Bölüm 1 : Ateşböceklerinin hikayesi

1.8K 359 936
                                        

Sevgili okucularım. İlk hikayemi yazdığım için heyecanlıyım. Umarım sizde severek okursunuz. Hadi bismillah 🌟🌞

Medya: Seni severdim

★★★★Bölüm 1: Ateşböceklerinin hikayesi★★★★

Zifiri karanlık ormanın içinde, beni kurtaran kahramanımın elini tutmuş halde koşturuyordum. Her adımımızda kuru yapraklar ayaklarımızın altında hışırdıyor, uzaklardan gelen baykuş sesleri karanlığın içində yankılanarak içimi ürpertiyordu. Elini daha sıkı tuttum; sanki avuçlarına tutunursam korkum azalacakmış gibi. Ama kalbim boğazımda atıyor, nefesim düzensizleşiyor, küçük bedenim titriyordu.

"Burada saklanabiliriz... kimsenin aklına gelmez," dedi fısıltıyla ve karşımızdaki küçük, dar mağarayı gösterdi.

"Hadi, gel. Çabuk ol... şimdi gelecek," diyerek beni mağaranın karanlık girişine doğru çekti.

İçeri adım atar atmaz bütün cesaretim sanki sırtımdan süzülüp gitti. Gözlerimi kapadım ve ona sıkıca sarıldım.

"Çok korkuyorum... ya bizi bulursa?" dedim ince, titrek bir sesle.

"Korkma. Ben yanındayım," dedi - sesi o kadar sakindi ki karanlığın içinde tek ışık kaynağı gibiydi.

Tam o anda etrafımızı saran birkaç tane ateşböceği mağaranın karanlığını titrek bir ışıltıyla doldurdu. İçimde bir anlık bir ferahlık doğdu... ama bu mutluluk fazla sürmedi. Gözüm duvarların derinliklerine takıldı. Yarasa sürüleri tavanda sıkışmış gibi kıpırdanıyor, dev örümcekler gölgelere yapışmış halde duruyordu. Nefesim kesildi, dizlerim zangırdadı.
Gözlerimi hemen kapadım. O an iki küçük el, gözkapaklarımın üzerine yumuşakça kondu - sanki bütün korkumu elleriyle tutup bastırıyordu.

"Geçti," dedi fısıldayarak.

Ben de aynı tonda tekrarladım: "Geçti..."
Ama içimdeki ürperti hâlâ canlıydı.

"Korkularının geçmesini ister misin?" diye sordu. Sessizce başımı salladım.

"O zaman... hepsini birer ateşböceğine dönüştür. Ben de onları karanlığa hapsedeyim."

Gözlerimi tekrar kapadım ve içimdeki bütün korkuları, peşimi bırakmayan o mavi gözleri, birer ateşböceğine dönüştürdüm. Hepsi ışık olup içimden çıkıyor gibiydi.

"Oldu... şimdi ne olacak?" diye sordum, heyecanla karışık bir ümitle.

O ayağa kalktı ve mağarayı dolduran ateşböceklerini dışarı doğru kovdu. Küçük ışıklar birer birer karanlığın içine karıştı.

"Şimdi geçti mi?" dedi bana dönerek, gözlerinde umutla parlayan o çocuk cesaretiyle.

Ben gülümsedim - belki de hayatımda ilk kez bu kadar içten bir "evet" hissettim.
Tam o anda dışarıdan bir ses yükseldi:

"Çıkın dışarı, küçük haylazlar!"

Ses mağaranın içini buz gibi doldurdu. Korkuyla ona yapıştım; bizi bulmuştu. Ondan kaçış olmadığını içimde acı bir gerçeklik gibi hissettim.

Özgürlüğe susamış ateşböcekleriStories to obsess over. Discover now