Önce şu lanet projeyi bitirmeliydim. Aklımdan çok güzel fikirler akıp gidiyordu, sanki çok büyük bir şey bulmuş gibi mutlu hissediyordum kendimi gereksiz bir mutlulukla o gece siteyi tamamlamış ve bir freelance işiminde sonuna gelmiştim. Müşteriye proje dosyalarını göndertikten sonra saatin sabah 5 olduğunu yeni fark ettim ve hemen yattım. Uyandığımda saat ikindiye geliyordu. Şaka gibi, gün bitmişti resmen. Kalkıp kendime gelmeye çalıştım ve hemen müşteriyi aradım. İlk aramamı açmadı. İkinci arayışımda küçük bir kız açtı telefonu;
"Alo" dedi masum bir ses.
"Eee.. Merhaba ben Pars, acaba Mehmet Beyle görüşebilir miyim?"
"Anne!" diye seslenerek bağırdı küçük.
"Eşim bu sabah vefat etti." dedi kadın. Soğuk kanlı ve titrek bir sesti. Kadın telefonu kapatmıştı ama ben hala kulağımda tutuyordum telefonu. Duyduklarımı idrak etmeye çalışıyordum.
Gece yarısı olmak üzereydi. Ve ben dizinin bir sezonunu resmen bir gün de bitirmiştim. İşte biz buyduk etkisiz eleman. Dünaya da ve çevremizde bir sürü olaylar olurken güvenli bölgemizde beyin uyuşturuyorduk. Şuan hiç birşey yapamayacak kadar yorulmuştum ve yine günü değersiz bir şekilde kapattım.
Kapı ölüm gibi çalıyordu. Bedenim yatağa zincirlenmiş gibiydi kim açacaktı şimdi o kapıyı ve kimdi ki bu? Yarı uykulu açtım kapıyı.
"Kargo, Pars Gündüz"
"Evet." dedim. Karşımda duran adama sevimsiz bir şekilde.
"Siz misiniz?" dedi. Şu gereksiz sorulardan bıkmıştım artık evet ismim Pars ve ben erkek değilim.
"Evet, Malesef.." dedim sıkıldığımı belli ederek.
İmzamı da attıktan sonra kapıyı kapattım hızlıca. Çünkü saat daha sabah 9'du ve ben 3 saat ya uyudum ya uyumadım. Muhtemelen sipariş ettiğim harddisk gelmişti kutuyu bir kenara atıp uyumaya devam ettim.
YOU ARE READING
Cesaretsizler
Mystery / ThrillerÖldürme arzusunu nasıl hapsedebilirdim ki. Tüm senaryolar kafamdan geçerken. Yazarak belki, çizmek yorucu, takip etmek.. Ama detektif değilim ve olamamda. Basit bir bilgisayar programcısıyım sadece ne yapabilirim ki? Aklımdan geçenleri kontrol etmek...
