Bu anlatacaklarım tamamen gerçek hayattan esinlenmiş başımdan geçen bir olaydır. Her şey 2019 Eylül Cuma Saat sabahın 10:30 da gerçekleşti Hava o kadar sıcaktı ki yaz havası gibiydi
Sevdiğim bir kaç insanın vesilesiyle birini tanımıştım gözleri okyanus mavisi güzelliği dillere destan bir kızdı uygun bir zamanda görüşmeyi kabul etmiştik buluşacağımız yer Yalova idi almaya gittiğimizde evine uzaktan görmüştüm öyle güzel diki nutkum tutulmuştu nasılsın dediği halde konuşamaz olmuştum avuç içlerim terliyor dizlerim titriyordu güzel bir sabah kahvaltısının ardından güzel bir sohpet ile bitirmiş Termal kaplıcalara gitmeye karar vermiştik termale geldiğimizde Cuma ezanına 15 20 dk vardı ikimizde aldığımız abdestle namazımızı kılmış çıkmıştık
Ufak bir yürüyüş yapalım dedik kendimizi güzel bir sohpetin içinde baş başa kalırken bulduk o kadar Mesuttum ki tarifi yoktu siparişlerimiz geldiği halde kahve mi içmek varken saatlerce yüzüne o okyanus mavisi gözlerine bakıyordum kafasını şöyle bir kaldırdı Ne oldu niye öyle bakıyorsun dedi?
Sesimi çıkartamamıştım tekrar sordu o kadar güzelsin ki şuan ölsem en mutlu insan olarak ölürüm yanında dedim be utandı yanakları kızardı biraz topladıktan sonra evlilikten konu açıldı o kadar güzel hayalleri vardı ki her şeyine aşık oluyordum biraz konuştuktan sonra başka bir mekana geçtik Doktorun evi var oraya gidelim dedi ve gittik biraz kahvaltı ettikten sonra biraz fotoğraf çekilelim dedik çekildik o kadar güzel yakışmışız ki o kadar uyumlu bir çift olmuşuz ki gözlerim dolu vermişti ve bunu farketmişti ne oldu niye gözlerin doldu dedi o kadar mesutum ki seninle bana uzak olan hayallerimin seninle gerçek olması gözlerimi doldurdu dedim ve tebessüm etti elimi tuttu ben hem Yanında olucam dedi ve inandım
Kaptırdım kendimi ona yanındayken zaman dursun istiyordum biraz gezip güzel bir geçirdikten sonra akşam olmuştu ister istemez keyfimiz kaçmıştı çünkü veda vakti gelmişti onsuz nasıl dayanacaktım özlecektim bir an önce buluşmak isticektim nyse saate baktığımızda son feribot 8:40 da vardı seyir tepesine gidelim dediler gittik sohpet muhabbet derken mavi gözlüm no ver konuşalm dedi biraz korkuttuktan sonra vermiştim etiket çıkıp eve döndüğümde yazışmaya başlamıştık nerdesin ? Vardın mı ? Dikkat et kendine diye yazmıştı eve vardığımda gece 11 12 civarıydı içime öyle bir ağırlık öyle bir hüzün çökmüştü ki tarifi yoktu hiç bir dilde be bunu farketmişti Ne oldu dedi ? Senden ayrıldım hüzün çöktü yüreğime çok özledim seni şimdiden dedim. Ben hep senleyim yanındayım sana aitim dedi evlenince hep senle olucam dedi bir sonraki buluşmayı iple çekiyorduk
Gel zaman git zaman 2 buluşma günü gelmişti gene Yalova daydı günlerden Cumartesi sabah saat (9:40). 10 da feribotum vardı tabi yazışmaya devam güzel yüzlüm beni iskelede karşılamak İstemiş indiğimde direk onu karşımda görmüştüm gözleri gibi mavi kıyafetler giymişti bende lacivert spor takımımı giymiştim uyumlu olmuştuk o kadar çok istiyormuş ki uyumlu olmayı diyememiş mavişim bir kız da aradığım bütün özellikler ve fazlası ondan mevcuttu çok bağlanmıştım gözüm kör olmuştu kimseyi dinlemez görmez duymaz olmuştum
Aklımın ucundan geçirmedim ya biterse diye her neyse buluştuktan sonra farklı bir mekana gittik kahvaltımızı orda yaptıktan sonra saatlerce baş başa kaldık ormanın içinde konuştuk açık açık her şeyi peşin Peşin anlaştık söz nişan evlilik şöyle olsun diye biraz yürüyüş yapalım dedik ormanda yürüyüş yaparken mavişimin ayağı takıldı tam düşerken elini tutmak zorunda kaldım ve çok utandım güzel bir tebessüm ile teşekkürün ardından gezmeye devam ettik ve Gelin Damar gördük uzun uzun baktık hayal kurduk mutlu olduk tam o sırada gelin damada oynaması için açılan müzik eşliğinde oynamaya başladılar gelin mavişimi damat beni kaldırdı çift olarak karşılıklı oynadık şöyle bir mavişime baktım o kadar mutluydu ki o kadar masum diki onu onunla yaşayarak çözmüştüm aldığı nefese kurban olmuştum güzel bir oyun havasının ardından dinlenmek için oturduk nefes alıp verirken sordum bizde böyle olurmuyuz dedim evlenip karşılıklı oynarmıyız diye sordum oda bünün için buradayız bu yüzdem senin yanındayım deyip başını omzuma koydu o kadar güzel gidiyorduk ki herşey yerini buluyordu istediğim gibi ilerliyordu Ne yapacağını Ne yapması gerektiğini söylemiyordum o an mutluluğun huzurun tadına varıyordum
