Wir haben unsere Inhaltsrichtlinien aktualisiert.
Sieh dir die neuesten Richtlinien an, um weiterhin sicher Geschichten zu teilen.

Başlangıç

8 1 0
                                        

Pişmanlık belkide bu hayatta katlanılması en zor şeydir en azından benim açımdan öyle üç yıldır her günümü pişman olarak yaşamış biri için belkide daha fazla kötü tanımı olabilirdi . Gözlerimi yanımda uyuyan oğluma çevirdim nasıl yapmıştım bunu ? Nasılda almıştım onun babasını elinden ? Sahi babası da beni benden almamış mıydı ? O terk edip gitmemiş miydi beni ? Onu özlemiştim . Beni bırakıp gitmesi benim için önemli değildi çok özlemiştim kafamı yastığa her koyuşumda aklıma gelen adam benim en kırılgan yanımdı ama gelse arkamı döner giderim ordan ağlardım belki çok ama yine de giderdim çünkü o da gitmişti arkasına bakmadan gitmişti her şeyi hiçe saymış yalvarmama rağmen gitmişti üç yıldır hissettiğim bu boşluğu dolduracak hiçbir şey yoktu çok denemiştim ölmek istemiştim yeterki canım acımasındı ama yapamamıştım çünkü bu adamın bir emaneti vardı bende . Her sey şu an yanımda uzanıp gözlerini mutlu bir şekilde kapatmış küçük adam içindi çok düşünmüştüm ona söylemek istemiştim ama beni bırakan oğlunu da bırakmaz mıydı? Belki bırakmazdı bunu hiçbir zaman bilemeyecektim . Yavaşça kalktım Mert'in yanından ve odamızdan çıkıp Sılanın odasın girdim hala uyuyan arkadaşımı dürtüp " Kalk bakalım uykucu " oflayarak bana arkasını döndü " Beş dakika daha " bu sefer daha hızlı dürterek
" Hazırlanmaya gidiyorum bak kalkmazsan yine kovulacaksın bu kaçıncı Sıla " beni takmayan arkadaşıma daha fazla musallat olmayarak giyinme odasına girdim üstüme buğday tenime yakışan kırmızı bir elbise seçtim düz saçlarımı kendi halinde bırakarak kahverengi gözlerimi ortaya çıkaracak bir makyaj yaptım ve son olarak stilettolarımıda giymiştim ve hazırdım bugün şirkette çok önemli bir toplantı vardı . Hızlı davranarak ceketimi ve çantamı alıp odadan dışarıya çıktım evin kapısının açılma sesiyle adımlarımı oraya yönlendirdim " Günaydın kızım " diyen Ayşe teyzeye aynı şekilde karşılık verdim Ayşe teyze biz işteyken Mert'e bakıyordu ki ne yalan söyleyim o olmasa halim çok kötüydü " Kızım yedin mi bir şeyler"
Kafamı hayır anlamında salladım
" Ama şirkette atıştırırım bir şeyler neyse ben kaçtım " diyerek kendimi dışarı attım hızlıca rezidanstan çıktım İstanbuldan kaçıp İzmire ilk geldiğimizde elimizde çok fazla bir para yoktu benim birikmişlerim ve annemin yardımıyla burayı tutmuştuk fakat şu an bindiğim araba ve bu evin artık benim olması bizim başarımızdı Sılayla ikimiz çok çalışmıştık ilk geldiğimizde hatta o ben hamile olduğum için daha çok neyse ki şu an o çalışmasa bile yetecek paramız vardı . Bunları zihnimden kovup hızlıca arabama atladım İzmirin trafiği yüzünden 10 dakikalık işime yarım saatte gelmiştim hızlı adımlarla şirkete girdim bu şirkete sekreter olarak gelmiştim fakat o kadar çok çalışmamdan sonra ikinci patron olmuştum ve bu sanırım hayatımın başlangıç noktasıydı . Selam verenlere ufak bir baş selamıyla selamlayıp asansöre bindim 13. Kata basarak beklemeye başladım ofisimin olduğu kata ulaştığımda inip odama girdim ve kaşlarımı çattım " Odamda ne işin var acaba " karşımda alayla sırıtan Yağız iyice sinirlerimi geriyordu ben ilk şirkete geldiğimden beri gözünü bana dikmişti Yağız , Şirketin sahibinin oğluydu ve bu yüzden ikimiz patronduk ve ne olursa olsun bunu bahane edip sürekli yanı başımdaydı " Şu toplantıya 10 dakika falan kaldı sanırım heyecanlıydım bende buraya geldim" gözlerimi devirerek ceketimi ve çantamı astım " Sen hep buradasın