"Oscar Wilde!" dedim. " bugün size otobiyografisini sunacağım adam,"
Tüm sınıf beni izlerken heyecanımı yatıştırmaya çalışıyordum. İlk defa bir sunum ödevi yapıyordum. Bugüne kadar hep yırtmıştım ama bu sefer dil anlatım hocası yırtmama izin vermedi. Oturan on üç öğrenciye göz gezdirdim ve derin bir nefes aldım.
"Önce size doğumundan ve ailesinden bahsedeceğim arkadaşlar. Oscar Wilde İrlanda'nın tanınmış göz cerrahlarından olan Sir William Wilde ve başarılı bir yazar, genç İrlandalı devrimcilere örnek bir şair olan Jane Francesca Wilde'ın ikinci çocuğu olarak Dublin'de doğdu. Babası 1864'te tıp bilimine hizmetleri nedeniyle şövalye unvanı..." sözüm Serkan tarafından kesilmişti.
"Bu adam bildiğim kadar top arkadaşlar," dedi. Ve dikkatleri üstüne topladı. Sınıftakiler güya şaşrdılar falan. Baktım dil anlatım hocası Serkan'a bir şey diyecek, hocayı durdurdum ve söze ben başladım;
"Serkancım gördüğün gibi burada bi sunum yapıyorum ve en azından bana saygı göstermen gerekiyor. Çünkü ben sana göstermiştim. Hem Çağatay Ulusoy'un biyografisini sunmanda ayrı bir ironi," dedim. Tabii ki söyleyeceğim birkaç şey daha vardı ama anlamazlar diye düşündüm. Böylece sunuma devam edebilirim derken Serkancım yine atladı.
"Çağatay'ın nesi varmış? Taş gibi adam," dediği an bir gülümsedim. Bende bundan bahsetmiştim ama anlayana işte. " hem sen neden bize böyle birini anlatıyorsun ki, bilmek zorunda değildik." Dedi. Harbi salaktı bu çocuk.
"Tatlım bizde Çağatay'ı bilmek istemiyorduk ama," dedim ve sahte bir gülümseme ekledim. Devam edecektim ki dil anlatım hocasının bakışlarını üstümde hissettim. Yoksa o da mı onun gibi düşünüyordu? Bir dakika... yoksa Oscar Wilde'ı tanımıyor muydu? Anlamıyorum, nasıl dil anlatım hocası olmuş çünkü yan branşıda edebiyat. Bana kalırsa bilmek zorundaydı...
"Ayrıca biz top değil, eşcinsel diyoruz Serkan." dememle hocamız yine bana döndü. Bir şey demedi, boş gözlerle bana baktı. Sonra "devam edebilirsin," gibisinden söylendi.
Yine devam edecektim ki beni bölen bir diğer arkadaş Ferhat konuştu.
"Bir dakika, aynı şey değiller mi?"
"Tabii ki aynı şey değiller Ferhat, saçmalama."
Sinirlenmeye başlamıştım ve altta kalmak istemiyordum ama hoca devam etmemi istiyordu. Ama ben etmedim aksine devam ettim konuşmaya;
"Bakın şimdi size hem bir cinsiyetçilik yaptığınızı göstereceğim hem de ne kadar küçük düşündüğünüzü." Ellerim terlemeye başlamıştı. Meydan okuyan kahverengi gözlerle onları süzüyordum. Hepsi bana iğreniyormuş gibi bakıyordu.
"İki erkek için top diyorsanız iki kadından neden zevk alıyorsunuz? Ben bunu anlamıyorum mesela. Bir taraf sizin için top oluyorken diğer taraf neden seks objeniz oluyor? Ve eşcinseller için top demeniz doğru bir şey değil. Bu sizin onların sadece sexten ibaret olarak gördüğünüzün kanıtı," dedim. Gerçekten terlemiştim.
Sonuna kadar savunucaktım 'Bizi'
Ben öğrencilerden cevap beklerken hocamızdan bir cevap geldi.
"Ama sözlükte topun anlamlarında homoseksüel erkeklerde var," diyince tüm sınıf bir şahlandı. Hemen üstüme oynandı tabii.
"Ama sizler top kelimesini 'vurduran' olarak kullanıyorsunuz. Oysa sözlükte homoseksüel diye geçiyor. Aslında bu da yanlışken, birde siz onu kendi anlamınızı katıyorsunuz. İşte sığ düşünüyorsunuz derken demek istediğim buydu."
Ezgi hoca hemen atladı, "anlamadım?"
Bende hemen cevap verdim "şaşırmadım," ve o sahte gülücüğümü yerleştirdim. Bir anlık sinirle söylediğim sözün üstüne tüm sınıf "ooo" yapınca. Ezgi hoca tabii ki hemen sinirlendi.
