Burası benim en sevdiğim yer. Anneannemin evi. Aynı anneannem gibi şen şakrak bu ev. Hele bahçesini görmelisiniz oraya çıktığım anda tüm huzursuzluklarımı unutarak yeşil çimenlerin arasında kayboluyorum. Bahçenin ortasındaki kuş havuzundaki kuşların her biri ayrı bir ses veriyor. Sanki ben bahçeye çıkınca benim için özel bir konser veriyorlar gibi. Kafamı sola çevirdiğimde ise çocukluğumun vazgeçilmez salıncağı...
Bende anneannemden gelmiş çok büyük bir yaşama arzusu, mutluluk, sevinç var. Bu özelliğimi çok sevdiğim gibi anneannemi de çok seviyorum. Annem o kadar toz pembe olmasa da ruhumu emecek kadar karamsar değil. Babam ise bir süredir Londra'da. Kendisi alanında uzman bir endüstri mühendisi olduğundan Türkiye dışında her yerde konakladı. Annem ise bir ofiste sekreterlik yapıyor.
O çimenlere her uzandığımda hayatımı gözden geçiririm. Kim olduğumu, hayatımda kimlerin olduğunu, sevdiğim-sevmediğim her şeyi o nemli çimenlerde üşüyünceye kadar düşünürdüm. Bugün biraz erken kalktım anneannemin sesiyle:
"Ezgi! Bak burada bir sürü kelebek var. " Kelebeklere BA-YI-LIR-IM! En büyük zaafımdır kelebekler. Kişiliğimi aynen yansıtırlar ve uçabilecek kadar özgürdürler.
"Geliyorum anneanne!" Son bir kez ıslak çimen kokusunu içime çekip doğruldum. Terasa gitmek üzere harekete geçtim. İçerden annemin ve teyzemin sesi geliyordu. Teyzem birden bağırmaya başladı:
"İYİ Kİ DOĞDUN EZGİ..." Melodinin kalanını benim henüz görüş alanıma girmeyen bir topluluktan dinlerken teker teker gözüküyorlardı. Çok kalabalığı sevmediğimi annem biliyor ki 3 kız kuzenim, büyük teyzem bizim kutlamamız için oldukça ideal sayıdalardı. Pastayı tutan küçük teyzem düşüncelerimi böldü:
"Dilek tut da üfle bakalım güzelim." Kafamdan bir şeyler geçirip çilekli pastanın üzerindeki mumları üfledim.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Lezzetli pastayı mideye indirdikten sonra kuzenlerim tek tek gitmeye başladı. Tabii hepsi benden oldukça büyük ve işleri var. Çok geçmeden evde anneannem, annem, küçük teyzem ve ben kaldık. Annem ve teyzem oranın AVM'sine gitmek için beni zorladılar ama şu an gürültüyü hiç çekemem. Anneannem de onlara katılıp gittikten sonra evde tek kaldım. Dışarısı epey karanlık olmaya başlamıştı ben de içeri girme kararı aldım. Televizyonu açıp oturacakken zil çaldı. Kapıyı açınca karşımda orta boylu, kahverengi saçlı, ela gözlü, zayıf ve tahminen 17 (benim yaşlarımda) bir kız gördüm. Kız beni görünce biraz şaşırdı sanırım beni beklemiyordu.
"Buyrun?" İçimden gelen en samimi ses tonumla konuşunca kız biraz rahatladı ve gülümseyerek konuşmayı devam ettirdi.
"Iı şey merhaba. Annem Güler Teyzene bir görün demişti de."
"Anneannem şu an evde değil. Yeni çıktı sayılır. Ben gelince söylerim ona eğer adınızı söylerseniz..." Ben cümlemi bitirmeden o devam ettirdi.
"Adım Su. Derin Hanım'ın kızı derseniz bilir."
"Tamam söylerim."
"Peki senin adın...?" Ben de aynı şekilde hızlı davranmaya çalışmıştım.
"Ezgi."
"Memnun oldum Ezgiciğim." Ezgiciğim demesi çok hoştu.
"Ben de memnun oldum Sucum..?" Bunu dedikten sonra ikimiz de gülmeye başladık. Tanrım ilk tanışmaları hep berbat etmek zorunda mıyım!
"Evet farkındayım Su'ya cığım pek uymuyor. Bu yüzden ben sadece Su'yu tercih ediyorum."
"Hmm... Anladım 'sadece Su' " Tekrar gülmeye başladık.
"Burada ne zamana kadar kalıyorsun?" Hmm bu hoşuma gitti işte bak.
"Bilemiyorum annemi ikna edersem yarın da kalabilirim sanırım." Aslında annem beni kalmam için ikna eder fakat ben eve dönmek isterim. Fakat *güzel* arkadaşlıklar edinmekten bir zarar gelmez herlade.
"İyiymiş..." Tabii ki iyi. Böylece birbirimizi daha iyi tanırız.
İç seslerim beni ele vermiş olmalı tahmin ediyim kesin yine kulaklarıma kadar gülümsedim. Bunun üzerine ilk adımı atmaktan kurtulmuş oldum:
"Öyleyse Ezgiciğim, yarın iki komşu biraz konuşup tanışalım mı ne dersin?"
"Olur. Ne zaman?"
"Ben gelirim seni almaya." Huh sahiplenici kız.
"Tamam o zaman. İyi geceler sana."
"Sana da Ezgiciğim." EZGİCİĞİM DİYİŞİNE HASTA OLDUMMM!!
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ben biraz hayal dünyasına dalmış olmalıyım ki saatin gece 3 olduğunu görmemişim bile. Fakat annemlerin hala gelmemiş olması beni ürpertti. Gerçi burası küçük ve 3 kişiler bir şey olmaz onlara ama bir arasam fena olmaz.
Annemi aradım önce. Telefon çalıyor ama açmıyor. Teyzemi de denedim onun telefonu kapalı olmalı çünkü çalmıyor. Anneannemi de aradım fakat o da açmıyordu. Çıldırmadan önce sakin düşünmeliydim. Akıllı ol Ezgi. Gece 3 AVM'ye giden annenler hala gelmediler ve hiçbiri telefonunu açmıyor. Teyzemin arabasıyla gittiler AVM'ye. Ezgi akıllı ol. Sakın çıldırma. Çıldırınca çok kötü oluyorsun. Bahçeye çık Ezgi orada düşün. Temiz hava iyi gelir.
Terasın kapısını zor açtım. Nefes nefeseydim ve yerde sürüklüyordum kendimi. Ayağa kalkamıyordum. Sesli söylenmeye başladım. Sakin ol Ezgi. Bir şey yok. Sen çok kötüye yoruyorsun. Kötü bir şey yok. Artık nefesim yetmemeye başlıyordu. Ağlıyordum. Gözlerim kararmıştı.
ESTÁS LEYENDO
Kelebek Kız [gxg]
RomanceSarıldıkça kendimi gözlerindeki denize daha da yakın hissediyordum. Kokusu... Vanilya aromalı enfes bir dondurma gibiydi. Ben o dondurmadan yiyordum, tadını çıkarıyordum. Huzurdaydım. Benim huzurum deniz manzarasının karşısında vanilyalı dondurma ye...
![Kelebek Kız [gxg]](https://img.wattpad.com/cover/217791472-64-k953396.jpg)