Yağız " gülerek ellerini iki yana açtı " Kader işte " tam cevap vereceğim sırada kapının tıktıklatılmasıyla onla iletişimi kesip 'gel' diye seslendim içeri giren sekreterim " Karşı Holding geldi Vuslat Hanım " kafamı sallayarak onu onayladım " Bu holdingin ismi neydi " diyen yağıza bilmiyorum der gibi omuzlarımı silktim " ben sadece yaptığı işlere baktım ve ne garip ki ismi yazmıyordu o dosya babanda sanırım " o da onaylayarak kolunu uzattı " Gidelim mi Vuslat Hanım " gülerek koluna girdim ve konuşarak toplantı salonuna ilerledik önüne geldiğimizde kapıyı açması için bekledim o sırada elbisemi düzelttim kapının açılma sesiyle kafamı kaldırdım ve olduğum yere çivilendim köprücük kemiklerimden ayak parmak ucuma kadar yakıcı bir buz bırakılmıştı sanki bir sey hissetmiyordum ama yakıyordu işte hemde çok yıllardır hasret kaldığım adam tam karşımda bana bakıyordu o kömür karası harabelerinde pişmanlık vardı sanki ya da ben öyle görmek istiyordum bilmiyordum ama tek bildiğim özlediğimdi onu gördüğümde kilit vurduğum geçmişim aklıma hücüm etti ve ben sanki tüm o acıları bir anda yeniden yaşadım.
Geçmişin başı
Elimdeki kapatıcıyı masanın üstüne bıraktım yaralarımızı veyahut değiştiriyorum izlerimizi kapatıcı kapatabilir miydi ?  Ne kolaydı görülenleri kapatmak yaşananların üstünü örte bilir miydik ? Ya da onları da silip atabilir miydik ? Hiç sanmıyordum fakat şöyle bir şey vardı ikisi de orantılıydı içinde ki yaraya sebep olan vücudunda bırakılan izlerden kaynaklanıyordu her acı bir yaraya dayanmıyor muydu? Veyahut her yara bir acıya ? İkisi de aynı cümlelerin farklı söyleniş tarzıydı acının bir çok terimi vardı ama yaranın yoktu acının sonunda hep yara vardı dün yediğim dayak hala herbir zerremi sızlatıyordu , eklemlerimde katlanılması güç bir acı baş gösteriyordu siyah kıvırcık saçlarımı açarak boynumda ki parmak izini bir tık daha görünmez hale getirdim tenimin beyaz olması yaralarımı daha belirgin kılıyordu bugün sanki yeşil gözlerim her zamankinden daha solgundu ve ya ben yine kendimi kandırıyordum, 20 yıldır olduğu gibi , çantamı alarak odanın kırılmış kapısını araladım o da isyan ediyormuş gibi tiz bir ses çıkardıktan sonra daha fazla ses yapmamaya özen göstererek salona girdim ve koltukta sızan adama baktım babam benim en büyük yaramdı babama elbet kızıyordum beni gün ve gün bitiriyordu onu hiç affetmeyecektim fakat bütün bu kızgınlıklarımın , kırgınlıklarımın en büyüğü annemeydi bazen düşünüyordum bizi neden bıraktı diye ama cevap bulamıyordum bu soruyu ilk defa sesli bir şekilde 7 yaşında babama sormuştum ve kabuslarım o zaman başlamıştı çocukluğumu yaralayan ilk tokat o zaman atılmıştı ve arkası hiç durmamıştı gözlerimi yumup açtım
Ağlamamalıydım
Ağlamayacaktım
En azından şimdi,  Beyzanın odasının kapısını ses yapmamaya özen göstererek açtım benim her şeyim yatağında gayet güzel ve mutlu bir şekilde uyuyordu belkide babamın o zalim öfkesine uğramamış tek kişi olabilirdi babam beni ne kadar sevmiyorsa onu o kadar seviyordu sanki tek kızı Beyzaymış gibi seviyor ve üstüne titriyordu elbette bu yüzden kardeşimi kıskanmıyordum ama işte içimdeki kız çocuğunun kalbi sızlıyordu Beyza bunu fark edip babama yaklaşmamaya çalışıyordu beni kaç defa o adamın pis ellerinden kurtarmıştı . Daha fazla vakit kaybetmeyerek kardeşimin üstünü örtüp oradan ayrıldım .

Du hast das Ende der veröffentlichten Teile erreicht.

⏰ Letzte Aktualisierung: May 18, 2020 ⏰

Füge diese Geschichte zu deiner Bibliothek hinzu, um über neue Kapitel informiert zu werden!

CANHIRAŞ - TERKEDİŞ -Geschichten, die süchtig machen. Entdecke jetzt