Bir sokak bakkalının önünde az önce aldığım dondurmayı ağlamaktan yiyemediğim ve erimesine sebep olduğum şu anda beni daha da ağlatacak olan bir sebep daha bulmanın bana verdiği yetkiye dayanarak daha sesli ağlamaya başladım. Böyle anları bilirsiniz. Sanki bütün dünya bir olmuş karşınızda durup size gülerek daha fazla ağlamanıza sebep olmak istediğini hissedersiniz. Evet sevgili dostlarım. Hikayeme hoş geldiniz. En dipten bildiriyorum, burası çok karanlık.
Her şeyin en başına, daha doğrusu bugünün sabahına dönelim birlikte.
Güneş mükemmel bir şekilde yüzüme vurarak beni uyandırdığında başladı her şey. Kalktığım o ilk anda bu duyguyu ne kadar sevdiğimle insanların her sabah bu şekilde uyanması gerektiğiyle ilgili olarak içsesimle yaptığım konuşma , bilincimin biraz açılarak bugünün Pazar değil Çarşamba olduğunu hatırlatmasıyla zevk dolu bir andan acı dolu bir ana nasıl hızlı geçtiğini tarif etmek imkansız. Bir çimen piresinin zıplama hızının en azından bir milyon katı olduğu söylemek isterdim ama beynimin sabahları yavaş çalıştığını düşünürsek biraz ( belki birazdan fazla) abartmış olabilirim. Dediğim gibi her şey tamda o an başladı. Bugün günlerden çarşambaydı ve hiçbir iş yeri Çarşamba günü bir çalışanına izin vermezdi, özellikle benim çalıştığım şirket. Yaşadığım aydınlanma ile adeta uçarak yataktan kalkmış ve şükürler olsun ki toplu olarak ütülemeye verdiğim temiz eteklerimden birini henüz pijamamı çıkarmadan üzerime giymiştim bile. Tam olarak 4 dakika içinde kapıda olduğumdaysa beni başka bir sürpriz bekliyordu. Uğruna iş yerime 1 saat mesafede olan bu apartmana taşındığım o çalı yarmasının evinden geceyi onun evinde geçirdiğine emin olduğum benden yaklaşık 10 santim uzun ve en az 10 kilo zayıf olan o kız çıkıyordu. En azından keşke sadece çıksaydı. Uğruna saçlarıma perma yaptığım herifte kapıda ona hoşça kal öpücüğü veriyordu. Bense eteğimin fermuarını bile tam kapatmamış ve birkaç düğmesini yanlış iliklediğime emin olduğum kıyafetlerim yetmezmiş gibi birde permalı kabarık saçlarım ve yüzümde bir gram makyaj olmayan halimle tam olarak kapıda kalakalmıştım. Nihayet onlar ayrılıp kız bana bakmaya başlayınca ne halde olduğumu hatırlayıp koşarak merdivenleri inmeye başladım. Bu çabam yualnızca bir kat sürdü çünkü giymeyi unuttuğum ayakkabılarımı almak için aynı hızda koşarak yukarı çıktım ve ellerim birbirine karışarak doğru anahtarı kapıya sokmaya çalıştım. Çalıştım diyorum çünkü bütün herşey yetmezmiş gibi şimdi de ellerim titremeye başlamıştı ve yapamıyordum. Nihayet giden sevgilisinin ardından Erdem benimle iletişime geçmek yerine anahtarımı eline aldı ve sakince kapıyı açtı. Ona kısaca teşekkürler diyerek girişten ayakkabılarımı aldım ve aynı hızda koşarak aşağıya indim. Bu durumda minibüse binersem zaten geç kaldığım işime daha da geç kalacağımın farkında olarak caddeye koşmaya başladım. Caddenin sonundaki taksi durağına geldiğim an "Erkan abiiiii" diye feryat figan bağırmamın sonucunda hızla taksiye bindim ve işe tam 3 saat geç kalmış şekilde gidebildim. Ama keşke gitmeseydim dostlarım. Keşke hazır geç kalkmışken evde kendime güzel bir kahvaltı hazırladıktan sonra müdürümü arayıp dün gece evime hırsız girdiğini ve gelemeyeceğimi söyleseydim. Keşke karşı komşum sahte alkolden zehirlendi onunla hastanede olmak zorundayım deseydim. Sonu gelmez keşkelerimin sebebi ana koordinatörlükten gelen ekiple karşı karşıya kalmam ve en belirgin huylarımdan olan bağırarak "uyanamadııııım " diye bağırarak ofise girmiş olmam sebebiyle işten atılmıştım. Evet yanlış duymadınız işten atıldım. Tam olarak 4 yıl 8 ay ve 2 gündür çalıştığım ve yemek bölümünün baş editörü olduğum işimden sabah uyanamadığım için atıldım. Bu haberi bana veren Berra hanımın üzgün olduğu hakkında şaka dahi yapamayacak kadar şaşkın olmam bir yana adeta bu fırsatı kollayan Berra hanımın çok üzgünüm sözleri kulaklarımda yankılanıyor adeta.
VOCÊ ESTÁ LENDO
Saksıda Günebakan
Literatura FemininaBir sokak bakkalının önünde az önce aldığım dondurmayı ağlamaktan yiyemediğim ve erimesine sebep olduğum şu anda beni daha da ağlatacak olan bir sebep daha bulmanın bana verdiği yetkiye dayanarak daha sesli ağlamaya başladım. Böyle anları bilirsiniz...
