Annelerini zaten kaybetmiş bu üç bebek şimdide babalarının onları terk etmesini kaldırmak zorundalardı. Bu dünya neden sevmiyordu ki? Onları, onlar daha yeni gelmişlerdi halbuki bu dünyaya. Acaba suçları bu muydu? Dünya ya gelmek mi?
Üç meleğide yeni uyumuştu kahraman beyin. O üç bebeğin arasında en huysuz ları meltem 'di ona göre diğer iki kardeşi rüzgar ve poyraz daha sakin bebek lerdi. Sonunda diyip atmıştı kendini tekli baba koltuğuna kahraman bey. Üçüzlerinin ona verdiği yorgunlukla sakince duvardaki aile resimlerini izliyordu ki bi anda göz bebeğinden yanağına bir ıslaklık hisseti, kalkıp duvardaki resmi eline aldı karısının aklından hiç çıkmayan yüzünü parmağıyla okşadı onsuzluk artık çok zor geliyordu ona tek başına üç bebeğe baktığı yetmiyormuş gibi bir de bu hayata ki en sevdiği insan yoktu. Kalbi ağrıyordu zaman la geçer demişler di ama nafile hani zaman herşeyin ilacıydı, bu ilaç bir ona mı şifa olamıyordu. Karısından kalan küpe ile yaptığı kolyesini avucuna aldı kokladı, kalbinin üstüne koyduğunda gözlerinden son iki damla yaş daha düştü ve o gözleri karısının hasretinden dayanamayıp bir daha açılmamak üzere kapandı. Bebeklerine ihanet ettiği için belki kendini asla affetmicek di ama onları birbirine emanet etmişti.
Meltem, Rüzgar ve Poyrazoyraz ın annesiz kaldıkları yetmiyormuş gibi üstüne bir de babaları da terk etmişti onları. Evet belki maddi sıkıntıları olmicak dı ama ya manevi eksiklikleri ne olacaktı? Babalarının aksine anneleri oldukça varlıklı bir aileden geliyordu ama kahraman bey ile evlene bilmek için ailesini karşısına alan Deniz hanım mirastan kendi payını alıp bir banka hesabı açmıştı. O parayı ellemiyorlardı Kahraman bey in kazancı ile geçiniyorlar dı Deniz hanım üçüzleri doğurduğu esnada Vefat edince Kahraman bey de o hesabı ancak 18 yaşlarına gelince alabilecekleri şekilde parayı olduğu gibi bırakmışdı.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Çok masum ve tatlılardı ama kaderleri yüzleri kadar güzel değildi. Babalarının da vafatından sonra halaları nasıl olsa bebekleri olmuyor diye onları sahiplenmişti teyzeleri nehir hanım da istemişti ama dedeleri yaman bey izin vermeyince bizim üçüzler halaların da kalmaya başladılar. Halalarının onları yanına aldığı hafta ferda hanım da bebek beklediğinin haberini aldı 4 bebeğe birden bakmaları gerekecekti, ama durumları orta gelirli bir aileydi onlar. Bunun üzerine nehir hanım üçüzler rahat bir hayat yaşaya bilsinler diye ferda hanımlara yardım etmeye başladı. Bir süre sonra ferda hala bir kız dünya ya getirince aynı evin içinde sıkıntı olmasın diye ferda hanımın kızı olan Lina yı da ayırmadan yiğenleri için ne yapıyorsa Lina ya da yapıyordu. Bu şekilde meltem de iki erkeğin arasında tek kız kalmaktan kurtulmuştu. Lina prematüre bebek olduğu için üçüzlerle aralarında 1 yaş bile yoktu, onlar 4 kardeş olarak büyüyecekler di. Halalarının eşi olan kurtuluş bey in işi için memleketlerinden İzmir den İstanbul a taşınmışlardı. O 4 bebek artık çocuktu, üçüzler yaşadıkları olayları daha çok küçük oldukları için algılıyamıyorlardı bunun sonucu olaraktan da yaşıtları ilk okula başlarken onlar 1 sene psikolojik destek görmüşlerdi Lina yı da bu yüzden okula onlarla başlasın diye bir sene geç yazdırmışlardı.
Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
Üçüzler ve Lina gün geçtikçe daha da büyüyor ve güzelleşiyordu. Görenleri kendilerine hayran bırakıyorlardı Lina yı da kendilerinden ayırmıyorlardı. İlk başlarda zorluk çekselerde daha sonrasında derslerinde gayet iyiydiler eğer teyzeleri nehir hanım özel okullarda okutmasaydı da çok başarılı öğrenciler olabilirlerdi. Ama çocuklar kendileri dışında kimseyi istemiyorlardı o yüzden bir kaç istisna dışında arkadaşları olmamıştı. Meltem ve Lina Rüzgar ve Poyraz yüzünden normal bir kız gibi büyüyememişlerdi. Kız arkadaşları olmadığı için erkek gibi büyümüşlerdi Rüzgar ve Poyraz ise bu durumdan pekala mutlulardı.
Artık hepsi lise çağında insanlar olmuşlardı. Birbirlerinden hiç ayrılmamışlardı birbirlerinin yarasını sarmışlardı, yeri gelmişdi biri diğerinin annesi, biri diğerinin babası, biri diğerinin abisi, ablası olmuştu. Hepsi 11. Sınıf öğrencileriydi 1 ay sonra üçüzlerin doğum günleri vardı üçüzlerin doğum günüydü ama onlar kutlamazlardı doğum günlerini, aynı zamanda annelerinin ölümünü de kutladıklarını düşünürlerdi. Lina çok ısrar ediyordu 18 yaş günü en önemli günlerden biriydi ve bu günü onların haksız yere kendilerini suçlamaları yüzünden heba etmelerini istemiyordu.
Ne kadar istemeseler de teyzelerinin onlara doğum günü sürprizi vardı.
Umarım beğenirsiniz ilk deneyimim. Bolca yazım yanlışı olduğunu biliyorum ve çalışıyorum.