1. Bölüm

81 4 2
                                        

Uyandım. Uyanmaktan nefret ediyorum. Zaten kim sevebilir ki... Ilgın, can dostum, kardeşim, ailem... Galiba hayatımda tek değer verdiğim kişi olabilir. Lise ikiden beri aynı sınıftayız. Ve her ne hikmetse aynı üniversitede farklı bölümlerdeyiz.

"Ekim, uyandın mı?" İşte en sevdiğim ses. "Uyandım Ilgın'ım." diye cevap verdim.

Kendi odasından benim odama geldi ve "sana çok güzel sürprizim var!" Dedi. Yine bir şeyler karıştırdığını az çok tahmin edebiliyordum.

"Ilgın yine lunapark veya alışveriş dersen hiç almayayım." Lunapark ve alışverişlerden nefret ederim. Ama Ilgın sayesinde çoğu zaman maruz kalıyorum bu aktivitelere.

"Of Ekim! Öyle bir şey değil. Şimdi bir kelime bile etmeden beni dinliyorsun."

"Dinliyorum Ilgın söyle."

"Okulda ikinci sınıflar için bir parti düzenleniyor ve buna kesinlikle bizim de katılmamız gerekiyor. Kızım okulun en havalıları bile gidiyor. Biz de katılalım." Böyle bir şey diyeceğini tiahmin etmek zor değildi.

"Tamam gideriz de o parti için giyecek kıyafetimiz var mı sence?" diye soruverdim.

"Ekim, tek derdin bu mu gerçekten? Dert etme. Hallederiz."

"İyi, sen halledersin o zaman." dedim geçiştirmek için. Bir şey demeden bir bakış atıp gitti. Bu zamanlar Ilgın'da garip bir şekilde bir şeyler seziyorum ama bu hissettiğim şeyin ismini bir türlü koyamıyorum.

Saatime baktım ve saat 13.10'du. Saat 14.00'de dersim vardı. Daha fazla oyalanmak istemediğimden kalktım ve ihtiyaçlarımı karşıladım. Giyinip telefonumu ve çantamıda aldığıma göre artık hazırdım. Mutfakta Ilgın'ın biriyle konuştuğunu fark ettim. Beni görüp hemen telefonu kapattı. Artık gerçekten bir şeyler seziyordum.

Aldırmadan evden çıktım. Kulaklığımı takıp okula doğru yürümeye başladım. kulağımda Sena Şener'in sevmemeliyiz şarkısı çalarken okula gitmek daha keyifliydi. Okula yaklaştığımı fark edip hemen cüzdanımdan okul kartımı basıp okula girdim. Hem yürüyordum hem de çantama kulaklığımı koymaya çalışıyordum. Ve birisine çarpacağımın gayet farkındaydım. Dediğim gibi oldu ve birine çarptım.

Gerçekten yakışıklılığı karşısında hiç birşey diyemedim.

"Şey, mesela önüne bakabilirsin." dedi. Ben
hâlâ donakalmıştım.

"Hey Allah'ım! beni kimlerle sınıyorsun acaba?" diyerek gitti. Artık kendime gelmiştim. Hiç bir şey demeyip sınıfıma doğru gittim. Boş bir yer bulup oturdum ve ardından öğretmen geldi. Onun ardındanda çarptığım çocuk geldi. Şaşırdım. Boş yer bulamayınca yanıma oturdu. Ne tesadüf be (!)
-
-
-
-
Merhaba. Bu benim yazdığım ilk roman tarzı gibi bir şey olacak. Bu birinci bölüm daha başlangıçtı. İlerde çok büyük şeyler bekliyor bizi. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın bir sonra ki bölümde görüşmek üzere...

Toz BulutuWhere stories live. Discover now