Işık yavaşça gözlerimi doldururken, zihnimde ki sisler yavaşça dağılmaya başlamıştı.
Başımı çevirdiğimde yanımda yatan ikiz kardeşimi gördüm.
Ama sisler tam olarak dağılmıyordu.
İkimiz neden yerde yatıyorduk?
Bu kulubede ne işimiz vardı?
Ne olduğunu anlamak için doğrulduğum da kız kardeşimin kıyafetlerinde ki kırmızı lekeleri fark ettim.
Bi anda tüm vücudum kas katı kesildi.
Ne olduğunu bile anlamadan çığlıklarım yükselmeye başlamıştı.
Başından tutup sarıldım ve bir süre daha ağlayıp bağırdım, sesim tamağmen kesilene kadar bağırdım. Ama ne duyan vardı ne de en ufak bir ses.
Bunu ona kim yapmış tı, eski sevgilisinin takıntılı biri olduğunu biliyordum ama bunu yapacak kadar ileri gitmiş olabilir mi?
Dışarıda ki seslerden ormanda olduğumuzu tahmin ediyordum, bu kulübeden çıkmalıydım belki yardım çağırabilirdim onu hala kurtarabilirdim. Hızla kapının koluna gidip zorladım ama kilitliydi. Tabi ki kilitli olucakdı ne bekliyordum ki? Ama belki kırabilirdim, hızla gerileyip kapıya yüklendim ama nağfile.
Göz yaşlarım tekrar akmaya başladı, onu kurtaramayacaktım, bırak onu kendimi bile kurtaramazdım, ona bunu kim yaptıysa muhtamelen aynısını bana da yapıcaktı, dizlerimin üzerine çöktüm, tamağmen çağresizdim. Yine gözlerim kararmaya başladı, görüşüm bulandı ve etraf tamağmen karardı.
Gözlerimi tekrar açtığımda kız kardeşim yanimda yoktu, hızla doğruldum. Etrağfa bakındığım da kulübenin kapısı açıktı. Eğer burdan kurtulup polis çağırabilirsem beliki onu bulabilirler di.
Kulübeden çıkıp hızla en yakındaki patikadan ana yolu bulmak için koşmaya başladım. Ne kadar süre koştuğumu bilmiyorum ama ciğerlerim yanıyordu. Sonunda ana yolu bulmuştum, içimdeki umut yükseldi ve hızla yola atıldım, karşıdan gelen sürücüye hızla ellerimi sallayarak durdurmaya çalıştım. Ama hızını bile kesmemişti, insanlar gerçekten bi işin ucu kendisine değmiyorsa göz mü yumucaklar dı yani. Araç sonunda uzaklaştığında bekleyemezdim yol boyunca koşturmaya başladım. Sonun da bir araç daha yaklaşmaya başladı ve ben bu sefer tam önünde durup ellerimi sallamaya başladım, ne olursa olsun durmalıydı. Ama yine hızını kesmedi neredeyse beni de altına alıp sürükleyecekti, son anda çekilerek sıyrılmıştım. Nasıl yaa insanlar gerçekten bu kadar kötü olabilirmiydi? Bu lanet yoldan bi insan evladı geçmez mi?
Umutlarım tükendi ve yol boyunca olabildiğince hızla koşmaya başladım.
Neyseki şehirden o kadar da uzak değil di ve tek tük yerleşim yerleriyle dükkanlar belirmeye başlamıştı ama yine de çok ıssız bir yerdi. Bacaklarımdaki son güçle bi telefon kulübesi bulabilmiştim.
Hızla polisi aradım.
"Alo yardım edin kız kardeşim yaralı ve kaçırıldık ve o ilerdeki ormanda ki kulübedeydi ama sonra götürüldü nerede olduğunu bilmiyorum"
"Lütfen sağkin olun hemen oraya arama ekipleri ve ambulans gönderiyorum"
Ve sonra telefon kapandı. Annemleri aramalıydım ama yanımda telefon için ne para ne de kendi telefonum vardı. Bu yeri biliyordum bizim eve uzak değil di ama yine de uzak tı, en yakın zamanda eve ulaşıp aileme haber vermeliydim.
