#İlk Gün#

348 13 45
                                        

  Sadece yavaşça okula doğru yürüyordu Güneş. Her sabah olduğu gibi zihninin içinde dönen garip hislere kulak veriyordu. Konudan konuya atlayan düşüncelerine engel olamıyordu.

  Rüzgardan sürekli uçuşan koyu sarı saçlarını toparlayıp arkadan rastgele bağladı. Bir süre ömce omuz hizasında kestirdiği saçları birkaç parmak anca uzamıştı.

  Diğer yaşıtları gibi okulun ilk günü heyecanı yoktu onda. Nasıl olsa çoğu kişi tarafından görmezden gelinecekti.

  Okulun kapısından içeri adımını attığı an başlattı hikayeyi...

KAYALAR LİSESİ!

  Sınıfa girdiğinde burnuna dolan rutubet ve yerlerin yeni silindiğini belli eden detarjanın harmanlanmış kokusuyla yüzünü buruşturdu

  En arkalara yakın bir yerlerde tek oturabileceği bir yer bulup oraya geçti. Okul sıralarında ders çalışıp kafa patlatmayı hiç mi hiç özlememişti.

  Sessizce yerinde durup derse geçmelerini beklerken kalemini dişlerinin arasına alıp bakışlarını etrafta gezdirdi.

  Onun gibiler... İnsanlardan ne ara uzaklaşmıştı bu kadar? Oysaki daha lise birinci sınıfta bir çocuktu o!

  Sonunda dikkatini kapıdan giren öğretmene vernesiyle kalemini bırakıp ayağa kalktı. Eteğini düzelterek tekrar oturdukten sonra okul forması etek olan bütün okullara içinden küfür etti.

  Hayatında ilk defa okula gelmiyordu ama neden her yaz tatilinden çıkışta okulun ilk günü aynı sahneleri yaşamak midesinde asitli bir sıvının çalkalanmasına neden oluyordu.

Tanışma faslı...

"Ben Güneş Eylem... Ee... Sanırım bu kadar." yaptığı başarılı konuşmaya oflayarak yerine oturdu.

  Zilin çalmasıyla beraber kendini dışarı atmak için can atıyordu ki öyle de yaptı öğretmen kapıdan çıktıktan sonra ayağa kalkan sayısının artmasını bekledi ve fazla dikkat çekmeden aralarından geçerek kendini koridora attı.

  Bazı duvarlardaki öğrencilere ait çizimleri, yazdıkları kompozisyonları ya da aldıkları ödülleri süzdükten sonra bahçeye çıktı. Zaten çıktıktan sonra zilin çalması da çok uzun sürmedi.

  Sınıfa çıktı ve sessiz sedasız yerine oturdu.
Kafasını önünde açık olan kitaba yaslayarak gözlerini kapattı.

  Kafasını kaldırdığında birkaç kızın onu süzdüklerini fark etti. Dikkate almıyormuşçasına parmaklarını kıtlattıktan sonra kalemini elime alıp birkaç kez çevirdim. Bakışlar inecek gibi durmuyordu.

  Derse öğretmenin gelmesiyle beraber herkes yerlerine oturdu. Ders boyunca huzursuzca yerimde kıpırdandı.

  Zil çaldıkyan sonra güzel bir kız grubunun gülümseyerek etrafında toplanması onu rahatsız etmişti. Yine de onlar gibi samimiyetsizce de olsa gülümsedi.

"Selam..."

"Merhaba."

"Sen neden konuşmuyorsun neredeyse herkes tanıdı birbirini. Selin ben. Bunlar da Cansu, Emel, Seren." alaycı bir gülümseme kapladı suratını. Eteğini çekiştirerek bacaklarını olabildiğince kapattı Güneş.

"Ben tanışmaları sevmem. Ama yanıma geldiğiniz için teşekkür ederim. Güneş ben de."

"Neyse kızlar yürüyün. Memnun olduk Güneş... Seninle baya eğlenceli vakit geçiricez anlaşılan."

  Çarpık bir gülümsemeyle arkasını döndü ve yanındaki diğer kızlarla Güneş'in yanından uzaklaştı. "Selin ve onun minik oyuncakları..." diye mırıldandı. Ardından yanındaki kızları Selin' in elindeki küçük oyuncak bebekler gibi hayal edince kıkırda

Sadece Yan Yana! (TAMAMLANDI) Cerita yang bikin terobses. Temukan sekarang