Kısık bir sesle,
"Güneşten nefret ediyorum, nefret ediyorum!!"
"Bu ne gürültü burada uyumaya çalışıyorum."
+Perdeleri kim açtı kapatın şunu.
-İçeriye güneş girmeli doktorun söylediğini unuttun mu?
+O güneşten nefret eder. Gerçekten onu hiç tanımıyorsun.
-Ama doktor dedi ki...
"Bir susun artık!!!!"
Yataktan yavaşça kalktığımda bir çift göz donmuş bir şekilde bana bakıyordu.
"Ne var hiç mi uyanan insan görmediniz?! O kadar gürültülüsünüz ki sizi şu an öldürmek istiyorum. Zaten başım ağrıyor."
-Laaann!!!
Aniden bana sarıldı.
-Çok korktum.
Boynumda ki gözyaşlarını hissedebiliyordum. Onu yavaşça kendimden çektim. Yaşlı gözlerle bana bakıyordu. Derin bir nefes alıp etrafıma baktım hastane odasında iki erkek ile tek başımaydım.
"Neredeyiz?"
-Nasıl neredeyiz?
"Gayet açık konuştuğumu düşünüyorum Burak."
B: Oh be rahatladım.
Derin bir nefes almıştı.
"Anlamadım."
+Kızı yormayı bırak Burak.
Elinde ki suyu bana uzattı.
"Teşekkür ederim."
Suyu içtikten sonra ona baktım ama yüzünü göremiyordum. Işık yüzüme vuruyordu.
+Şu lanet olası perdeleri yine kim açtı!
Burak kıkırdadı. Bende ona sert bir bakış attım. Bir anda süt dökmüş kediye döndü.
Yüzünü göremediğim adam hafifçe önüne eğildi ve;
+Üzgünüm, hanımefendi. Beni tanımıyorsunuz size kendimi tanıtayım ben Ferhat.
"Memnun oldum ama güneşi sevmediğimi nereden biliyorsunuz?"
F:Biraz uzun bir hikaye hanımefendi.
Hafif gülümsedi. Ama inanın bana, hiç bir gülüş beni bu kadar rahatsız etmemiştir.
