Her insan sorguluyor hayatı. Biz mi yaşıyoruz hayatı, yoksa hayat mı bizi yaşıyor? Bilmiyoruz. Belkide bilmeliyiz, öğrenmeliyiz ve öğrendim de. Hayatı biz yönetiyoruz, hani o herkesin söylediği 'Başkasınn günahını biz masumlar ödüyoruz.' lafı yanlış. Kimse kimsenin günahını ödemiyor, biz çok hata yaptık. Hatalarımız oldu, benimde bir hatam var. Herkes gibi benimde bir hatam var, ben zorlandım. Ben olmaması gereken bir yerde yaşadım ve şimdi hayat sanki bana bir yeriyle dönüyor çünkü mutlu değilim. Oyuncaklarla oynamam gereken yaşta bıçaklarla oynadım ben! Ölümlerden döndüm ben ve hiç olmaması gereken şeyler yaşadım. Biz insanlar kimsenin günahını çekmiyoruz. Biz sadece kendi yaptığımız şeylerin bedelini ödüyoruz. Ben kendi yaptığım günahın bedelini ödüyorum ve siz kendi yaptığınız günahın günahın bedelini ödüyorsunuz. Kimse kendi günahını başkasının boynuna yüklemesin. Bu yüzden insanlardan nefret ediyorum. Kendi günahınızı kendiniz çekmelisiniz, başkasına yüklemememeli.
Okul var değil mi? Okulun son haftası ve neden okula gittiğimi inanın bende bilmiyorum.
Çalışma masamın yanına gidip çantama göz attığımda yanıma aldıklarım benim için oksijen gibi bir şeydi. Bir polisiye gizem gerilim kitabı, kulaklık, su, bir not defteri, kalemlerim, ve bir fular. Fularsız bir şey yapabileceğimi sanmıyorum çünkü oldukça işime yarıyor. Çantamı koluma takıp odamdan çıktım. Merdivenleri inerken annemin sesi ile gözlerimi devirdim. "Sevda! Kalkmadın mı daha? Uyandın uyandın, uyanmadın terlik geliyor!" Omuz silkip üzerimdekilere kısa bir bakış attım. Okul kıyafetlerime son bir bakış attım. Altımda lacivert bir pantolon ve beyaz gömlek ve siyah bir hırka var. Beyaz gömleği yüksek bel pantolonun içine sokup azıcık da olsa hoş bir görüntü sağlasam da giydiğim bol ve kalçamın biraz daha aşağısında biten siyah hırka için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Şimdiden bir omzumdan düşen hırkayı düzelttim. Sıkı bir at kuyruğu yaptığım saçlarımı omzumdan geriye atıp merdivenleri inmeye devam ettim.
Nerede kalmıştık? Terlik meselesi değil mi?
Mutfağa doğru ilerledim. Annemle babam başlamak için beni bekliyormuş gibi bakarken kaşlarımı kaldırıp yerime oturdum. Zaman nasıl geçti bilmem ama masadaki neredeyse hiç bir şeyi şeyi yemeden ayağa kalktım. Çantamı alıp, "Ben gidiyorum." Kapıya ilerlerken annemin sesini işittim. "Seninkiler gelecek seni almaya-" Tam o sırada zilin çalması ile annem ayağa kalktı. "Bak geldiler bile." Annem yanıma gelince beyaz spor ayakkabılarımı giyip hemen kapıyı açtığımda karşımda gördüğüm beşli ile yutkundum. Ben başımı kaldırıp onlara bakarken onlar ise boyumdan dolayı başını eğmiş bana bakıyorlardı. Omuz silkip yanlarından geçerken annemin sesini duydum. "Alın götürün şu suratsızı biraz eğlenin. Ama böyle ama şöyle idare edin bu kızı. Hadi göreyim yakışıklılarım." Gözlerimi devirip kulaklığımı çıkarıp şarkımı açtım.
Neyin Nesi-Dolu Kadehi Ters Tut
Yanımdakiler bir tartışma içerisindeyken umursamadan yürümeye devam ettim. Müzik listem yeni bir şarkıya geçerken telefonumun şifresini girip kendjme yeni bir şarkı aramaya başladım. Gözlerim telefonda iyalanırken bir taşa takılmam ile yanımdaki Burak kolumdan tutarak beni düşmekten kurtardı. Kolumu onun elinden alıp onlara döndüm ve kulaklığımı çıkardım. Hepsinin gözleri ne diyeceğimi bekliyordu merakla. "Bu gün bir maç mı yapsak ya?" Can sarı saçlarını karıştırıp koyu kahve gözlerini gözlerime sabitledi.
Onlarla ilk okuldan beri arkadaşım ve bundan hiç şikayetçi olmadım.
Her hafta karakolluk olsak da.
Küçükken çok fazla maç yapardık ve ben bu çocuklarla o kadar uzun zamandır arkadaşım ki karakterim bir erkeğe benzemeye bile başladı. Şu sıralar nazik bir kız olmaya çalışırken mümkünse maç falan oynamayalım. Onlara umursamazca bir ifadeyle bakarken Serkan konuştu, "Sevda, bir maç oynasak diyoruz. Sonuçta bizim gibi narin şahsiyetli arkadaşların olduğu için kendinle gurur duymalısın." Gururdan çok, kendimi aptal gibi hissediyorum. Ben her zamanki gibi umursamazca onlara bakarak okula doğru yürürken onlar hala konuşmaya devam ediyordu. Başımı sallayıp bir iç çektiğimde zamanın geçmesi için dua ediyordum sadece. "Sabah sabah kızın beynini yaktın Serkan!"
ESTÁS LEYENDO
KAÇAK ATEŞBÖCEĞİ
AcciónAlayla gülüp yüzüme doğru eğildi. Beni köşeye sıkıştırmanın zevkini dibine kadar yaşıyor pislik. "Burada statü farkı yok değil mi Sevda?" Parmaklarıyla saçlarımı geriye attığında alayla ona baktım ben de. "Yanıldınız Şahin Bey, asıl statü farkı tam...
