Karanlık gecede eski bir malikanenin üst katında sallanan sandalyenin üstünde 11 yaşlarında bir kız düşüncelere dalmış oturuyor ama düşünceleri bir yetişkinin ki kadar keskin kararlı ve mantıklı mizacı böyle. Hoş pek de mutlu bir hayat sürdüğü söylenemez .Hele ki 2 gün önce hayatta olan ancak şuan hayatta olmayan vasisi anneannesi ölünce kendini büsbütün yalnız hisseden bir kızın çocuklukla işi kalmamış demekti. Bugün bu evde tek başına kalmasına izin verildi bazı acil nedenler yüzünden ancak yarın ona bakmaya gelecek bir vasis tayin edilecekti . o bunu kesinlikle istemiyordu hayatı zaten bok gibiydi ve şimdi de parası için onunla yaşayacak birini kesinlikle istemiyordu bunu olmaması için ne gerekiyorsa yapacaktı. Gülünç öyle değil mi küçük bir çocuğun elinden ne gelirse işte. Zaten elinden bir şey gelse anne ve babası o doğduktan sonra at arabasının yoldan çıkıp uçurumdan düşmesi sonucunda ölmezdi. Talihsiz bir ölüm diye düşündü küçük kız. Ah bu arada kız diye hitap etmek pek hoş değil kendisini takdim edeyim adı Kristiana Rose Darklight . Konumuza geri dönecek olursak anneannesin ölümü daha trajikomik bir hikaye. Anneannesi o kadar çok yemek yerdi ki domuz leydi adıyla dalga geçilen sosyetik bir kadındı ve boğazına kaçan biftek parçası yüzünden hayatına veda etti. Açıkcası annennesi ile pek anlaşamazdı çünkü çok para gözdü . Kristiana ya sanki anne ve babasının ölmesi onun suçuymuş gibi ona adeta değersiz bir paçavraymış gibi davranırdı. Ev işi falan yaptırmazdı köle gibi çünkü buna ihtiyacı yoktu zaten hizmetçileri vardı. Onun yok olmasını diler gibi sadece ortalıkta dolaşmamasını gözüne gözükmemesini isterdi . Bazen canı sıkılınca kırbaçını çıkarır bir güzel kristianayı kırbaçlardı. Kristiana onun neden bu kadar kızgın ve öfkeli olduğunu anlayamazdı sonuçta anne ve babasının arabasının önüne çıkıp atı korkutmamıştı ki . O daha bebekti ne konuşabiliyor ne de anlayabiliyordu . O zaman niyeydi bu öfke. Bir müddet sonra sorgulamayı da bıraktı sonuçta insan umut etmeyi bırakınca sorgulamayı da bırakmaz mıydı. Üzülmüştü yine de anneanesine çünkü her ne kadar dışarda ki insanlar için soğuk ve hiç şirinliği olmayan bir kız çocuğu sanılsa da aslında kalbi yeni çıkan ekmek gibi sıcacık ve yumuşacıktı yağmurdan sonra kokan toprak kokusu gibi güzel duyguları vardı affederdi her şeyi ama yine de unutamaz aklının bir köşesine yazardı '. hafızası ise dehalara yakışırdı hatta bazen onun gizli ve fark edilmemiş bir deha olduğunu düşünürdüm çünkü hiç bir şeyi unutmazdı ama tam anlamıyla unutmazdı her saniyesine kadar her şeyi kayıt ederdi o yüzdendi belki de bu suskunluğu. Zavallı kristiana (ki kristiana kendine acınmasından nefret eden gururlu bir çocuk ) anneannesinin çalışma odasında oturmuş bir yetişkin gibi vasiyeti inceliyordu . Anneannesi vasiyetinde şunları söylüyordu ; Kristiana rose darklighta bütün mirasımı (ki bu hiç de az bir meblağa değildi sonuçta anneannesi çok zengindi ) bu eski malikaneyi ve nesilden nesile aktarılan çok eski ata yadigarı el yazması kitabı miras bırakıyorum . Kristiana paranın gerekliliğini bilecek kadar akıllı ama parayı bir o kadar da sevmeyen bir kızdı . Parayı sevgi öğütücü olarak görürdü . Para uğruna milyonlarca candan vazgeçilen bir kağıt parçası gülünç bir o kadar da hastalıklı . Birinci maddeyi hızlıca geçti ikinci maddeye gelince anneanesinin neden bu evde yaşadığını bir türlü anlamazdı. Çünkü bu malikane çok eskiydi gösteriş meraklısı biri neden bu evi satmaz ve yenisini almaz ki diye düşünürdü . Ama iyi ki bu evi satmamıştı çünkü kristina burayı çok severdi gizlenecek ve saklanacak bir sürü köşesi hala keşfedilecek bir çok şeyi olan bu gizemli ev aynı okuduğu romanlardaki gibiydi buda ona heyecan veriyordu ikinci maddeyi sevmişti. Üçüncü madde ki vasiyetini ilan eden avukata özellikle üçüncü maddenin çok önemli olduğunu ve kesinlikle kristiana ya ulaştırması gerektiğini belirtmişti. Bu madde kristianaya çok saçma gelmişti çünkü çok eski ve yırtık pırtık bir kitaptı. Anneannesinin saklamayacağı ve önemsemeyeceği türden bir şey . Ama kristiana böyle şeylere bayılırdı ve şimdiden ilgisini cezbetmişti okumak için sabırsızlanıyordu. Pencereden esen rüzgarla ürperdi üşütmemeliydi pencereyi kapatmak için ellerine değneklerini aldı ve ayağa kalktı tekerlekli sandalyesine oturdu ve pencereye doğru sürdü . Pencereyi kapatmaya çalıştı ama pencere sanki ona inat kapanmakta direniyordu . Sertçe itince çerçevesinden çıkan çırpı eline battı ufak bir acı duydu ama sonunda pencere kapanmıştı . Tekerlekli sandalyesini masaya ittirdi ve masanın önüne yerleşti. El yazması kitabı eline ikinci alışıydı . Birini avukattan alırken bir de bu okumak için .Bu kadar beklemesinin temel sebebi ise anlamlandırmadığı garip bir histi açması için geceyi bekle diyordu sanki zihni o da öyle yaptı hiç bir şeyden habersiz ve saf bir şekilde.........
YOU ARE READING
ŞEYTANLA ANTLAŞMA (DEMON CONTRACT)
RomanceKan kokan odada antlaşmanın şartlarını söyleyen şeytanı korkuyla karışık bir hayranlıkla dinliyordu 1. Şart :intihar edemezsin 2.Şart:dilek haklarını daha fazla dilek istemek için kullanmazsın 3.Şart:antlaşma kurallarını ihlal edemezsin bir kere...
