"Ela sakın! "
Arkamdan seslenen Atakan'ı umursamayıp hızımı artırarak ormana girdim.
Tam 3 yıldır çığlıkların yükseldiği girenin asla eskisi gibi çıkmadığı, kabuslarımın baş rolü olan bu orman artık beni delirtiyordu.
Üniverstenin yolunun üzerindeki bu orman herkesin asla girilmeyecekler, listesinin başında yer alıyordu.
İki gün öncesine kadar benim içinde aynı kuralar geçerliydi.
Ama Su'yun kaybolmasından sonra işler değişti.
Tiyatro kulübünde bir arkadaşı onun yürüyüşe çıkacağını söyleyip ormana girdiğini görmüştü.
Bu da bardağı taşıran son damla oldu.
Bugün ya bu ormanı yakacaktım, yada bu ormanda yanacaktım.
Adımlarımı hızlandırıp, az önce Atakan'la duyduğumuz çığlıkların geldiği yöne doğru koşmaya başladım.
Bunca yol koşmama rağmen sıklaşan ağaçlar dışında etrafta kuş uçmuyordu.
Adımlarımı yavaşlatıp kendi etrafımda dönmeye başladım.
"Hadi Su, tek bir işaret yolada seni bulayım."
Etrafımda dönmeyi bırakıp, sağ tarafımdaki ağacın dibine çömeldim.
Bakışlarım ormandayken birden bire önümde parlayan cisim dikkatimi çekmişti.
Yere doğru uzanıp yerdeki cismi inceliyecekken bunun bir kolye olduğunu anladım.
"Su'yun kolyesi bu, Tanrım o burdayımış."
İçimde oluşan rahatlama, yerini büyük bir korkuya bırakmıştı.
Onun bu ormandan "KURBAN" olarak adlandırılan insanlar gibi delirerek çıktığını düşünemiyordum bile.
Ayaklanıp bütün gücümle ilerlemeye devam ettim.
Az ilerdeki dağ evi dikkatimi çekmişti.
Büyük dağ evine doğru yürürken kapısının açık olduğunu fark ettim.
Adımlarımı hızlandırıp tam merdivenlerin ilk basamağına adım atmıştım ki arkamdan yükselen sesle olduğum yerde kalakaldım.
"Deneme Bile!"
YOU ARE READING
ARBORETUM
Mystery / ThrillerÖlümün Kucağı... Şimdi birine hayat olacak mı? ** Koca bir orman, Boş bir Salıncak. Hergün farklı çığlıklar. Genç kız uyarılmıştı. Açık ve net iki kural; Bakma ve İlerle.. Ama bu meraklı ve dik başlı kızın kurallara uymayacağı gün...
