1/5

56 4 14
                                        

"Hey Chatsyin! Hey!"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

"Hey Chatsyin! Hey!"

Kulaklarıma dolan rahatsız edici seslerle aniden açılan gözlerim sesin sahibini hemen bulmuştu. Bir yandan başka yere bakan tanımadığım ama tanıdığımı hissettiğim yapılı esmer biri beni dürtüyordu."Kalksana!" diye bağırmasıyla yattığım yataktan doğruldum.

İsminin Atum olduğunu garip bir şekilde bildiğim adam telaşla "Çabucak gelmezsen Efendi Manu seni aslanlara yem edecek." diyerek kapı görevi gören perdeyi araladı.

Ardından bana koyu kahve gözleriyle telaşlı bir bakış atarak "Çabuk olsana!" diye birinin duymasını istemez gibi kısık bir sesle bağırmıştı.

Ben ise hala hafif uyku mahmuru ve şaşkınlığımla yüzüne bakmaya devam ediyordum. Zihnime yabancı fakat bedenime tanıdık bir yerde gibiydim. Birçok yer yatağının bulunduğu bu oda neresiydi?

Kendimi sorgulamakla geçirdiğim süre Atum'un öfleyerek baş ucumda durduğunu, yeni fark ettiğim kılıcı eline alıp beni de kolumdan tutup kaldırmasıyla son buldu. Göğsüme sertçe kılıcı kabzasıyla vurup ellerime tutuşturduktan sonra sırtımdan sertçe ittirdi "Git artık!"

Ben de itmesinin verdiği güçle önümdeki perdeyi son anda sağa çekerek dışarıya çıkmıştım. Dışarıya adımımı attığım an gözüme dolan gün ışığıyla resmen anlık bir körlük yaşarken aşırı sıcak bir hava akımı da kavururcasına yüzüme çarpmıştı. Gözlerime elimi siper ederek gün ışığına alışmaya çalışırken rüyada olup olmadığımı sorgulamaya başlamıştım. Çünkü şu an kerpiç gibi duran sarı duvarlarla çevrili alanda yarı çıplak adamların bağırışlar eşliğinde silah çarpıştırışını izliyordum. Güneş kavurucu bir sıcakla tepedeydi. Sanırım şu an farklı olmayan tek şey buydu.

Bu sırada Atum'un sesi tekrar kulaklarıma dolmuştu."Sen hala burada dikiliyor musun? Efendi Manu tam olarak sana bakarken büyük cesaret."

Yanımdan geçip giderken onu gözlerimle takip ettim. Eğilerek bir adama selam veriyordu. Selam verdiği adam ise gözlerini kısmış bana bakıyordu. Yine garip bir şekilde Efendi Manu'nun bu kişi olduğunu biliyordum. Şimdilik ortamda dikkat çekmemeye karar verdim. Hızlı adımlarla ilerleyip Efendi Manu'nun önünde durup Atum'un yaptığı gibi Efendi Manu'yu selamladım. Efendi Manu öfkeli bir sesle "Neredesin? Bu kadar geç kalmak da ne demek, asker?" diye bağırmıştı.

Bir şey söylemeden eğildiğim şekilde durmaya devam ettim. Yine bedenim bu adamın huyunu biliyormuş gibi sessiz kalmayı tercih ediyordu. Daha sonra Efendi Manu "Cezalısın! Gün batımına kadar tek başına talim yapacaksın! Şimdi kaybol!" diye tekrar bağırmıştı.

Hızla geri geri çekilerek talim alanına ilerledim.

Bir de bu eksikti.

Derin bir nefes vererek yine garip bir şekilde tanıdık gelen simaları inceledim. Hepsiyle anılarım vardı. Bu nasıl olabilirdi ki?

MetanoiaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin