YAŞANMIŞLIKLAR

96 7 14
                                        

Ablam Eylem ile birlikte yayla evine gidiyorduk. Yayla evindeki sobayı yakabilmek için odun toplamaya ormana gelmiştik. Yayla evine geldiğimiz de yorgunluktan titreyen bacaklarımızla odunları yere bıraktık. Bizim evimizin olduğu alan çok tenha bir alan değildi. Etrafımızda birkaç tane günlük , haftalık veya aylık olarak kiraya veriliyordu. Ablam nefes nefese

" Zilan bir su getirsene ablam ya."

Ablama kafamı sallayarak onay verdim. Eve girdim ve hem demliğe su koydum çay içeriz diye hem de ablama su doldurdum. Ablama suyunu verdim ve bende onun sandalyesinin yanındaki koltuğa kuruldum. Ablam Eylem 21 yaşında ve yaklaşık 1 ay sonra düğünü var. Ben ise 20 yaşıma yeni bastım ve babamın şirketinin çizim atölyesinden sorumluyum. Ablam ilk başta benimle birlikte çizim atölyesine geliyordu o da oranın mankeniydi. Yapılan tasarımlarla fotoğraf çekimlerinde derginin yüzü oluyordu. Biz ablamla birbirimize fiziksel olarak hiç benzemiyoruz. Ben tam yerimin yani Karadeniz'in fiziksel özelliklerini yansıtırken ablam ise daha farklıydı. Ben mavi gözlü, sarışın, beyaz tenli o ise kahverengi gözlü, siyah saçlı ve koyu tenliydi. Ablamın bana seslenmesiyle kafamı ona çevirdim.

" Hı?" dediğimde sinirle bana baktı. " Sen beni dinlemiyor musun Zilan?" ablamın sinirlendiğinde komik bir hal alan suratına baktım ve kendimi tutamayarak güldüm. "Dalmışım ne kızıyorsun be!"  ablam bana doğru döndü ve tekrar anlatmaya başladı. "Baran ve yakın arkadaşı bu bizim karşıdaki evi kiralamışlar. Bugün geliyorlar akşama ateş etrafında oturup mangal yapacağız. Sen rahatsız olur musun diyorum?" kafamı sağa sola doğru salladım. Ablam telefonunu eline alıp oyalanmaya başlayınca bende mutfağa gittim ve çayı demledim. Kek ve börek çıkarttım dolaptan. İkimize de birer bardak çay doldurdum. Tepsiyi dekor sehpaya bıraktım ve bu sefer salıncak tarzında ki koltuğa bağdaş kurarak oturdum. Dekor sehpadaki paketten bir sigara çıkartıp yaktım. Ağzımdan çıkan dumanın gökyüzüne  karışıp kaybolmasını izledim. Gelen bildirim sesiyle telefonu elime aldım. 

"ZEHRA; Zilan Hanım kusura bakmayın sizi rahatsız ettim. Müsaitseniz sizinle konuşmam gereken bir konu var."

" Önemli bir konu mu Zehra?"  

" Evet Zilan Hanım hemde biraz değil çok önemli bir konu."

" Evet nedir?"

" Atölyede bir sorun var. Ablanız artık gelmiyor manken olarak sizde biliyorsunuz ve bizden yeni bir manken alımı için İnternet sitesine duyuru yapmamız gerektiğini söylediniz. Biz duyuruyu yaptık fakat hepsi birbirinden tecrübesiz. Bu yüzden alımları siz şirkete dönene kadar bitirdik. Bundan daha da kötü bir şey var atölyeye bir ortak çıkmış. Sizin babanızın ortağının oğlunu babanız atölyeye ortak yapmış."

Gördüğüm mesajla beynimden vurulmuşa döndüm. Ne demek atölyeye ortak çıktı. Ben bu atölyedeki yerime gelene kadar nelerimi verdim. Buraya kadar tırnaklarımla kazıyarak geldim. El alemin oğlu gelecek pat diye ortak olacak sizce bende o göz var mı? YOK tabi ki. sinirle parmaklarımı tuşlarda gezdirdim.

