1.bölüm

80 11 3
                                        

Alina'dan...                                                                                                                         당신의 꿈을 따라

Merhabalar ben Alina Boz 18 yaşında en iyi arkadaşım Maral ile gecenin 2 sinde 400 kişinin olduğu bir uçakta 28b numaralı koltukta. Sahi sabah 9 da Güney Kore başkenti Seul' e inince hayatımız da kayda değer ne değişecek?

Senin mis gibi ülkenin en turistik şehirlerinden bir tanesi olan, muazzam deniz ürünleri, meyveleri, sebzeleri, mavinin ve yeşilin her tonunu görebileceğin Akdeniz' in cenneti, insanların koskoca bir yıl boyunca hayalini kurduğu o sımsıcak şehrin Antalyan varken.

Evinden, anandan, babandan, toprağından, hayatındaki en önemli varlığa sahip arkadaşlarından 10 bin km uzakta, ne yapacağını bilmediğin dilini, Güney Kore dini, kültürünü bilmediğin, ne yiyeceğini, ne tadacağını ne koklayacağını, bilmediğin Allahın Seul' ünde ne işin var be Alina? Ne var biliyor musun? Merak var, hayatının aşkı var...

Ben ve Maral orta okuldan beri hep arkadaştık, ailelerimizde çok iyi anlaşırdı. Ailelerimiz Antalya'da en büyük oteller zincirine sahiptir. Bizden beklentileri hep farklıydı ailelerimizin, genelde hayallerimizle artık ilgilenmiyorlardı, onlara göre ergenlik hayalleri işte ama biz Maral ile kendimizi ilk defa böylesine güçlü hissediyorduk. Bizim Maral ile ilk kez Kore aşkımız, kore dizileri izlemekle başlamıştı. Öyle ki önce dizilerde ki oppalara sonra Kore'nin kendisine bağlanmıştık. Arkamızda milyonlar varmış gibi uzak olduğunu bile bile bağlanmıştık, hayallerimize günün birinde kavuşacağımızı biliyorduk ve bunun için çabalıyorduk.

Flashback...

"Çocuklar siz delirdiniz mi? ne demek yıllardır para topluyoruz son sınıfımızı Güney Kore'de okumak istiyoruz hemde neymiş bilmem ne sanat okuluna gönderin " diye kızıyordu Maral'ın babası.

Ben ve Maral ise koltuğun bir köşesine sinmiş onlara derdimizi anlatmaya çalışıyorduk. Oysa tek derdimiz Güney Kore de ki en ünlü sanat lisesinde aşık olduğumuz oppalarla eğitim görmekti. Evet Oppalarımız Lee Min HO ve Kim Woo Bin...

Güney Kore'nin en saygın değer ailelerinin çocukları ve bizimle aynı yaşta olmalarına rağmen Oyunculuk/modellik alanında bir çok ödüllere layık görülmüş aşklarımız. Lee min ho Maral'ın sevgilisi, Kim woo Bin de benim sevgilimdi.

"Aaa dur dur bak burası daha heyecanlı neymiş kızlarımız el ülkesinde elin gavurlarının peşinden koşacaklarmış" demişti benim de babam

Annelerimiz onları her ne kadar sakinleştirmeye çalışsalar da daha çok sinirleniyorlardı. Hep hayal olarak bahsedeğimizi düşünmüşlerdi sanırım ama bugün karşılarına geçip biriktirdiğimiz paraları da söyleyince sinir kat sayıları artmıştı.

"Biz kızlarımız en iyi okulda okusun bizden sonra işlerimizin başına geçer diyelim bunlar reşit olur olmaz bizden kaçıyorlar" demişti Maral'ın babası

"Artık sakin olup konuşsak tamam bir seneliğine gönderelim, istedikleri sanat okuluna da kayıt yaptırsınlar" dediğinde annem, sevinçten Maral ile çığlık atıp anneme sarılmıştık annem ise bizi itip konuşmaya devam etti "Gitsinler oraya ana baba evi olmadığını anlasınlar her şeyin dizilerdeki gibi olmadığını bir anlasınlar sadece okul nakil işlemlerini yapıp okul parasını ve kalacakları yurt parasını ödeyelim ama fazlası yok kendi topladıkları para en fazla iki hafta dayanır onlara o da en fazla ha yanlış anlaşılma olmasın. "demişti biz Maral ile aynı anda "NE!!!"derken

Maral " Yurt mu? ev tutmayacak mısınız ?"demişti

Ben de "Harçlık ne demek yok " demiştim.

Bir Tutam KoreStories to obsess over. Discover now