İşte yeniden herşeyin başladığı yerdeyim. O anı yeniden hatırladığım da kalbimin göğüs kafesini delmek istercesine çarptığını hissediyorum. Bir an sanki onun varlığını hissettim ve hızla arkamı döndüm tabiki de hiç kimse yoktu. Zaten olmasını da beklemiyordum ama yine de dönmüştüm işte. Ayaklarımın dibindeki uçuruma korkusuzca bakıyor, kayaları parçalayacak gibi kıyıya vuran dalgaları seyrediyorum. Korkusuzca dediğime bakmayın aslında bu uçurum beni herşeyden çok korkutuyor.
İşte dört gün önce de tam burada duruyordum. Karşımda bana nefret dolu gözlerle bakıyordu. Beni öldürebileceği ihtimalini defalarca düşünmüştüm sonra saçmalık olduğuna karar vermiştim Ama buradaydı.
Tam karşımda...
Bir elindeki bıçağa bir de her ne kadar nefret dolu olsalar da bir zamanlar aşık olduğum o gözlere bakıyordum. Yavaşça dönüp arkama baktım. Bir adım daha atarsam uçurumdan aşağı düşeceğimi fark ettim. Çok korkmama rağmen hala dimdik duruyordum karşısında. Ayrıldığımızdan beri yapmadığı şey kalmamıştı. Artık ne olacaksa olsun dedim. Ve ileri doğru bir adım attım...
Aniden üstüme atladı ve beni uçurumdan aşağıya itti. Deli gibi çığlık atıyordum. Annemin sesi ile gözlerimi açtığımda bir hastane odasında olduğumu fark ettim. Neden burada olduğumu da zaten iyi biliyorum. Çünkü bıçaklanmıştım. Evet beni bıçaklamıştı! Uçurumdan aşağı düşen de ben değildim. Oydu...
Benim yüzümden ölmüştü.
Her ne kadar nefsi müdafaa da olsa ben birini öldürüştüm.
Eski sevgilimi...
Hayır! Saplantılı iğrenç bir yaratığı öldürdün sen!!!
Bunları düşünürken göz yaşlarım boşalmaya başladı. Annem yanıma gelip bana sarıldı. Ben de ona sımsıkı sarıldım.
- Yine mi aynı rüya?
- Evet
Bunun üzerine pek fazla konuşmak istemiyorum. Bu yüzden anneme kahve içip içmeyeceğimi sordum.
O da doktora sorması gerektiğini söyleyip çıktı.
Artık koskoca hastane odasında yalnızdım.
O anı düşünmeye başladım
Ve sonra hemen aklıma başka şeyler getirmeye çalıştım. Aklım onu sevdiğim günlere gidince hıçkırarak ağlamaya başladım. O sırada kapı açıldı.
- Beni rahat bırak anne!
Kapıya bu şekilde bağırmıştım. Sonra pişmanlık hissettim. Arkam kapıya dönüktü.
- Yanlış bir zamanda geldiysem kusura bakmayın. Ben daha sonra geleyim.
Bunu söyleyen hafif ve tok bir erkek sesiydi. Arkamı döndüğümde bir polis memuru vardı karşımda ne diyeceğimi bilmiyordum. İfade falan verecek durumda değilim ama onu kovar gibi göndermek istemiyorum.
Başımı yeniden çevirdim.
Kapının yavaş ve hafif bir gıcırtı ile kapandığını duydum. Birden bunun üstüne düşündüm. Benim bir tanığın yoktu. Bıçaklandım, evet ama eğer bana inanmazlarsa. Ya beni tutuklayıp hapse atarlarsa... Hayır! Saçmalıyorsun. Sen daha on yedi yaşındasın. Ama yine de adam öldürmek
büyük bir suç değil mi? Ben sadece beni bıçaklayan bir adamı can havliyle ittim. Ve o da uçurumdan aşağı düştü. O gün orada onunla boğuştuğumdan daha uzun bir süre vicdanımla boğuşacaktım. Ve bunun farkındaydım.
Ben Aslı Karan ve bu benim hikayem......
Merhabalar bu tarz bı yazıyı yazmaktan gerçekten çok mutluyum ve eğer benim kitaplarımı okuyan bir insan olursa yazmaya zevkle devam edeceğim....... Konu bir genç kız üzerine ve eğer okuyucum olursa ve bana yorum bırakırsa hikayeye yorumlarda istediğiniz güzel senaryoları da ekleyebilirim. Ama ((kimse okumaz boşa yazıyorsun ruh hastası gibi)) diyor iç sesim ;) Bakalım ne olacak
Bir arada kitabıma ilk yorum bırakan kişinin (tabi biri bırakırsa) adını kullanacağım hikayede bir karakter olacak,,,,,,,,,,,,,,,
OLMAYAN SiZLER EĞER OLURSANIZ SİZİ ÇOK SEVECEĞİM.
