Yaşasın, şu an çook mutluyum. Artık o çok beklediğim an geldi. Hani küçükken babanız ya da anneniz dışarı çıkar ve siz onu pencerenin önünde acaba "bana da bi şey getirir mi?" sorusuyla beklersiniz ya, haa işte öyle bi heyecan ve büyük bi beklenti var çünkü artık yeni okulumdayım. O eski sokaklarda koşup oyun oynarken, düşüp dizinin kanamasını aldırmayıp sümüklü haliyle hala koşmaya devam eden Küçük Gamze büyüdü ve bir lise de okuyor.
Evet, Ben Gamze Yılmaz. 15 yaşındayım ve liseye başladım,
Hayallerimin lisesine, nedendir bilinmez ama küçüklüğümden beri bu lisede okumak istiyormuşum. Küçük yaşta bu lisenin adını nerden duydum, neden bu kadar sevdim gerçekten bilmiyorum. Ama çok küçükken anneme bu lisede okuyacağımı söylemişim ve ben bunu ba-şar-dım. Evet, bunu ben başardım. Mutluluktan delircem ve o büyük an, şimdi hayranı olduğum bu liseye ilk adımımı atacağım an bu an, ayağımı kaldırdım ve ayağımı kaldırmamla bi öküzün bana çarpması bir oldu, resmen hayran olduğum okula adım atmadım, yuvarlandım. Ahh! Canım çok yanıyordu. Dizim kanıyordu. Galiba bu liseyi kazanarak bütün şans yüzdemi orda bitirmiştim. Kimdi lan o öküz!? Sonradan yavaşça bi el benim kolumu kavradı ve kalkmama yardımcı oldu. Aaa, pardon beni kalkmam için sürükledi!
İnanamıyorum; bu çocuk resmen taze, organik, az kullanılmış bi öküz.
İnsan azcık bi kıza saygılı olur dimi ama!? Beni sürüklemesi bittikten sonra beni sonunda kaldırdı. Yüzüne bakmak için kafamı kaldırdım ama maalesef bu benim gibi 1.60 güzelleri için çok zordu, çünkü çocuk resmen 2 metreydi, 2 METRE!? Boynumu sonuna kadar kaldırmam gerekti ama hala yüzünü göremiyordum. Sonunda zorlandığımı anlamış olmalı ki yüzüme eğildi.
"Bu kadar kısa olmak zor olmuyor mu? Hayır yani, nasıl üst raflara yetişiyorsun?"
Tanrım, düştüğüm duruma bi bak, bu ORGANİK ÖKÜZ özür dilemek yerine benimle dalga geçiyordu, ama ben asla kibar hanımefendi olmadım, olmam da. O yüzden kollarımı göğsümde birleştirdim ve,
"Bu kadar uzun olmak zor oluyor mu? Hayır yani, kapılardan nasıl geçiyorsun?"
Onu kendi silahıyla vurmuştum. Kesin ona "saygılı olur musun?" gibi şeylerle çıkışmamı bekliyordu ama ben öyle lafı yiyip susacak kızlardan değildim. Resmen gözleri şok, şok, şok diye bağırıyordu. Ama bu kadarla yetinmedim,
"Maalesef bende senin gibi özür dileme inceliğinde bulunmayıp laf soktum, PAR-DON!" Sondaki kelimeyi yüksek sesle ve heceleyerek söyledim,
Çünkü bilmiyor olmalı.
Bana demek savaş istiyorsun cüce der gibi baktı ve hafif dudağının kenarı kıvrıldı.
" Bak senden özür dilemeyi çok isterdim ama benim sözlüğümde özür dilemek, pardon, çok üzgünüm gibi kelimeler yok, Okey?" Ah gamze, yine haklısın...
" Hayır canım, okey falan değil, burdan ancak benden özür dilersen gidebilirs-"
Ne!? Şaka mı yapıyorsun, Aaa gidiyor, oha valla gidiyor. Dediğimi dinlemeden gitti resmen. Öfkeden nar gibi kızarmıştım. Koşarak koluna yapıştım.
" Hey kime diyorum ben!? "
" Bana olmadığı kesin..."
Sakin ol Gamze, sakin ol şampiyon, sadece sırık, öküz, aptal birisi için çıldırıp üstüne atlama ve yüzünü ısırma...
