Eylül 1977
Büyük Hogwarts Tren'i sallana sallana raylarda ilerlerken, karanlık havanın esir aldığı öğrenciler her şeye rağmen yeni eğitim yılları için heyecanlıydı. Kompartmanlar ve koridorlar 1. sınıf öğrencilerinden 6. sınıf öğrencilerine kadar hepsine ulaşım rahatlığı sağlarken, 7. vagon son sınıf öğrencileriyle doluydu.
"Mektupta öğrenci başı olduğunu söylediğinde yine şaka yaptığına emindim Potter, rozeti birinden çalmadığına emin misin?" Eleadora gülerek arkadaşının gururla göğsüne taktığı rozeti dürttü. "Dumbledore, ah o yaşlı ihtiyar, yeteneklerimin epey farkında demek ki.." cümlesine gözlerini karşıdan gelen kıza çevirerek devam etti, "bazılarının aksine."
"Birinci sınıfları kontrol edeceğini ummuştum, görevlerinden bi' haber olman ne kadar da şaşırtıcı(!)" Lily sinirle Eleena'nın yanına oturdu. Kendini bildi bileli böyleydi ya bu, ne kadar uzak durmaya çalışırsa çalışsın kendini James'in yanında buluyordu. Gerek De Røsa ikizlerinden, gerekse diğer arkadaşlarından. "Neden sürekli Potter ile birliktesin Dora?" diye sorduğunu hatırladı. "O benim ilk arkadaşım Lils, benim bu hâlde olmamın sebebi o. Ne olursa olsun onunla dostluğuma bir şey olmasına izin vermem." diyip hüzünlenmişti Eleadora. Kıskanmıyor değildi ya, en yakın arkadaşıydı sonuçta ve ne olursa olsun çevresindeki herkes James Potter ile iyi anlaşıyordu- Severus hariç.
"Bu yıl Gryffindor kaptanı olduğun doğru mu Potter?" Slytherin öğrencileri gülerek Tatyana'nın söylediklerini tekrarladı. "Son hatırladığım sopamın kafanla buluşmasıydı." Babası Rus milli takımında Quidditch oynadığı için epey özverili bir kızdı Tatyana Grigorova, eh olmaması ilginç olurdu gerçi. En az babası kadar başarılı bir quidditch oyuncusuydu, Sirius ve James ne kadar inkar etse de öyleydi. Adeta Bludgerlarla dans ediyor, maçı inanılmaz zevkli bir hâle getiriyordu. "Bu yıl kupayı bizden kapamayacaksınız Grigorova. Buna asla izin vermeyeceğim." diyerek yerinden kalktı ve vagondan uzaklaştı.
"Ona destek olmalıydın Dora, sen onun kaptan yardımcısısın!" Dora Sirius'a omuzlarını silkerek cevap verdi. Ne yapacağı belli olmayan bir Bludger-İnsan ile laf dalaşına girmek için uygun bir yer değildi burası. Remus, Sirius'a engel olmak istercesine kolunu tuttu. "Kılıbık." diye mırıldandı Sirius. Neyi kılıbıklıksa sanki? Son yıl Dora'ya olan ilgisini Sirius ve Peter'in zoruyla kabul etmek zorunda kalmıştı, "Remus ve Dora mı? Sonu kötü olacaksa iki dostumu da ateşe atamam." diye dalgayla karışık karşı çıkmıştı James.
Lena elindeki sargı bezini asası olmadan Lily'nin eline sarmakla uğraşıyor, bir yandan da "FYBS'den daha önemli diyorum Lils, St. Mungo benim hayalim." diye hayıflanıyordu. Kabul edilmemesi imkansızdı, bunu ona birçok arkadaşı söyleyebilirdi.
Lena sargıyı gereğinden çok sıkınca Lily inleyerek onu dürttü. "Eleena!" Kızın daldığı yöne doğru kafasını çevirdi ve elini çekmeye çalıştı. Regulus Arcturus Black. "Onun buraya girmesi yasak değil mi?" diyerek yerinden kalktı. Burası 7. sınıflar için ayrılmıştı ve Regulus'un son senesi olmadığına emindi. O öğrenci başıydı, onu dinlemek zorundaydılar.
Regulus, kendine doğru ilerleyen ve göğsünde Öğrenci Başı rozeti taşıyan Lily Evans'ı gördü. "O bulanığı nasıl öğrenci başı yapar aklım almıyor, Dumbledore iyice bunadı." diyerek kinini kustu Maxim Nott.
"Burası son sınıfların vagonu Black, burada olman yasak!" diyerek safkan takıntılılarının arasına daldı Lily. "Bu dünya da büyücülere ait Evans, senin gibi bulanıklara değil." Tatyana sinirle elini masaya vurdu. Bu kızın muggle-doğumlu nefreti biraz da olsun anlaşılabilir düzeydeydi, annesini bir muggle öldürmüştü. Katil, kaza kurşunu olduğunu iddia etse de öyle olmadığı barizdi. Regulus, elindeki kutuyu masaya bırakarak vagondan uzaklaştı.
