Uyandım. Nerede olduğumu bilmiyorum. Neden burada olduğumu bilmiyorum. Neden çıplak olduğumu bilmiyorum. Ama asıl en kötüsü kim olduğumu bilmiyorum. Etrafıma bakıyorum. Beyaz bir oda, etrafta kan lekeleri var, bir sedyede duruyorum. Yanımda bir sedye daha var. Onda da kan lekeleri var. Bir dolap görüyorum. Ayağa kalkmaya çalışıyorum. Muhtemelen uzun süredir yatıyor olmalıyım çünkü sırtım ve bacaklarım çok ağrıyor. Yinede ayağa kalktım, zorlanarak yürüyordum. Dolaba ulaştım. Dolapta beyaz bir gömlek, siyah bir pantolon, iç çamaşırları, bir kemer, siyah bir manto ve bir not vardı. Kıyafetlerin giydim, üzerime tam oturdular. Notu okumaya başladım, notun dediğine göre adım Jacob Williams. 25 yaşındayım, özel bir dedektifim. Notu bıraktım. Dolapta son olarak bir kutu vardı. Kutuyu açtım, içinde bir maske vardı. Maske sade bir dizaynı olmasına rağmen ilgimi çekti. Maskenin altında gene bir not vardı. Bu maskeyi dışarı çıkarken takmalıydım. Ve notta oturduğum evin adresi vardı. Maskeyi taktım, maskenin normal bir maske olmadığını anlamam fazla uzun sürmedi. Maske aşırı teknoloji içeren bir maskeydi. Buradan internete, uzun bir telefon listesine, şehrin tam boyutlu haritasına ve en çok ilgimi çeken özelliği ise karşımdaki herkesin analizini yapabildiğini söylenen mod vardı. Maskeyi taktım ve kapıdan çıktım. Uzun ve karanlık koridorlardan geçerken maskenin gece görüşü modu olduğunu keşfettim. Bir de kod adım vardı Mr. J. Gerçekten kimliğimin kimse tarafından bilinmesi istenmiyor olmalı. Çıkış kapısını bulduğumda bir şey daha fark ettim bu kadar şeyi bilmeme rağmen geçmişime dair hiçbir şey hatırlamıyordum. Üzerinde fazla düşünmeden maskede ev adresimi işaretleyip adresime doğru yürümeye başladım. Adresim uzak olsada yapacağım acele bir işim veya yetişmem gereken birşey olduğunu hatırlamıyordum. Bu yüzden yaklaşık olarak 7-8 saat yürüdükten sonra evime varabilmiştim.
YOU ARE READING
Mister J
General FictionKimliğini kendisi bile bilmeyen ve hem kendini tanımaya hem de bir dizi cinayeti araştırmaya çalışan bir dedektif.
