Never click suspicious links
Reminder: Wattpad will never ask for passwords, payment information, or other sensitive account security details.

1.Bölüm

107 9 5
                                        

(Medya: Esmel'in elbisesi.)

Merhabalar ^^
Uzun zamandır kurgular oluşturuyordum fakat paylaşmak istememiştim. Şimdiyse burada kendime bir şans vermek istiyorum.

Lütfen ilk defa yazdığımı göz önünde bulundurursanız çok mutlu olurum. Yorum ve beğenilerinizi bekliyorum. Teşekkür ederim. Keyifli okumalar. ❤️

"Sen mükemmel bir gerizekalısın Arsu." Sözlerime karşı bana boş boş bakması daha da sinirlendiriyordu.

"Ne bakıyorsun yüzüme. Sanki ben suçluymuşum gibi bir de bana bakıyorsun."

"Şu an ne yapabilirim Esmel? Bir anda söyledim işte. Bir kere de kabul etsen ölür müsün? Beni yalnız bırakacağına inanamıyorum."

Yüzüne bakıp sabır diledim. " Seni yalnız bırakacağımı falan söylemedim Arsu." Gülümseyip yanıma geldi. "Biliyordum." Dediğinde yanıma gelerek ellerini boynuma doladı. "Seninle gelecek olmam sana sinirli olmadığım anlamına gelmez. Onu bunu bırak da giyecek bir şeyler bulup hazırlanalım."

Sırıtıp yatağıma yattı. " Bakıyorum da heveslisin." Yanımdaki yastığı yüzüne fırlattım. "Kaşınma istersen. Kalk da bana üç beş elbise bul." Gözlerimle dolabı gösterip konuşmaya devam ettim. " Eğer bunlarla gidersem bırak içeri almayı o caddeye bile almazlar beni."

Masadan telefonunu alıp bir kaç elbise göstermeye başladı. Gösterdiği elbiseler ya çok açıktı ya da bana göre değildi. "Şu nasıl ? Hem yakınlarda bir yerlerde de mağazası varmış. Gidip bir bakalım mı?"  Bordo kadife bir elbiseydi. Üzerime tam olur muydu bilmiyorum ama gayet güzeldi.

Kabul etmemle  birlikte hazırlanıp evden çıktık. Eğer böyle bir elbise alacaksak bir de ayakkabı almamız gerekliydi.

Mağazaya girdiğimizde görevliler sayesinde elbiseyi deneyip üzerime olan bedenini almaya karar verdik. " Yalnız erkek olsam peşini bırakmazdım söyleyeyim." Dediğinde istemsizce gülümsedim.

Arsu koluma girip bir ayakkabı almamız için mağazaya ilerledi. Elindeki poşetleri yanıma koyup görevli kadına istediği ayakkabıyı anlatmaya başladı.
Kadın elinde bir kaç ayakkabıyla bize doğru geldiğinde ağzım bir karış açıldı. Arsu beni Barbara falan sanıyordu herhalde. Bu ayakkabılarla yürümem imkansızdı. Ayrıca bunu alabilecek kadar büyük bir bütçemizin olduğunu düşünmüyordum. "Ba-yıl-dım" Arsu'nun tepkisine karşılık gözlerimi devirdim.

Kadın yanımızda olduğu için bir şey de söyleyemiyordum. Arsu kadının elinden ayakkabıları alıp bana uzattı. Derin bir nefes aldım yoksa her an üzerine atlayabilirdim.

Ayakkabıyı ayağıma giydiğimde Arsu'nun yardımıyla yavaşça ayağa kalktım. Üzerimde kot tişört ikilisi varken bile bu ayakkabılar mükemmel duruyordu. Zaten ne kadar hayır dersem diyeyim Arsu vazgeçmezdi. Bu bakışların başka bir şekilde açıklaması olamazdı sanırım.

"Evet. Alıyoruz."  Bana asla sormadan alışına şaşırmıyordum. Çünkü bu kız Arsu Çakmak'tı. Ve istediğini alırdı.