" Bak, beni çıldırtmaya çalışıyorsun, anlıyorum ve bunu başarıyorsun, bunu anlıyorum. Ama nasıl birini dinlemeden çeker gidersin bunu anlamıyorum! "
Bir an Karantina serisindeki Onur gibi "senin hayatını anlamdırmakla görevli değilim." diyecek sandım. Bu Karantina kitabını unutmalıyım. Hayatıma işledi resmen,
" Bak sadece dersime gitmek istiyorum, okey?"
"Okey, okey" diyerek alaycı bi şekilde taklidini yaptım." Okey mokey değil abicim, Sen ya burda benden özür dilersin ya da bedelini ödersin." Tanrım, bi gazla böyle konuşuyorum ama ben bu kas yığınına hiç bi şey yapamam, bu beni serçe parmağıyla tuş eder.
" Yaaa, ne yaparsın, serçe parmağımı mı ısırırsın?" o kendi esprisine sırıta dursun, ben ona ne yapabilirim diye düşünüyorum. Sonra aklıma ilk gelen tehtidi söyledim.
"Sana... Sana, sana makyaj yaparım!?"
Aferin Gamze aferin, süper tehtid seni ayakta alkışlıyorum. Bravo, bravo... Tehtidimden utandım yemin ediyorum . Şuan bu ORGANİK ÖKÜZ benim yüzüme çok yaratıcı bi tehtid dermiş gibi bakıyordu. Resmen kendimi rezil ettim ya,
" Tanrı aşkına, ciddi misin!? Allıkta var mı??" dedi, kızlar, erkekler hakkında konuşurken hafif "aaayyy" diye bi çığlık atarlar ya, işte tam ona benzer bi ses çıkardı, "Hem rujda süreriz." dedi. Sonra çapkın bi şekilde gülümsedi. Ama şunu farkettim. Gerçekten çok yakışıklıydı. Havaya doğru kaldırılmış ve kabartılmış kumral saçları, belirgin çene kemiği, yanaklarında hoş "Gamze"leri, hele o bal rengi sanki üstüme damlayacakmış gibi gözüken gözleri, Bi de... Lan!? Gamze kendine gel, ne diyon sen, tamam yakışıklı olabilir ve hatta çekici, hatta... GAMZEEE! Kendine gel Bunların hepsi olabilir ama şunu sakın unutma, ÖKÜZ İS ÖKÜZ. O taze, organik ve az kullanılmış bi öküz, bunu sakın ama sakın unutma!!!
" Yaa gerçekten küçük bi özür dilemek bu kadar mı zor? Sadece özür de onu da kabul ederim ve bir daha birbirimizi görmeyiz."
" Ahhh, şeker şey anlamıyorsun herhalde, BENİM sözlüğümde özür gibi sözcükler yok, Okey?"
Aaaaa!? Üstüne atlayım alnına CD kalem ile ORGANİK ÖKÜZ yazasım var şu an. Ama galiba onun anlına bunu yazmak için baya yüksek bi yere zıplamalıyım.
" Tamam lan, özürünü de istemiyorum, başka Bi şeyini de istemiyorum. Lanet olsun, OKEY? "
Yaptığı tek şey omuz silkip sessizce kurtuldum demek oldu. Ona minnacık bi küfür savurduktan sonra bileğimdeki saate baktım. Aferin Gamze, bi ORGANİK ÖKÜZ için ilk dersinin 20 dakikasını kaçırdın, aferin sana salak kız, dersin en azından ucuna yetişebilmek için koş diye bağırdı iç sesim. Koştum. Kapıyı çaldım. Ve içeriden
"Geeeeell"
komutunu aldım. Ve kapıyı açıp içeri girdim. Tanrım girmez olaydım. Maalesef ORGANİK ÖKÜZ ile aynı sınıftaydım.
Lütfen okuduğunuz hikaye hoşunuza gittiyse beni takip edip başka hikayelerimi de beğenebilirsiniz ve bir yıldızı da çok görmeyin.
❤️❤️❤️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AŞK GELİYORUM DEMEZ
Teen FictionAŞKI NEFRET SANAN ÇOOK KİŞİ VAR. Küçük👌bi çarpışmayla tanışan öküz ve mikro organizmanın hikayesi...
