1. BÖLÜM:
Avuç Yakan Mucizeler
·
Yağmur damlalarının sert bir şekilde odamın penceresine çarpışını ve daha sonra yavaşça süzülüşünü izlerken, aşağı kattan gelen ağlama seslerine aldırmamaya çalışıyordum ama pek becerebildiğim söylenemezdi.
Yanaklarımdaki sıcak ıslaklığı yok etmeye çalışırken, okuldan geldiğim gibi yatağımın üzerine salladığım telefonumun zil sesi kulaklarıma vardı.
Avuç içlerimi yanaklarıma bastırarak oturduğum kanepeden kalktım ve telefonumu almak için yatağıma yöneldim. Pikenin üzerindeki telefonumun aydınlanan ekranında Pinhan yazdığını görünce gözlerimi devirmeden edemedim.
Sağ elimle telefonumu kavrayıp aramaya cevap verdim.
"Projenin bugünlük, senin olan kısmını tamamla. Sen yapmadın diye eksik puan alamam."
"Ben iyiyim, sen nasılsın?" gözlerimi devirerek söylendiğimde o alayla gülüyordu.
"İyi olup olmamanla ilgilenmiyorumdur belki de."
"İyi, tamam. Bana düşen kısmını da yapmayacak kadar salak değilim herhalde, değil mi?"
"Şüpheli bir durum." Sesindeki alay yerini korurken ben, bağırmamak için kendimi zor tutuyordum. Edebiyat öğretmeni verdiği projede ikimizi görevli tutunca, iki haftadır katlanmak zorunda kalıyordum bu kıza. O kadar sinir bozucu ve insanlara tepeden bakmayı seven biriydi ki, bu iki haftayı bana zehir etmişti.
"Neyse," diye mırıldanıp konuyu kapatmayı hedeflediğim sırada, bir nebze olsun kesilen ağlama sesleri birden bire yükselmişti tekrardan.
Sesindeki alay yavaşça kaybolurken, "Biri mi ağlıyor?" diye bir soru yöneltti telefonun öbür ucundan.
Biri mi ağlıyor?
Bu evde biri hep ağlardı.
"Kapatmam lazım,"
Tek bir şey daha söylemesine izin vermeden telefonu kapattım ve eski yerine, yatağımın üzerine bıraktım. Ellerimi saçlarımdan geçirdiğimde aniden boşluğa düşmeleri içimi burkmuştu. Saçlarımı kesmiştim ve bu hiç alışkın olmadığım bir şeydi. Bu sabah elimi belime atsam orada beni karşılayacaklarını bildiğim saçlarım, şimdi yoklardı. Birkaç saat içinde hem saçlarımı, hem de çok az kaldıklarına emin olduğum umutlarımı da kaybetmiştim.
Pencerenin yanındaki kanepeye yerleşmek için oraya ilerlerken telefonumdan gelen bildirim sesiyle olduğum yere çakıldım.
"Of! Ne projeymiş! Tamam dedik ya!"
Bıkkınlıkla yükselen sesim telefonumu susturmaya yetmiyordu tabii, hala bildirim sesleri odamın içerisini dolduruyordu.
Omuzlarım düşerken tekrar telefonumu ellerimin arasına aldım. Aydınlanan ekranın üzerindeki bildirim Instagram'dan gelmişti. Kaşlarım çatıldı. Çünkü bu zamana kadar Pinhan, bana hiç Instagram'dan yazmamıştı, takip bile etmiyordu ki. Eminim, Pinhan'ın benim gibi birini takip edebilme ihtimali onun midesini bulandırmaya yetiyordur.
Bildirimin üzerine tıkladığımda göz kapaklarımın en üst seviye aralandığına emindim.
@ talhagn size bir mesaj göndermek istiyor.
talhagn: merhaba Arca
talhagn: seninle konuşmam gereken bir şey var
ESTÁS LEYENDO
who's your main girl?
Novela Juvenil"İyiliğin ve sevginin hala nefes aldığını biliyorum. Aramızda bir yerlerde saklandığını da. Karanlık gözlerimizi kör ettiği için hiçbir şeyin farkında değiliz ama bir gün cesaret edip ışıkları yakarsak, çok büyük yenileceğiz." Yarı Texting | Vaetic...