"Alakanız olmadığına bir kez daha yemin edebilirim!" Peter ağız dolu çikolatasıyla Sirius'a Lily ile konuşan kardeşini gösterdi. "Soğuk nevale ne olacak." diye sinirle soludu Eva. Kininin sebebini de herkes biliyordu, geçen yılın son maçında Regulus süpürgesine tekme atmış ve çok sevdiği Comet 150'sini kırmıştı. "Anlamını bildiğimiz şeyler söyle, Elizevata Maria Múller." Sirius karşısındaki kızı sinirlendirmekten memnun olmuşçasına arkasına yaslandı. "Of dilinin dönmediğini bile bile tam adımı söyleme ne olur!"
Tren, Hongsmeade İstasyonunda bütün yolcularına veda ederek oradan uzaklaşırken öğrenciler de gruplara ayrılmış hâlde yollarda ilerlemeye başladı. Hogwarts yolu bir yanda Hagrid'in "Birinci sınıflar buraya, birinci sınıflar!" sesinden ürkek ürkek mırıldanan yeni öğrencilerin sesleri ve diğer yandan kendi kendine ilerleyen arabaları ilk defa gören ikinci sınıfların şaşkınlık nidalarıyla doluydu.
"Seninle bu arabalara son binişimiz dostum!" James, ağlıyormuşçasına burnunu çekerek Sirius'un omzuna kafasını koydu. "Bu tılsımı bu yıl bitmeden benim de öğrenmem gerek." diyerek bir kez daha hayranlığını dile getirdi Eleadora. "Tılsım mı, bence bir büyüsü vardır canım." Peter, Eleadora'ya şaşkın şaşkın cevap verdi. "Ah Peter, Tılsım'dan FYBS düzeyine geçememenin nedeni anlaşılıyor dostum." Lena omzuyla yanındaki çocuğu dürttü. Her şeyin sonu ve hayatlarının başlangıcıydı belki de bu yol. Kimisi St. Mungo için çalışıyor, kimisi de Sihir Bakanlığı için uğraşıyordu- "Masa başı iş bana göre değil, ejderhalarla mı ilgilensem?" diyen Sirius hariç, o kesinlikle bu işin dalgasındaydı.
Hogwarts, her yıl olduğu gibi bu yıl da Büyük Salonuyla göz kamaştırıyordu. Dışarıda hakim olan karanlık gökyüzüne tamamen zıt bir şekilde, Büyük Salon'un tavanı güneş açıyordu. Profesörler tam takım büyük masadaki yerlerini alırken, diğerleri de birinci sınıfların girişini bekliyordu.
"Cornelia Stenfield, Xavier Whitehall, Selene Crawford.." Lily gözlerini salonda gezdirmeye devam etti. Herkesin üstünde hakim olan burukluğun sebebini anlamak kolaydı, muggle doğumlular. İnsanların bir bir ölüm haberi geliyordu, dehşetten başka bir şey değildi bu.
Bir muggle katliamı daha, Stenfield ailesi evlerinde ölü bulundu. Muggle ailenin iki çocuğu Hogwarts'ta eğitim görmekteydi..
Xavier Whitehall'dan 3 aydır haber alınamıyor. Ailesi, Sihir Bakanlığından bir açıklama bekliyor.
Vahşet her yerdeydi. Kan sanki su olmuş, oluk oluk sokaklarda akıyordu. Her gün bu haberlere bir yenisi ekleniyordu ve insanların tek dileği yeni bir haberle uyanmamaktı, ailesinin ölüm haberiyle. "Burada olman, dışarıda olmandan daha güvenli Lily. Orada olman ailene risk taşırdı." Remus, arkadaşının dalgınlığını fark ederek olaya bir açıklık getirmeye çalıştı. Lily son zamanlarda sürekli dilediği şeyi, bir kere daha diledi.
Keşke Hogwarts'a yeniden başlasam, keşke her şeyi en başından yaşayabilsem.
Hikayenin bu şekilde başlaması tamamen kurgu gereğidir. Zaman döndürücü ya da ona benzeyen herhangi bir şey kurguya dahil değildir. Umarım bu başlangıç hepimize yeni şeyler katar, özellikle de bana. Sevgiyle kalın!
YOU ARE READING
the dance of dragons |marauders
Fanfiction"Suların üstünden güneş doğduğunda ve çekildiğinde perde göğe; karanlık güçleri hapsedecek, umuda ışık tutacak olan fırtına gelecek. Ya bir kalkan olacak ya bir kılıç. Kılıç olması için büyümesi, kalkan olması için üzülmesi gerekecek. Ölü bedenler n...