                               * * *

‌Alacağımız her şeyi aldığımızda -bileklikler, kolyeler, ojeler, rujlar...- eve gidip hazırlandık. Arsu'nun aralıksız üç saat beni ve kendine bir şeyler yapması insanı çileden çıkartıyordu. Tamı tamına üç saatten bahsediyorum. 

Sonunda makyajımı bitirip geriye çekildi. Yüzüme dikkatle baktı. Sanki bir eksik varmış gibi yüzüme yaklaşıp saçımı sağ omzumdan aşağıya doğru sarkıttı. " İşte şimdi oldu." Dediğinde gerçekten merak ediyordum. Oturduğum sandalyeyi arkaya çevirip aynaya bakmamı sağladı. Bir kaç dakika boyunca kendimi izledim. Cidden çok güzel görünüyordum.

Bu Arsu'nun marifeti mi yoksa benim güzelliğim mi bilmiyorum ama gerçekten aşırı güzeldim.

"Egoistliğin sırası değil. Tabi ki benim sihirli ellerim sayesinde bir prensese dönüştün tatlım." Gözlerimi ona çevirdiğimde sesli konuştuğumu fark ettim. Gülmeye başladım. 

" Şaka maka değil de cidden evrim geçirmiş gibi hissediyorum." Dediğime karşı gülüp tırnaklarını incelemeye başladı. " Biliyoruz bu işi." Ayağa kalkıp elbisenin üzerimde nasıl durduğunu incelemeye başladım.

Arsu elime ayakkabılarımı verdiğince yardımıyla ayağıma geçirip aynanın karşısına tekrar geçtim. Tam anlamıyla mükemmeldim. Biliyorum biliyorum mütevazı bir kişiliğim vardır.

Arsu gideceğimiz yeri ve kimlerin olacağını tekrar tekrar anlatmaya başlamıştı. Ona defalarca insanları çağırmamasını kendimizin de gidebileceğini söylemiştim. Ama o bir kaç bahane sunup çoktan çağırmıştı bile.

Gideceğimiz yer okuldan - sabahları sadece selamlaşmaktan ibaret bir ilişkimizin olduğu- bir kızın düzenlediği küçük bir organizasyondu. Arsu kızı reddetmek istememiş ve benim adıma da geleceğimizi söylemişti. Kızla selamlaşmayı bırakın ismini bile bilmiyordum.

Arsu'nun telefonu çaldığında üzerimize ceketlerimizi alıp dışarıya çıktık. Bizi kimim alacağını bile bilmiyordum.

Aşağıya indiğimizde kapının önünde iki araba duruyordu. Arabalardan  iki kişi indi. Arsu bana bakıp "Dibin düştü. Sakin ol çocukları yeni gördük. Eğer üzerine falan atlamayı düşünüyorsan gece uzun..."

Dediğinde dirseğimi karnına geçirdim. "Gereksiz gereksiz konuşma Arsu." Tepkime karşılık gülmeye başladı. Çocuklar yanımıza gelirken biz de olduğumuz yerde onlara doğru yürümeye başladık.

Arsu çenesini tutamayıp konuşmaya başladı. "Beyler oldukça karizmatiksiniz bu akşam." Gözlerimi devirdim. Bir de şirin olmaya çalışıyordu.

Çocuklar yanımıza geldiğinde birisi Arsu'nun eline uzanıp küçük bir öpücük bıraktı. Tam ağzını açıp konusacaktı ki Arsu fırsat vermeyip "Tanışma faslını geçip arabalara binsek olmaz mı? Yoksa havale geçireceğiz." Çocuk Arsu'nun tepkisine gülüp arabaya yönlendirdi.

İsmini bilmediğim diğer çocukla baş başa  kalmıştık. Yüzüne bakıp hafifçe gülümsedim. Pek girişimci birisi olmadığım için ne yapmalıydım bilmiyorum. O da anlamış olacak ki elini ensesine götürüp " Arabaya geçelim mi ? Sanırım donmak üzeresin." Dediğinde kıkırdadım.

"Kesinlikle donuyorum." Eliyle belimden tutup yavaşça arabaya doğru yönlendirdi. Şimdilik herhangi bir sorun yoktu. İsmini hala bilmediğim çocukları sevmiştim.

En azından yakışıklı ve centilmenlerdi değil mi ?

ESMELHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora