Ettiğim duanın kabul olmasıydı beni sevdiğini söylediği gün . Belki yüzlerce belki binlerce defa dilemiştim onu. Her hecemde, her seste yediğimde içtiğim de attığım adımda baktığım heryer de vardı. Ben kendimi bildim bileli Adem'i sevmiştim. İlk zamanlar beni sevmesede zamanla oda beni sevmişti . Her zorluğu aştık herkese kafa tuttu, benim için gözyaşı döktü benimse gözyaşlarımı sildi. Her kadının hayalini süsleyen birisi değildi belki ama benim hayallerimi süsleyecek her türlü nitelik vardı onda. Benim di , ben ise onun.
Bizdik. Mutluyduk.
Kısaca hayatım o , kalbim o , ruhum o idi.
Ve sonra kalbim durdu,ruhum gitti,hayatım son buldu.
.......
Urfa'nın havası her zaman ki gibi sıcak bir o kadar da hüzünlüydü. Acı kokuyordu sokakları. Bir ananın babanın , bir gardaşın ve birde Sevda'nın feryadı dolanıyordu dillerde. Allah kimseyi evlat acısı ile sınamasın çok zor tarifsiz bir acıydı.
' Nasıl da severmiş kaç hafta oldu halen toparlayamadı!'
' Ne büyük acı sevdiği adamın koynuna giremeden kardeşiyle evlendi !'
' Konağa tek gelin olacak en azından !'
Ateş düştüğü yeri yakıyordu.
Acıdan nasibini almayan insanlarda kendi kafalarına göre yorum yapıyorlardı. Sahi şu dedikodu her yerde aynı şekilde ilerlemiyor muydu? Herkes kendi yağında kavrulurken de aynıydı , herkes kendi ateşinde yanarken de !
Sevda evin tek çocuğuydu. Hapisteki dedesi hariç ne anne babası vardı nede bir akrabası. Kan davası sebebiyle tüm ailesi yok olmuştu . Sevda'nın dedesi namus için birisini vurmuş ve hapse girmişti. Karşı taraf hiç adil davranmamış oğlunu , gelinini öldürmüş birde üzerine acıya dayanamayan karısı hastalanıp vefat etmişti.
Geriye sadece torunu kalmıştı ve hain düşman Sevda için de aynı planları yapmıştı. Düğün günü Sevdayı beyazlar içinde kana bulayacaklardı .Lakin planlarını Adem son anda bozmuş silahın önüne atlamıştı. İşte o an oldu ne olduysa . Avluya ateş düşmüş yürekleri parçalamış, feryat figan herkes kaçışmış , bir ananın kendini yerlere atıp çırpınışları hafızalara kazınmış , bir kadının hayatı sönmüştü.
Aradan ne kadar zaman geçmişti bilinmez aşiret toplanmış Adem'in kardeşi Turgay ile Sevda'nın evliliğine karar verilmişti.
Her iki taraf içinde zordu bu karar. Birisi sevdiği adamı bir diğeri ise can yoldaşım dediği abisini toprağa gömmüştü. Ama sadece gömülen beden di. Adem'i hayatlarından çıkartmaya kimse niyetli değildi. Lakin aşiret ti işte acımamışdı vermişti hükmü.
Zaman hızla geçmiş nikah günü gelmiş iki gençte ruhsuz bir beden olarak evet demiş , kağıtları imzalamıştı. İkiside hiç bir şekilde birbirlerinin yüzüne bakmamış , sanki böyle bir evlilik yok gibi davranmıştı.
- Bak oğlum şu gözyaşlarımı görüyorsun değil mi ? Hiç bir zaman dinmeyecek benide oğlumun yanına gömecekleri güne kadar . Ama ve lakin oğlum sende benim ciğerimsin. Ağanda bende karşı durduk bu evliliğe ama olmadı. Bilirsin ki abin o soysuz yüzünden öldü.
- Bilmez olurmuyum ana unuturmuyum ? Ah ana ah şu hüküm olmasaydı ben bilirdim yapacağı ama taktılar kancayı boğazıma kurtulamıyor um!
- Eh oğul sen sakın ola bir delilik etme. Bir bebe yap ve hüküm bitsin sonra ondan kendi ellerimle kurtulacağım.
- Ona elimi sürmemi nasıl istersin ana ?
- Bebe yapacaksın ondan oğul gerisi eti senin kemiği de !
Zülfiye hanım demişti diyeceğini. Turgayin zaten kararan gözleri dahada karardı . Bu gece bu iş bitecek dedi kendi kendine . Zaten o kıza abisinin hesabını hergun soracak , kan kusturacaktı.
İşte o acımasız an geldi. Teklifsiz daldı içeriye . Karşısında beyazlar içindeki kıza öfkeli gözlerle baktı. O kara gün abisi içinde giymemiş miydi böyle beyazları ?
- Soyun!
Karşısında gördüğü adamın bakışlarından korktu Sevda. Çünkü Turgay Adem'i gibi değildi. Acımasız ve gaddarlığı ile tanınırdı.
- Lütfen Turgay bana dokunma Adem'in emaneti gözüyle bak bana yalvarırım !
Ağlayarak bakan kara gözlerden zerre etkilenmedi Turgay ! Tam tersi gözyaşları hoşuna gitti.
- Soyun kadın beni dellendirme ! Yoksa ben kendim soyarim !
Hıçkırıklara boğularak üzerindeki elbiseyi soyunmaya yeltendi ama yapamadi.
- Demek beni dinlemiyorsun !
İki adimda yanaştı yanına kollarından tuttuğu gibi yatağa fırlattı. Üzerine çıkıp iki dizi arasına aldı narin bedeni. Ellerini sabitledi tek eliyle ve kemerle bağladı. Ağzına cebinden çıkardığı peceteyi soktu. Uzerindekileri çıkartma zahmetinde bulunmadı . Sadece eteğini sıyırdı.Ne kadar dirensede Sevda gücü yetmedi. Karşısındaki adamın vicdanı yoktu. Ne gözyaşlarını dinledi ne abisinin emaneti olduğunu. Kendi pantolon ve iç çamaşırından kurtuldu ve acımasızca sahip oldu kadına hemde defalarca. Sabaha karşı yatağın kenarına attı kendisini
- Rahmine kendi tohumumu ekene kadar böyle olacak karıcığım ! Eğer ki bebek olmazsa altımda geberene kadar yapacağım ama sana acimayacağım.
Mahvolmuştu Sevda. İğrenç bir şekilde kadın olmuştu. Hemde sevdiği adamın kardeşinin kadını !
....
Sabah uyandığında ruhsuz bir şekilde yatıyordu. Kıpırdama ya dahi canı kalmamıştı. Ellerinin acısını hissettiğinde aklına dün gece gelmisti. Dehşetle gözlerini açtı. Ellerini çekiyordu ama gelmiyordu. Hala yatak başlığında bağlı ağzında ise peçete ile duruyordu. Bacak arasında ki ağrı ise işkence ediyordu. Sesini çıkartmadı. Çırpındıkça canı daha çok acıyordu. Başını hafif kaldırdığında yatağın epeyce kırmızı olduğunu gördü. Kanaması aşırı derecede olmuştu. Ağlayan gözlerini yumdu ' Keşke kan kaybindan ölsem ' diye iç geçirdi.
Aradan kaç dakika geçti bilinmez Turgay bir hışım la kalktı yataktan. Sevda'nın halini görünce bir an vicdanı sızladı belki kim bilir
- Siktirrr!! Lan geberdinmi yoksa !
Sevda duyduğu sözler karşısında yorgun gözlerini araladı . Ağzından peçetenin çekilmesiyle derin nefes aldı. Ellerini de çözdüğünde rahatladı. Ama doğrulmaya canı yoktu. Karşısında şaşkın gözlerle bakan adamın farkına vardığında yandaki pikeyi çıplak vücuduna çekti . Zorlanarak ayağa kalktı ve sallana sallana banyoya geçti. Canı ölesiye yanıyordu . Sıcak bir banyo yapmalıydi ama öncesi klozete oturdu. Kanaması halen devam ediyordu ve Allah'tan başka yardim edecek kimsesi yoktu. Titreyen bacakları ile ayağa kalktı ve suyun altına girdi. İğne saplaniyordu tenine her damla da . Suyu çok sıcak yapmıştı ki içinin acısı dinsin istiyordu. Ama hiç bir faydası yoktu. Ağlamaktan helak olmuştu. Gözaltlarına ellediğinde şişkinlikler olduğunu fark etti. Zaten iki haftadır hergun ağlamıştı birde bu geceki yaşadıkları ağır gelmişti. Hemde en ağır olan acıyı yaşamıştı !
Banyodan sonra üzerine kıyafetlerini geçirdi ve odaya geçti.
Turgay yatağın yanında ayakta duruyor öylece yatağa bakıyordu. Kapının tıklatılması ile ikiside kapıya döndü. Kan gölü çarşafı istemeye gelmişlerdi. Turgay kendi eliyle uzattı kapı arasından çarşafı . Aksam gözü karaydi ama çarşafı verirken utanmıştı. Arkasını döndüğünde yerde yatan kadını gormesiyle şok geçirdi .
YOU ARE READING
Kanlı Düğün
General Fiction# Klasik aşk hikayesi değildir # # Bedenin toprak olup aşkın canına yoldaş olmasının hikâyesidir# # Gözden ırak olan gönülden de ırak olur mu ?# # Bir adam ne derece gaddar olur ?# # Bir kadın acının hangi derecesini sırtında taşır # *Benden ne isti...