Sonunda bizim apartmana varmıştım, hızla merdivenleri tırmanmaya çalıştım ama bacaklarım kopmak üzereydi. Sonunda bizim daireye olaştığımda kapıyı yumrukladım.
"Anne baba çabuk kapıyı açın, E- Esra o yaralı yardım edin."
Ama kapıyı açan olmadı sanırım evde yoklardı. Tanrım neden bütün işler ters gidiyor.
Gözlerimin tekrar dolduğunu hissettiğim de alt komşunun kapısı çalındı. Kapı açıldığında biri hızla bağırdı.
"Meliha çabuk hazırlan Nesrinlerin kızı öldürülmüş şimdi hasteğnedelermiş, yanlarına gidelim."!
"Ne hangi hastağne"
"İki sokak ötede ki yeni açılan"
"Tamam hemen geliyorum"
Konuşan alt komşumuz la eşiydi, dedikleriyle yıkıldım. Merdivene çöktüm, geç kalmıştım o ölmüştü. Ne yapıcaktım Annemler nasıllar dı onların yüzlerine nasıl bakıcaktım, onu koruyamadığımı kurtaramadığımı nasıl söyliycektim. Ne kadar süre merdivende ağladığımı bilmiyorum ama bir an önce hastağneye gitmeliydim.
Hastağneden içeriye girdiğimde salonda akrabağlarımızı ağlarken gördüm.
Benden biraz önce gelen komşularımız eniştemle konuşuyordu.
"Başınız sağ olsun"
"Dostlar sağ olsun"
Eniştemin gözleri dolmuştu.
"Polisi arayan kimmiş"
"Kimliği bilinmiyor polisler ulaştığında katili suç üstünde yakalamış ama polisi arayacak kimse yokmuş gören yada duyan kimse yokmuş"
"Nesrin hanımla murat bey neredeler umarım iyidirler"
"Teşhis için morga indiler"
Son duyduğumla akrabağlarımızın önünden hızla geçmiştim, garip olan sa kimse beni durdurmaya çalışmamış yada benimle konuşmamış tı, ama bunu düşünücek zamağnım yok tu, hemen alt kata inmeli ve kendi gözlerimle görmeliydim çünkü ölmüş olamaz dı, buldukları başka bir ceset olmalıydı, benim kardeşim olamazdı.!
Morgun aralık kapısından içeri daldığım da annemin yere yığıldığını ve polislerle birlikte babamın onu sağkinleştirmeye çalıltıklarını gördüm.
Gözlerim masaya kaydı ve onu gördüm beyaz bi örtüyle örtülmüş tü sadece yüzü gözüküyordu ve bembeyaz dı dudakları morarmış tı.
Gözlerim yine kararmaya başladığında başka bi çığlık sesiyle kendime geldim ve kız kardeşimi gördüm, tam hızla ona sarılcakken durumun farkına vardım.
Esra buradaysa masada yatan kim di yalnış mı görmüştüm.
Esra bağırarak ağlıyordu.
"Hepsi benim hatâm, o yusuf denen herif beni öldürmek istemişti, hepsi onu reddettiğim için di."
Göz yaşları yanaklarını ıslatmıştı.
"Keşke onunla bu kadar benzemeseydik, keşke bir kâğtilin bile karıştıracağı kadar benzemeseydik."
Masaya döndüğümde ne olduğunu kavrayamadım. Biz üçüz felandık ta birimiz kayıp mı olmış tu bu da neydi şimdi.
Tam o anda ayak parmağında ki etiket aklıma geldi ve hızla oraya yöneldim, Esra hala ağlıyordu ve bağırdı.
"Hepsi benim yüzümden, ölmesi gereken bendim o değil keşke onunla bu kadar benzemeseydim, o zaman onu öldürmez di onun asıl öldürmek istediği bendim"!
Etiketi okudumda dizlerimin beğı çözüldü geriye yaslandım ve kayarak yere oturdum.
CEREN KAYACILAR
"Benim ismim."
YOU ARE READING
SESSİZ ÇIĞLIK
Mystery / Thrillermysterytr haziran yarışması. (Cinayetin ardında ki gölge)
