Herkese merhaba arkadaşlar ikinci seriyle karşınızdayım. Bu birinci kitabın son kısmıyla birleşik biraz. O yüzden ilk başları aynı. İyi okumalar..
ARAS'IN ANLATIMINDAN...
Meyra'nın mezarından dönüyordum. Bugün onun ölüm yıl dönümüydü. O ölürken öğrenmiştim hamile olduğunu. Bulut'tan hamile olduğunu. Yaptıklarım için çok pişmandım. Hani derler ya kaybedince anlarsın sevdiğinin kıymetini. Ben kaybedince anladım hatalarımı. Eğer hayatta olsaydı ve şuan ki zihniyetim olsaydı onun mutlu olması için her şeyi yapardım. Gerekirse karşısına bile çıkmazdım. Her şey benim suçumdu. Ona öyle aşıktım ki kıskançlığım gözümü kör etmişti. Meğer ben sevmeyi bilmiyormuşum. Bunu zaten Meyra'm yüzüme haykırarak söylemişti. Sevdiğime acı çektirdiğimiz farkında dahi olamamıştım. Şimdi ise her şey için çok geçti. Meyra ölmüştü. Onunla birlikte bende ölmüştüm. Sadece mezarda değildim. İlk zamanlar Kimseyle konuşmamıştım. Hatta tımarhaneye yatmıştım. Delirmiştim adeta. Hiçbir şey yapmak istemiyordum.
İntihar etmeye kalkışmıştım ama hep bir engel çıkmıştı. Onu da becerememiştim. Hayatın devam etmesi beni sinirlendiriyordu. Poyraz mezarın çıkışında arabayla beni bekliyordu. Arabaya bindiğimde o da bindi ve sürmeye başladı.
"Eve sür." Dediğimde kafa sallayıp yön değiştirdi.
Ben yine farklı farklı düşüncelere dalmışken Poyraz ani bir fren yaptı. Ne olduğuna baktığımda bir kız arabanın önüne atlamıştı.
Poyraz "Oha."
Kitlenmiş kalmıştım. Turuncu saçları dalga dalga havalanıyordu. Yeşil gözleri korkak ve ürkekti. Ama bu...Kız benim olduğum tarafa gelip kapıyı açtı. Yeni fark ediyordum üstünde gelinlik vardı ve nefes nefeseydi. Ama benim asıl şaşırdığım ve kilitlendiğim konu o değildi.
Kız "Kusura bakmayın ama ne olur bana yardım edin. Babam beni istemediğim bir adamla evlendirmek istiyor. Adamları hala peşimde."
Bu kız tıpkı Meyra'nın aynısıydı...
Gittikçe terliyordum. Biri beni boğuyor gibiydi. Biri sesleniyordu bana ama neden bir şey diyemiyordum? Konuşmak istiyordum, neden konuşamıyordum? Neden sesim çıkmıyordu? Kitlenmiş kalmıştım, tek bir noktaya odaklıydım.
Birden her taraf karardı. Karanlık bir odanın içindeydim. Burası Meyra'yı kapattığım odaydı. Meyra'nın çığlıklarını duyuyordum. Gözyaşlarını görüyordum. Lanet olsun. Neler oluyor?
Karşımda bir anda Meyra belirdi. Gülümsedi ve elini kaldırıp yanağıma götürdü. Kaşlarını çattı ve sert bir şekilde tokat attı. Ama neden?
Birde neden diye mi soruyordum? Yaptıklarımın yanında bu tokat az bile. Peki neler oluyor? Bende mi öldüm yoksa? Meyra bir anda yok oldu. Biri beni feci halde sarsıyordu.
Utku "Abi?"
Gözlerimi aniden açtım.
Neredeydik? Hava kararmıştı ve ben arabanın içindeydim.
"Neredeyiz?" diye sorduğumda yüzüme saf saf baktı.
Utku "Abi Meyra'yı bulduk ya. Madrid'deyiz."
Bir saniye, bir saniye hepsi bir rüya mıydı?
Evettt size sürprizim buydu. Fakat çok kötü yorumlar aldım ve bu beni çok üzdü. İnsan ister istemez oturup düşünüyor kötü mü yazdım da bu yorumlar böyle geliyor diye. Fakat hiç sorun değil fazla uzatmaya gerek duymadım çünkü biraz daha öyle yorumlar gelirse fazlasıyla moralim bozulacak. O yüzden İkinci kitabın tanıtımını buraya koyuyorum. İyi okumalar diliyorum hepinize. Umarım beğenirsiniz.
Sizleri seviyorum ve kocaman öpüyorum....
YOU ARE READING
ESARET 2
Teen FictionAras hatalarından ders almış ve artık Meyra'yı mutlu etmek dışında bir amacı yoktur. Gördüğü bast-ı zaman onun aslında gerçekleriydi. Eğer onu görmeseydi Meyra'yı sonsuza dek kaybedecekti. Aslında onlar için yazılmış bambaşka bir alınyazıları vardı...