"Tamam." yazdım ve oturup sakin olmaya çalıştım. Sadece çalıştım ama asla sakin olamadım.  Çayımdan iki büyük yudum aldığımda ağzım haşlandı. " ah" diye bir çığlık çıktı ağzımdan. Ablam yerinden sıçradı elindeki telefonu sakince yanına bırakıp içeri gitti. Döndüğünde elinde buzlu su vardı. Elinden hızla aldım bir dikişte suyu bitirdim. Bu defa da suyun soğukluğuyla çığlık çığlığa bağırdım. Ablam birden çığlık atınca bu defa ben korkudan sıçradım. "AKIN!" ablam koşturarak  Akın'ın üstüne atladı. Ben ise Akın'ın arabasındaki bavulları indiren Hamza'ya odaklanmıştım. Dolan gözlerimi kaçırarak iki yıl önce sevgilim olan sonra saçma bir sebepten dolayı ilişkimizi sonlandıran Hamza. Tabii bundan kimsenin haberi yoktu çünkü üniversitedeyken olan ve biten bir şeydi. Hamza bavulların hepsini indirdiğinde beni yeni fark etmişti. Aynı ilk gün ki gibi o sert bakışlar, belirgin elmacık kemikleri, hafif uzattığı sakalları. Şu an onun yanına gitmeyi deli gibi istiyordum. Kokusu, peki ya kokusu değiştirmiş miydi acaba? Onu o kadar özlemiştim ki çünkü tam 1 yıllık bir ilişkimiz olmuştu üniversite 3. sınıftayken. 4. sınıfa geçtiğimiz de okula Baran diye bir çocuk gelmişti. Ben çocuğa hep arkadaşça yaklaşıyordum çünkü aynı sınıftaydık ve benim sıra arkadaşımdı. Ama o benden hoşlanıyordu ve bunu çok belli ediyordu. Bir gün tasarım dersinde ben sıramda uyuyakalmışım bu Baran'da benim omzuma kafasını koymuş ve fotoğraf çekip  paylaşmış. Tabii benim hala bunlardan haberim yok. Akşam Hamza bana bir mesaj gönderdi " Sana Baran'la mutluluklar." ona defalarca mesaj attım. Baran ile arkadaşlığımı bitirdim. Ama Hamza ile aramız düzelmedi. 1 yıl boyunca o başka başka kızlarla ilişki kurdu bitirdi. Ama ben Hamza'ya öyle bir aşkla bağlıydım ki halen daha onu seviyordum. Onun yüzünden çok acı çekmiştim ama dik durduğumu o da görecekti. Biz öylece durmuş dakikalarca birbirimize bakarken sanki zaman durmuştu. Orada sadece biz vardık. Ablamın kolumdan dürtmesiyle kendime geldim arkamı döndüm ve hızla eve doğru koştum. Yatağımın içine girmiş hıçkıra  hıçkıra ağlamaya başladım. Neden böyle oluyor diye düşünüyordum sürekli artık kaldıracak gücüm kalmamıştı. Bir gram bile güç kırıntısı kalmamıştı. Şu an tek istediğim kendimi işime vermek ve bu kaostan kendimi kurtarmaktı. Yatağımdan kalktım elimi yüzümü yıkadım. kendime ufak bir çanta hazırladım. Zehra'ya mesaj atarak herkesi atölyeye toplamasını ve şu ortak bozuntusunu da çağırmasını istedim. Üzerimi değiştirdikten sonra bahçeye indim. Ablam Akın'ın kolunun altından çıkarak gelip bana sarıldı. " Neyin var Zilan?" iç çektim. " Atölyeye ortak gelmiş. Ufak tefek sıkıntılar varmış zaten kaç gündür gitmiyorum. Bir şey beceremiyorlar bensiz. Zehra'ya yardıma gidiyorum. Geç dönerim belkide dönmem bu gece." bir atölyeye yaklaşık 1 saate vardım.  Atölyeye girdiğimde Zehra koşarak yanıma geldi. " Zilan Hanım sizin odanızda bekliyor. Hiçbir şekilde ne adını söyledi ne de başka bir şey. Patronunuz gelmeden ağzımı açmam diyor." sırıttım. " Tamam Zehra sakin ol alacak boyunun ölçüsünü." hızlı adımlarla odama doğru gittim. Bir de utanmadan benim koltuğuma oturmuş. Bu kendini ne zannediyor. " Oh yerime ortak olduğunuz yetmiyormuş gibi koltuğumu da benimsemişsiniz."  sandalyeyi yavaş yavaş bana doğru çevirdi. Bir dakika bir dakika BARAN! ŞAKA MI BU? kafayı yemek üzereyim biri beni buradan kurtarsın. " Aman Allah'ım burada kimler varmış Miray Zilan Demir vay be seninle bir gün tekrar bu konumda karşılaşmak süper hayatıma tekrar hoş geldin. MİRAY Zilan DEMİR!" sinirden elim ayağım titrerken  aklımda sadece o iki kelime yankılanıyordu BARAN ÖZEL.      



*BÖLÜM SONU*

Evet biliyorum şimdi birçoğunuz ne oluyor? diye düşünüyor. Ben kitabın kurgusunu  tamamen değiştirmeye karar verdim. Çünkü eski kurgu artık hoşuma gitmiyordu ve biraz çocuksuydu açıkçası ve saçmaydı. Şimdi eskisinden daha iyi bir kurguyla tekrar karşınızdayım. İyi okumalar... 

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Mar 24, 2020 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

LAZ KIZI ( DÜZENLENİYOR...)Stories to obsess over. Discover now