken birisi gözüme tanıdık geldi. Yanlarına yaklaştıkça karşı dairemdeki polis olduğunu anladım.
Hani benim farkıma bile varmayıp kapısını açık bırakarak giden polis memuru.
Yanlarına vardığımda ikisi de ciddi bir surat ifadesiyle benden bir açıklama beklercesine bakıyorlardı. İkisini de rahatlatmak adına gülümsedim.
''Endişelenecek bir durum yok. Kurşun koluna girmiş ama gerekli müdahaleleri yaparak çıkarttık. Biraz dinlenmesi gerek daha sonrasında gidebilirsiniz.''
Söylediklerimden sonra rahatlayan komşuma,daha sonra da benimle konuşan diğer polis memuruna baktım.
''Teşekkürler hemşire hanım.'' Tekrar tebessüm edip rica ederim anlamında gözlerimi kapatıp açtım. Bu sırada komşum olmayan polis yanımdan geçip acilden içeri girdi. Ben de arkamı dönmüş gidecekken karşı komşum durdurdu.
''Bir saniye bakar mısın?''
''Buyurun?''
''Dün öyle acele ile teşekkür bile edemeden gitmek zorunda kaldım. Gerçekten acil bir durumdu. Kusura bakma.'' deyince benim orada olduğumun, hatta ona yardım ettiğimin farkında olduğunu anladım.
''Ah,hiç önemi yok.'' deyip gülümsediğimde ciddi yüz ifadesini bozmadan kafasını eğip kaldırdı. Ardından yanımdan geçip acilin kapısına yöneldi. Arkamı dönüp sevgili komşumun gidişini izlerken hemşire arkadaşlarımdan birisi bana seslendi.
-.-
Genç adam acilin kapısına doğru yürürken kapıdaki bir hemşirenin arkasındaki birisine seslendiğini işitti.
''Seliiin''
''Geliyorum.''
Ah,demek adı buydu. Dün elbette ki onun orada olduğunun farkındaydı. Sonuç olarak bir polisti. Şayet polis olmasaydı da çok rahat anlardı arkasında birisinin olduğunu . Öyle bir kokuya sahip bir kadının fark ettirmeden hareket etmesi zor olmalıydı. Bir metre öteden bile alınabilirdi kokusu. Enfesti.
Üstelik kapıyı da bilerek açık bırakmıştı. Bir nevi güven testi yapmak istemişti o an. Bugüne bugün karşı komşusuydu. Güven önemliydi.
Bu şehre yeni gelmişti. Elbet bir gün tanışırlardı ama yapısı gereği kimseyle fazla yakınlık kurmuyordu. Bunda işinin de bir parça katkısı vardı. Sürekli yer değiştirdiği, en önemlisi de bir gün bir silahlı çatışmada ölebileceği fikri onu yakınlık kurmaktan uzaklaştırıyordu. Hayatında samimi olduğu birkaç arkadaşı, bir de kız kardeşi vardı. Buraya gelirken onu arkasında bırakmak oldukça zordu ama en kısa sürede yanına almak için her şeyi yapacaktı. Önce kendi düzenimi oturtmalıyım, diye geçirdi içinden. Sonra hayatıma yine aynı şekilde devam ederim diye düşündü.
Ama bilmiyordu ki hayat sürprizlerle dolu.
