Kraliçe yol boyunca çoğunlukla sessiz kaldı.Nedimeler de böyle anlarda bir şey sormaya cesaret edemiyor birbirlerine bakıp kraliçenin bu haline bir anlam vermeye çalışıyorlardı.Yemek saatlerinde kraliçe bazen tek lokma almıyor bazen de keyifle yiyip sohbete katılıyordu.Yine de karanlık çöktüğünde ay ışığında ilerleyen at arabasında korkmayan tek kişi oydu.Bir kraliçenin daha çıtkırıldım olması beklenirdi halbuki.Gerçi o bildikleri duydukları hiçbir kraliçe gibi değildi.Belki de arabacı ve nedimeler karanlıktan,haydutlardan ya da vahşi hayvanlardan değil bu kadınla ilgili dolanan "Cadı" söylentilerinden korkuyordu.
Yolun yarısında fıçıdaki suyu ve lavantaları tazeletmesine de bir anlam veremediler zaten.Fıçı arabanın arkasında sarsıldıkça güzelim kaftan iyice sırılsıklam olmuş,lavantalı su her dikişine işlemişti.
Kraliçe yolu izliyordu.Bu yolları sarayına gelirken de geçmiş,o yalnız ağacı o zaman da görmüş,o küçük köyün duman tüten bacalarını o zaman da saymıştı.Fakat geri döneceğini hiç düşünmemişti.Ya da düşünmemeye çalışmıştı.
Büyük Saray'da doğmuş orada büyümüştü.Babası hayata veda ettiğinde savaşıyordu.Henüz çok gençti o zamanlar kraliçe.Erkek kardeşiyle üvey kuzeni arasındaki taht kavgası babasının yas törenini bile kuşatmıştı.Kraliçe bunlara taraf olmak değil şahit bile olmak istemiyordu.O zaman da böyle bir at arabasıyla saraydan çıkmış ve bu yollardan geçerek sarayına gelmişti.Kardeşinden öylesine bir izin istemişti.Kardeşi de hiç zorluk çıkarmadı.Yalnızca "O saray yıllardır kullanılmıyor, biraz köhne olabilir. Dilersen tadilat emri verip taşınmak için gelecek baharı bekle." dedi.Kraliçe bunu da kabul etmeyince yalnızca uğurlamak kaldı erkek kardeşe.Hem bu çirkin genç kadın ne işe yarardı ki bu sarayda?
Kraliçe yıllarca kardeşinden yardım istememiş,haber almamış,babasının ölüm yıldönümlerinde bile "Mezarı olmayan bir babayı herhangi bir yerde anabiliriz." diyerek başkente gitmemişti.Yalnızca kardeşinin tahta geçtiğini ve üvey kuzenle bir anlaşma yaparak barış sağladığını duymuştu.
Kraliçe önünde uzanan kızıllığa baktı.Güneş batarken sarayında çalışanları düşündü.Her birini kendi acılı hayatlarından kurtarıp yanına almış,bütün düzeni kendine göre baştan kurmuştu.Kapıdaki birkaç muhafız hariç saray tamamen kadınlardan oluşuyordu.Şimdi birkaç günlük yol sonunda ulaşacağı "evi" ise ona çok yabancıydı.Her yanı entrika,ihanet ve kan kokan o saraya dönerken gözlerinde başkenti yakacak bir ateş parlıyordu.
YOU ARE READING
Çirkin Kraliçe
Historical FictionÇirkinin yenilmesi yoktur. Çirkin,güzellerin bir gülücükle elde edebildikleri için daima çabalamak durumundadır. Çirkinin gücü asla düşmemesinde değil,düşünce ayağa kalkabilmesindedir. Çirkine göre iltifatlar,ihtiyacı olmadığı gibi aynı zamanda redd...