"Otur yerine, bu kadar yeter. Şovun bitmiştir umarım?" dedi. "Seninle notlarda görüşeceğiz,"
"Görüşelim, sıkıntı yok." diyerek sıra arkadaşım olan Ali'nin yanına oturdum.
"Oğlum çok iyiydin lan," dedi gülerek. Ali zaten benim en çok laf sokmamı severdi. Birisiyle tartışmaya girerse arkasında ben olduğum içindir.
Zil çaldığında herkes başıma uçuştu tabii. Özellikle Serkan,Ferhat ve Yasin üçlüsü. Aslında Serkan'ı seviyorum, birçok şeyi de kötü anlamda söylemedi, biliyorum. Çünkü Serkan hep öyleydi. Hatta bir keresinde bana " ibneysen söyleyebilirsin" demişti. Bu onun konuşma biçimiydi. Sokak ağzını tercih ediyordu. Ama Ferhat, Kemal, Yasin, Nazlı Emir ve Sevde kesinlikle yadırgadıklarından ve hoşlanmadıkların böyle bir tavır göstermişlerdi. Yani sınıfta altı kişi kesinlikle homofobikti. Kaldı sekiz kişi. Ben eşcinselim zaten. Anladığım kadar diğer yedili anlayışla karşılayabilen tayfaydı. Bu arada sanmayın özel lisedeyim. Meslek lisesinin anadolu bölümü olduğumuz için bu kadar az sınıf mevcudumuz.
Okul çıkışı klasik dörtlü yürüyorduk. Nazlı,Ali, Beyza ve ben. Beyza diğer sınıftan olmasına rağmen dokuzuncu sınıftan belli arkadaştık. Ali ve Nazlı ile lisenin başından belli arkadaşız. Birbirimize on, on beş dakikalık mesafelerde oturuyorduk. Hem de eve gidene kadar zaman geçiriyorduk.
Caddenin küçük kaldırımında ikili ikili yürürken Beyza önden konuştu.
"Bugün son ders Ezgi Hoca çok sinirliydi. Ne yaptınız hocaya?"
Ali hemen gülerek "ateşini söndürdük," dedi. Deli çocuk ya beni de güldürdü. Biz üçlü gülerken Nazlı sinirli sinirli saydırıyordu bana.
"Valla kusura bakmayın hoca sonuna kadar haklıydı. Savunduğun insana Bak Hüseyin,"
Çokta takmayarak cevap verdim.
"Anlamadım Nazlı. Ben Serkan'la tartışıyordum. Hoca ile bir şey tartışmadım ki?" Bunlar ağzımdan çok masum bir şekilde çıkmıştı çünkü öyleydi. Ben Ezgi hoca ile bir şey tartışmadım. Kendisi gelin güvey oldu. Haksız mıyım?
Pörtlek Nazlı durur mu? Koca gözlerini belerte belerte "şu masum, saf çocuk ayaklarını bıraksan mı artık? İğrenç," dedi tombul yanaklım. İlk defa onu böyle görüyordum. Neden bu kadar kasmıştı ki? Yani neden homofobiksin ki Nazlıcım?
Küçük bir kahkaha attım önce. Zavallı kahkahası diyelim biz ona:)
"Saf ya da masum değilim Nazlı bu konuda çok haklısın. Çünkü çok şükür bilincim her şeyi fark edebilecek kadar açık. Ama iyimserim yani iyiyim. Ve iyi olmak istediğim için ben böyleyim. Düşünsene ,ya kalbim seninki gibi olsaydı?" Onu tam kalbinden vurmuştum ve bunu hak etmişti.
Asi bir tavırla onun kalbinin nasıl olduğunu sordu bende cevapladım.
"Ya senin gibi üç kişiyi aynı anda sevip onlarla çıksam, sevgimin ne anlamı kalır ki Nazlı?" Ali hemen koluma vurdu. Bu çok iyiydi demek galiba. Hafifçe tebessüm ettim. Nazlı o üçlünün kim olduğunu sordu. Valla sormasa cevap vermeyecektim hatta ifşalamayacaktım ama çok istedi öğrenmeyi bende söyledim.
"Biri yanımda,"
Arkadaşlar Merhaba:)
Güzel bir kurguyla karşınıza çıktığımı düşünüyorum. Umarım beğenirsiniz. Tabii beğenmeyede bilirsiniz. İyi kötü eleştirirseniz ona göre yön verebilirim.
Burada okulda ifşa olmuş bir eşçinselin homofobiklere karşı nasıl mücadele ettiğini okutmak istiyorum sizlere.
YOU ARE READING
Okulda gay var BoyxBoy)
Teen FictionOkulda Gay var diye konuşulan kişi benim. Evet eşcinselim ama bundan utanmıyorum. Utanması gereken kişi ben değilim. Okulda dayak da yedim tacizde edildim ama hep ayakta durdum. Ta ki onu sevinceye kadar.
