1.Şiir
Yüzüme,
Yüreğime su serp...
Kendime kavuşmak üzere ölürken dinç bedenimde,
Bir mahkûmun yüküyle yargılanmak istiyorum,
Yaşama beraat etmeden önce.
Ve gülüşündeki barışta kavga ederken yakalamıyorum.
Kimse görmüyorken yargıla beni,
Beni kimse görmüyor çünkü.
Bu sokaklarda büyüyoruz,
Bir kafes,
Kafesin içinde zehir zemberek bir soluk,
Soluk; duman altı,
Hızlı ölümler gerçekleşiyor gözlerimde.
Biri ölüyor,
Diğeri ölüyor,
Gözümde kanamış bir morartıyla bakıyorum dünyaya.
Sabah çıkamayacağız seninle bu gidişle,
Sandalyeni çek karşıma,
Bir sigara molası vereceğiz ölüme yakın.
Çünkü hikayemiz tamda dibe vurunca başladı.
Kuşlara armağan ediyorum duygularımız cenazesini;
Toprağımız bol olsun...
2.Şiir
Sana ayırdığım küflü bir şiir,
Küfürlü bir dilin altında ağır tütün kokusuyla ses buluyor.
Damağıma sinmiş alkol kokusuda dahil.
Ve ikimizin emeği olduğu herşey,
Yeraltında parçalanıyor,
Göklerdeki hayallerimde dahil...
3.Şiir
Kendi yalnızlığınıza kaçın dostlarım,
Başka çaremiz yok.
Büyük adamların,
Gereksiz ağızların,
Ve küçük insanların dikenleriyle yaralandım.
Duvarlar ve kapılar bilirler,
Benimle susmanın saygınlığını...
Yalnızlığın bittiği yerde kalabalık başlar,
Kalabalığın başladığı yerde
Büyük oyuncuların sahteliği,
Ve zehirli ağızların gürültüsü başlar.
Yalnız olmalı bu kalabalığa,
Senarist olmalı bu büyük oyunculara,
Sağır olmalı bu ağızlara,
Çünkü yaşamak için.
İnsan kalabilmek için.
4.Şiir
Karanlıkta ben vardım,
Yaralarımı sayıyordum yaşamımdan çok,
El gibi sesleniyordum avuçlarıma,
Kırılmış bir hevesle vazgeçişleri sona saklıyordum.
Sabahı bekliyor,
Sabahı epeyce bekliyordum.
Sen diye bakıyorum şu dağa yine,
Dağ yankıyla anlam buluyor.
Adı yankısından daha aciz olarak geçiyor gönlümden.
Dağın ardında annem.
Sesimi çağırıyorum hiç duraksamadan duymuyor.
Rüyanın koynunda annem çok sıcak,
Dünyanın tüm kara parçaları kabukmuşta,
Sanki dağın tepesindeki o sis kapatıyor gibi.
Çocukluğumun dizlerinden öpüyorum geçmiyor işte.
Karın boşluğumda biriken bütün o bekleyişler, bir sancı oluyor.
En azından bunun için kalmalıydın diyorum.
En azından bunun için kalmalıydın.
Eve girdiğim kadar,
Oyalanmadım hiçbir kapınla.
Nasıl bi kapı kapanırsa sokağa,
Öylece kapanabilir insan insana.
Orada çırılçıplak parlayan ayna değil,
İlk bıçakmış.
Göğsümden sızan ilk akıntıymış.