Biraz gezip eğlendikten sonra feribot Saatim gelmişti yine üzülmüş üzülmüştüm
Feribot Saatim gelmişti ve feribota bindim
Ve daha sonra eve varmadan 3 buluşmayı konuşmaya başlamıştık gene Aynı yerde Yalova'daydı gel zaman git zaman 3 buluşmayıda yaptık son buluşmaydı bu buluşmadan sonra aileler tanışıcak adı konulucaktı güzel bir gün geçirdikten sonra aramızda konuşuyorduk nişanı nerden sözü nasıl evliliği ne zaman yapalım diye o günü de bitirdikten sonra geriye sadece kız tarafından haber beklemek kalmıştı 1-2 hafta sonra beklenen haber gelmişti gidiyorduk tanışmaya o kadar mutluydum ki sözlerim anlamsız kalıyor heyecandan elim ayağım titriyor terliyordum vesile olanlarla beraber yola koyulduk 1-2 saat ardından gelmiştik mavişim pencereden bakıyordu anne geldiler anne diye bağırdığını duymuştum
Apartmana yöneldik karşılama törenini geçtikten sonra içeri geçip oturmuştuk mavişim kendi elleriyle yaptığı ikramları bize sunuyordu her bişey getirdiğinde gözlerine bakıyordum konuya girsinler diye içimden söyleniyordum ve tabi heyecan doruktaydı hatta bir ara fenalaştım heyecandan terleyip bayılacak gibi olmuştum mavişim beni elimi yüzümü yıkamam için lavaboya götürdü elimi yüzümü yıkadıktan sonra fotoğraf çekilelim dedi çekildik o kadar güzel çıkmıştık ki karı koca gibi tanışma Faslı bittikten sonra yavaş yavaş kalkmıştık sora davet sırası bizdeydi bizde kendimizi ayarladıktan sonra davetimizi yapmıştık ve gelmişlerdi biz mavişimle terasta oturup konuşurken güneşin tanısını çıkartıyorduk hamakta sallanıyorduk ve bol bol fotoğraf çekilip duruyorduk aşağı inelim dedik indik kadınlar ayrı bir odaya gidip söz nişan tarihini konuşuyorlardı be belirlenmişti babalara sormaya geldiklerinde benim babam TM uyar gençler nasıl istiyorsa öyle olsun dedi mavişimin babası biz bir eve gidelim bakalım düşünelim dedi işte orda ortam gerilmiş heyecan bitmişti bende çökmüştüm kötü şeyler olcaktı hissediyordum eve gittiklerinde bizi arama zahmetinde bile bulunmadılar bitirmişler kendi kafalarında mavişimle konuşmaya devam ediyorduk ve özlüyorduk bir birimizi kavuşmak istiyorduk ama babası vermiyordu tıpkı şuan bu satırları yazarken ağladığım gibi ağlıyordum onla konuşurken Ekim'e girmiştik ve biz hala kavuşamamıştık artık mavişim umudunu kesmiş beni unut benden sana yâr olmaz babam vermiyor demeye başlamıştı tüm uğraşlarımın ardından bitmişti işte ben o zaman öyle dipsiz öyle uçsuz bucaksız bir uçuruma düşmüştüm ki yere çakılmıyordum ama düşüyordum hep
Hayatım maffolmuştu Uyuyamıyordum uyusam bile gece ağlayarak kan ter içinde kalıyordum sabah kadar ağlayıp bir sigara yakıp halime yanıyordum yere göye sokaklara odalara sığamaz olmuştum hiç bir şey düşünemez olmuştum ona kavuşmaktan başka nefes alamaz olmuştum deliricek gibiydim herkes toparlamak için elinden geleni yapıyordu ama Ne kimseyi görüyordu Ne de duyuyordum umursamaz olmuştum susmayı tercih edip içime kapanmıştım ailem dahi kimseyi görmüyordu gözlerim işime bile gidemez olmuştum odaya kendimi kapatıp sabahlara kadar canım yana yana kalbim kana kana ağlıyordum 1 paket sigarayı bitiyordum herkes uyukudayken benim çığlıklarım yankılanıyordu sokaklarda göz yaşlarım sel olup akıyordu İstanbul'a kalbim ise kanlar içinde yaşıyor atıyordu beynim onun dışında tüm özelliklerini yitirmişti tüm bu yaşadıklarıma rağmen araya bir çok insan girmesine rağmen babası bağırıp çağırıyor vermeye yanaşmıyordu herkes uyukusuz kalmıştı bizim yüzümüzden bizi bir araya getirmek için var güçleriyle uğraştılar ama olmadı bütün hayallerim umutlarım tükenmişti dermanım yoktu yaşamak istemiyordum yanıma bir kaç eşya alıp terketmeye karar vermiştim İstanbul'u nereye gideceğimi bilmiyordum ama gidecektim ailemi cevremi dostlarımı sevdiğimi bırakıp gidecektim kaldıramıyordum artık bedenim