Bölüm Şarkıları: Masum Değiliz, Can Evi, Aşk Duası
Merhaba! Yeniden burada olmak çok heyecan verici benim için... Uzun uzun konuşmak istesem de sona saklayacağım. Tek isteğim oy vermeyi ve bölüm aralarında yorum yapmayı ihmal etmeyin.🩵
Her kalp atışının bir sonu vardır."
Her insanın hayattan alacağı vardır. Mutluluk, para, aşk ya da intikam... Benim bu hayattan, bu yeryüzünde yaşayan insandan, insanlardan alacağım bir intikamım vardı. En çok da sevdiğim, evleneceğim adamdan... Benden aldıklarını geri vermesi mümkün olmasa da yaşattıklarının acısını ve pişmanlığını hissedemeden ölmesine izin vermeyecektim.
Ben Afife Aksoy, adaletsiz bir dünyada birçok kadın gibi bastırılan, ezilen ve en acısı acımasızca katledilen iki kadının hakkını aramak için savaş açanım ve yeminim olsun ki yolumdan dönmeyeceğim.
***
"Prensesler gibi oldun güzel kızım." Serap Hanımın sesini duyduğumda, aynada kendimi incelemeye son vererek arkamı döndüm. Kapıyı kapatıp, gülümseyerek yanıma yaklaştı. Bana bakarken gözlerinin içi gülümsüyordu. Onun bu samimi yaklaşımına karşın, somurtuk olan yüzüme zoraki bir tebessüm kondurdum. Serap hanım ellerimi avuçlarının içine aldı ve "dön bakayım bir. İyice bakayım kızıma," dediğinde olduğum yerde bir tur attım. "Maşallah," dedi hayran hayran bakarken. Bana bakarken âdeta gözleri ışıldıyordu. Olacaklardan habersiz sadece oğlunun mürüvvetinin mutluğunu yaşıyordu.
Uzun yıllardır tanıyordum Serap hanımı. Annemin ve kardeşimin ölümünden sonra benim için ağır ve oldukça sancılı geçen süreçte hep yanımda olmuştu. Aynı şekilde eşi Cihangir Bey'de. İlk günden beri kızlarıymışım gibi sahiplenmişlerdi beni. Her daim, ne olursa olsun ondaki yerimin hep başka olduğunu söyler ve hissettirirdi. Hatta zaman zaman derdi ki; 'Sen hiç olmayan öz kızım gibisin.' Bu cümleyi bu aralar daha çok dillendiriyordu ve birkaç kelimeden oluşan o cümle kalbime daha bir dokunuyordu.
Gerçekten gelini olmak isterdim Serap hanımın, tabii Fırat gibi bir oğlu olmasaydı. Oğlunun yaptıkları o kadar acıydı ki, gözüm Serap Hanımı bile görmüyordu. Ona karşı olan nefretim, kinim, öfkem o kadar büyüktü ki, Serap hanımın iyiliği bile öfkemi dindirmeye yetmiyordu. Çünkü annesinin iyi oluşu, Fırat'ın kötü oluşunu değiştirmiyordu. Kötü her zaman kötüydü. İyilik, kötülükten üstündür ancak nefretin gücü ağır basıyordu.
Ellerimi yeniden sıcak avuçlarının arasına alarak, dolan gözleriyle konuşmaya başladı Serap Hanım, "Çok mutlu olun, birbirinizi hiç üzmeyin. Birbirinize olan saygınızı, sevginizi hiçbir zaman yitirmeyin. Eşler arasında evlilik boyunca illaki tartışmalar olur. Bazen ufak olsa da bu tartışmalar, kimi zaman büyük kavgalara da dönüşebilir. Ama siz yine de günün sonunda dargın uyumayın. Her şeye rağmen sımsıkı sarılın," dedi ve akan burnunu içine çekti. Annelik görevini yerine getirmek için öğütlerde bulunuyordu. Hem de bu öğütleri, yalnızca saatler sonra oğlunun hayatına son verecek kadına bulunuyordu...
"Ben oğlumu ilk defa bu kadar mutlu görüyorum, senin sevgin onu iyileştirdi Afife ve iyileştirmeye de devam ediyor. Onu hiç yarım bırakma kızım, olur mu?" dediğinde gözünden bir damla süzüldü. Ağlamamak için kendimi sıkıyordum. Ağzımı açıp, oğlun benim sevgimle iyileşmedi, benim sevgime ihanet etti diyemedim. Kendimi gülümsemek için zorladım. Teşekkür bile edemiyordum. Konuşsam sesim titreyecekti. Sustum ve kollarımı boynuna doladım. O, bu dünya için fazla iyiydi. Onun gibi bir anne, Fırat gibi bir evladı hak etmiyordu.
Kısa süren sarılmamızın ardından kendini geriye çekti, "Ağlattın beni de" dedi parmak uçlarıyla akan rimelini silerken."
"Gözleriniz aksa da hep güzelsiniz," dedim gülümseyerek. İçten bir gülümseme bahşetti bana.
YOU ARE READING
CİNAYETİN MASKESİ
Mystery / Thriller12.08.2026 Polisiye #11 Afife Aksoy, evlenmek istediği adamın ailesinin katili olduğunu öğrenir ve ona sunulan fırsat sayesinde düğün gecesi evleneceği adam Fırat Yaman'ı öldürmek isteyerek hapise girer. Barlas Ener, Fırat'ın babası Cihangir tarafın...