yorgun düşmüş gözlerim morarmıştı uyukusuzluktan sürekli göçüp kararıp bayılıyordum vücudum da uyukusuzluk ve açlıktan terk etmiştim İstanbul'u artık Rize'ye Ayşen'e yaylarına gitmiştim telefonu kapatıp ortalıktan kaybolmuştum yalnız kalmak istiyordum kaldığım otelin balkonuna çıkıp hava almayı düşündüm ama gene aklımda o var avazım çıktığı kadar bağırıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım kimse yoktu Yanımda ne olcak nasıl toparlicaz diye karar kara düşünüyordum Aralığın sonu Ocağın başı olmuştu dönmeye karar vermiştim ama gene iyi değildim onsuz yapamam yaşayamazdım. İstanbul'a döndüğümde bütün İstanbul emniyeti beni arıyormuş kayıp ilanı vermişler aradan geçen belli bir zaman sonra her gece kabus görmeye devam ettim ağlamaya devam ettim en zoru da ben üzülüp ağlarken o orda hayatına devam edip gülüyordu habersizce gözlerim çalınan şarkılarla beraber uzaklara dalıyor dilim suskunluğunu oynuyordu birdahaki yeni bir sayfa açamazdım güvenemez sevmezdim işte aşk böyle birseydi dönmeyeceğini bile bile beklemekti aradan geçen zamanla hayata tutunmuştum zor da olsa toparlıyordum ki bir darbe daha yedim eve geldiğimde annemin yüzü düşük hüzünlüydü sordum neyin var annem diye ses çıkarmadı sonra bir davetiye buldum bana birde davetiye göndermiş mavişim evleniyormuş başka bir erkekle yuva kurmaya adım atıyormuş bana yâr olmayan başkasına yâr oluyordu işte orda tekrar yıkıldım basmak istedim düğünü deliye döndüm zor zaptettiler. Verdikleri sakinleştirici ilaçla uyumuştum o günden sonra anlamsız tarifsiz acılar yaşıyordum iç olmadığım dar yorgundu bedenim ruhum ise çığlıklar içindeydi kalbim anlamsız çaresiz bir şekilde kanıyordu durmuyordu canım o kadar çöl acıyordu ki deliden farksızdım tüm bu olaylardan sonra bütün duygularım silinmiş tekrarı olmayacaktı belki evlenirim ama ona hissettiğim gibi temiz yoğun olmazdı çünkü hala korkuyordum be korkuyorum bağlanmaktan sevmekten güvenmekten.dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen harika melodilerinde tadı yok Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu,
Suskunluğuma sarılıyorum.
Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler.
Bazıları da acıtıyor üstelik...
Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki.
Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta,
Şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor.
Düşünüyorum da,bu güne kadar hep; gibi yazmışım,
Gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...
Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz.
Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla.
Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve
Ben de yavaş yavaş tükeniyorum...
Onca yıldan sonra;
Hayata dair ne kaldı ki elimde?
Kocaman bir hiç!
Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan...
Öyle anlamsızki yaşadığım hayat.
Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor,
Elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor.
Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler
Ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum...
Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum
Ya da yüreğime su serpecek elin sahibini...
Toprağa ateşi düşürecek,
Denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini...
Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan.
Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken...
Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı...
İçimi kanatan özlemlerle yaşlanıp,
Sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.
İşte yine susuyorum;
Siyah bir geceye dönüyor her anım
Ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı.
İçimdeki çocuk ölüyor...
Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum.
Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri...
Ve ben tüm bu savaşa,
Bu isyanlara
Bu karanlığa ses çıkartamayarak yine susuyorum.
Artık acımıyor canım tüm bu hain yaralarıma rağmen.
Umut,yaralı bi güvercinin kanatları altında ölürken.
Ben ölümlerden ölüm
Sevdalardan, sevda seçemeden,
Son nefesimi,,
Sana gönderiyorum..
